Haykırış…

Dünyanın karmaşıklığı genellikle yoruyor yüreklerimizi. Koşuşturmalar içinde bir hayat sürüyoruz. Zaman çok çabuk geçiyor ve biz saçlarımızdaki beyazlarımıza üzülüyoruz. Yaşanası güzel dünyalar yaratmanın zorluğundan çekinip mücadelelerden vazgeçiyoruz. Uysallıklara bürünüp gizli gizli haykırıyoruz, küfürlerimizi ve kinimizi! Oysa insan yürekli olmalı ve zamanı geldiğinde herşeye rağmen haykırmalı korkusuzca gerçeği;
“Kral çıplak ve hepiniz ahmaksınız!!”

Benzer Yazılar

  • Yine birşeyler saçmalıyor kelimelerim. Öyle işte..

    Hiç saçmaladığınız oluyor mu? Yani saçmaladığınızı hissettiğiniz? Ben sık sık yaşıyorum.. Çoğu kez gülüp geçiyorum, bazen ağlıyorum.. Ağlamak güç göstergesi aslında.. Haykıra haykıra ağladığı kadar özgür insanlar şu dünyada! Ya da saçmalıyorum! Boş bir ev soğuk oluyor.. Bir meymenet eksikliği gibi..  Yazmak zor gelir miydi bana? Bir insana yazmak zor gelir mi? Neyse , çok…

  • Kördüğüm kelimelerim..

    Herkesin yaşayacağı günler belli.. Bazı anlar öyle geçiyor ki ömrüm, bir saniye bir yıl gibi tükeniyorum.. Ilık cümleler soğuk yüzlerle karşılanıyor ve tam on sene çöküyorum karanlıkta.. Tıkanıp kalıyorum bazı köprüleri kurmadan hemen önce, ya da yola çıkmadan yoruluyorum, ölüm kokusu yaşam sevincine yaklaşıyor ve bir saat on bin saat hızına erişiyor anlamıyorum yaşadıklarımdan.. Yaşatmaya…

  • Yeni neslin yaşadığı boşluğa aparkat atmak-1*

    Halk müziği konserinde öyle içlendim ki.. Herkes serilmiş yerlere, izliyorlardı konseri.. Mutluydular yada öyle görünüyorlardı.. Eve gidip dergiyle ilgili projeler üretmeliydim.. Ama orada kalmayı tercih ettim.. Sanırım dışarıdan gören birisi için mutlu izlenimi veriyordum.. Demek ki içimdekileri dışa vurmakta güçlük çekiyordum.. Ya da her insanın durumu böyleydi.. Yani genel insanların özelliği olma ihtimali vardı bu…

  • Öncesi..

    Çok yazık.. Kıştan çalınma bir poyraz esti üzerimize ve toz kalktı. Nefes almak güç.. Bir annenin çocuğunu yıkaması kadar hoş ve sabunu kafasına vurması kadar nahoş.. Ağır kahvelerin hükmünde verildi cezam; böbreğim kesildi, ciğeri beş para etmeyen bir doktorun yanlış tedavilerine kurban edildi gençliğim, genç telaşım ve sevdalar.. Huzur eski bir apartman dairesinin çürümüş balkonlarında…

  • Yorma kendini boşver.. Muhim değil..

    Koca bir sinek, karanlığın içinde ışıldayan ekrana yapışıverdi.. Günümüz aşklarının temel prensibi de bu basit ışıldama olayının örnek alındığı bir sisteme dayandığı kanısındayım.. Yani Leylalar Leyla değil, Mecnunlar ise mecnun.. Kimse kalıbının adamı olamadığı gibi, aşkın da içini dolduramıyor artık.. Sahte gülüşlere indirdiğimiz hayatların kısa kesitlerinin fragmanlarını seyretmekten öteye gidemiyoruz.. Oysa izlediğimiz şeylerde bile adımız…

  • Dostlar biriktirdim; ince, zarif, tertemiz yürekli…

    Günler saman alevi gibi geçmekte. Geriye bakınca ne çok hikaye yitmiş ya da içimizde bir yerlerde kalmış, biriktirmişiz eski hikayeleri… Dünya dönüyor, yazma ve yaşama telaşlarımız içinde bir sürü dost ediniyoruz. Eski dostlukların o tatlı nüanslarını yakalamak belki güç. Belki çok uzağız birbirimizden. Ama insan attığı adımların sorumluluğunu bildiği takdirde; yani insan olmanın bir sorumluluk…