Savaş tanrıçasının fahişeliklerine ve İç savaşlarım üzerine düzülmüş bir yazı…

Dirseklerimizi yerlere süre süre, ilerlediler.. Yanımızda dayak yiyenlerin sesleri ve bir kadının çaresiz yakarışları vardı.. Kirletilen bedenler değildi, kirletilen tertemiz gelecekti sadece.. Ve gece hala soğuk rüzgarlar eserken, gece yarıları terlemiş vaziyette ve soluk soluğa ölümden kaçışanlar vardı sokak aralarında.. Kaos diyordu bir gazeteci, bir yazar değişen dünya düzeninden dem vuruyordu, bir asker mükemmel sonuçlanan operasyonlarının basit gururunu yaşıyordu..

Sonra 40yıllık huzur olan mahallelerden sis bombalarının ve patlamış savaş mühimmatının gri-kara-beyaz-kanlı dumanları yükselmeye başladı.. Evler yıkıldı.. Tam 40yıl heba edildi.. Yaşamları, birçok insanın hiçe sayıldı.. Adına ne halt dersek diyelim, ölümlerden beslendiler.. Savaş tanrıçalığında üstlerine yoktu.. Oyunlarını iyi oynuyorlardı açıkçası.. Ve ister istemez bir tarafa sürükleniyordu insanlar.. Bu sürüklenmeler bile planlıydı..

Saatler hazırlamıştık.. Takvimler.. Ve bunlar, bir tarih zaman gurubunu meydana getirmişti.. Dünya dönüyordu.. Ve bunun sonuçları oluşuyordu.. Bir dışa vurumculuk örneği açısından, gece ve gündüz oluyordu mesela.. Bir kayıt sürecine girilmişti.. Önce resimlerle tarihleştirildi yaşananlar.. Daha sonra yazılarla.. Gelişen dünyada, fotoğraf ve video kayıtları artık tarihi neredeyse kaçırmadan kayıt altına alıyordu.. Tabi hiçbiri tarafsız olamıyor.. Herkes kendi tarihini ve kendi bakışını sunarak tarihe hizmet ettiğini zannediyor.. Anlamadıkları konu, insanlık tarihinin kandan ve savaştan beslendiğidir.. Ölüm görüntüleri ve ölüm araçları her daim var olmuş ve tabi ki de görmezden gelinmiştir.. Bir bomba ile övünmek kadar saçma ve acınası bir şey yoktur şu dünyada.. Hayali savaş figüranlarının, sözde başarılarına sadece üzülerek bakmaktayım..

Savaşsız bir dünyanın var olamayacağını biliyorum ne yazık ki.. Savaşa karşı birlik olmak çok güç.. Birçoğu geçmiş kavgaların sebeplerini dahi sorgulamadan taraf oluyorlar.. Ve aslında hizmet ettikleri ülkeleri değil, savaş tanrıçalarının orospu istekleridir.. Ne yazık ki bu istekleri karşılamak için gece gündüz çalışmakta ve bir hamle daha attığında ödül beklemekteler.. İnsan davranışlarının, köpek davranışlarından farksız olduğu zamanlarda, genellikle içki masasında buluyorum kendimi.. Ve bir votka şişesi düşündürmüyor bu çaresizliği..

Belki de kendimle çelişip, yine kendime çakıyorum kazığı.. Ya da atıyorum her neyse! Ama çoğunlukla uzaklaştığım bu keder önünde sonunda yakalıyor beni paçamdan.. Mutluluk paravanlarının ardında sevişen kahpeleri düşünüyorum.. Ve neden sonra, kederleniyorum hep.. Kimse yaşamak istediği gibi yaşayamıyor.. Çoğunlukla oynan oyunlarla bu gerçekten kaçınmayı seçiyoruz.. Sonrası ortalama 60 yıllık bir kahır..

Çocukken hep bir şeyler olmamız beklendi bizden.. Büyüdük ama hiç bir şey olamadık.. Çokbilmişler, türlü yollarla girebildikleri meslekleriyle caka satarken, bir hiç olmayı becerebilmişlerle çok gülüştük eski viraneliklerde.. Dönüyordu gökyüzü ve şehir hızla değişiyordu.. Bizim viranelikler, moloz yığını oldu.. Ve moloz yığınlarında yaşadıklarımız, şehrin temiz çocuklarının izleyip güldüğü hikayeler.. Bizim yaşamımıza moloz dökenler ise felsefe yaptı, söylemleri güzel bir dünya yaratmaktı ve ilk kurşunu sırtımıza hep onlar attı..

KorsanKalem 23.10.12 00.33

Benzer Yazılar

  • Ve hüzün kokuyor yine şehir.. Bütün yalnız sokaklarda.. (İyi ki doğdun Abi..)

    Hayatım beklediğim gibi değildi.. Bu aralar da pek iyi sayılmaz.. Şansoyunlarında epey çuvalladım.. Bugün eksilerde süzülüyorum.. Çok umursadığımı söyleyemem, ama canımı sıkmıyor da değil hani! Bir kangal sucuk aldım, iki sıcak çikolata paketi ve bir paket çok tuzlu çekirdek(çiğdem,ay çiçeği,günebakan, ne haltsa!), geceyi bunlarla tüketeceğim.. Su ısıtıcısana su koyup  maçın seyrine daldım, epey sonra sıcak…

  • İzmir’de olmak,yeniden..

    Uzun zaman sonra binip de dolmuşuna, Karşıyaka’ya varmayı özlemişim.. Karşımda koskoca Karşıyaka. Ama değişik.. Metro çalışması nihayet bitmiş. Ve ben bunun şaşkınlığı içindeyim, toz toprak gitmiş ve bir istasyon çıkmış ortaya.. Gayet de güzel olmuş. Sanırım artık orası buluşma mekanı olmuş.. Zira, benim güzel kardeşimle orada buluştuk. Ben onu bıraktığımda küçük hoş bir kızdı. Ama…

  • Yine Başladı Maceramız..

    Site sanırım biraz dinlenme ihtiyacı hissetti.. Yada sanal korsanların hayın saldırılarından birisi bizim candostu siteyi yaraladı.. Bir ihtimal de, kurduğumuz yazılımsal modların bir noktada çakışmasından kaynaklı bir sorun..  Her neyse.. Nihayetinde yeniden yayındayız.. Eski temamız şuan için deakftif durumda.. Bir süre(kısa) bu temayla yazınsal paylaşımı yapacağız. Daha sonra eski temaya ya da beğendiğimiz yeni bir…

  • Belaların boyunduruğu altında..

    İnsan kendi ittiği bir insanı düştü diye sorguluyorsa, büyük bir yanılgı vardır ortada. Ben tüm yalınlığımla kalbimi açtım ve sonuçta sevgisiz bırakıldım. Ama benim bundan sonra yaşadığım hiçbir şeyi sorgulanmaz kıldı bu durum. Yani artık bir kuştan daha da özgürdüm. Ve özgür olacağım… İnsanlar basit ve sıradan. Bu yüzden çok kolay sorguluyorlar kendilerinden olmayanları… Oysa…

  • İzmarit yanıkları

    Usul usul yürüyorsun. Elindeki siyah poşetin içindeki şişeler birbirine vuruyor inadına. Sanki sokaktaki tüm pencereler senin aciz bedenini izliyor. Ve şişeler birbirine her vuruşunda sanki belediye, halka sokağa bakması için baskı yapıyor! Sense heybetli apartmanların yanında kendini daha bir ezik hissediyorsun. Yol uzuyor, sen kısalıyorsun ve yağmur hep, böyle olmadık zamanlarda yağmaya başlıyor. Yazdıklarının en…

  • Yazmak,Günümüz Yazarları ve Daktilom Hakkında

    Bir o kadar kolaydı yazmak, çizmek, fotoğraf çekmek.. Şu günlerde hepsinden sıkıldım, herkez kendi aleminde nede olsa!! Ha tabi tutkumdur benim yazı ve fotoğraf.. Ama ne bileyim, küstahlaştığımı düşünüyorum. Herkez yazabilir, herkez fotoğraf çekebilir. Herkez aklına koyduğu herşeyi pek ala yapabilir. En iyisini yapabilirsiniz inanın yeter.. Küstahlaşabilir insan yazarken. Zira yazmak, yada yazacak bilgi ve…