Bu heplik beni öldürecek..

Bu heplik beni öldürecek..

Hep birşeyler için adım attığımda bişeyler olur, rüzgar tersten eser, fırtına çıkar, ters köşe olurum.. Hep iyi giderken işler, kötüye dönüverir.. İyi bir yazı yazacakken, elektrik kesilir, su basar.. Hastalanırım birden, uyuyakalırım.. Hep sabah olur ve ardından gece.. Bu heplik içinde parlayan yıldızlar da olur, kayanlar da.. Ama gökten eksilmez yıldızlar.. Hep oradadırlar.. Bulutlar olsa da arkalarında varolduğunu biliriz.. Hep sevenlerimiz olur, sevdiklerimiz..

Bu heplik beni öldürecek..

Sıkılgan..

Evet kişilik özelliğim bu olsa gerek..

Bir bok olamamanın verdiği isyankar hava.. Ne beklediğimden, ne düşlediğimden şüpheler duyarak yaşamak..

Alkol almalıyım, bedenimin uyuşması lazım, zihnimin ve beynimin susması, kelimelere mesafeler koymalıyım, uyumalıyım..

Bu heplik beni öldürecek..

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Yanlış Giden Bir Şeyler Var…

    Ben her gün kendi kendime konuşuyorum. Genelde sorular soruyorum. En sevdiğim soru ‘Neden?’… Neden böyle? Neden değişmiyor? Neden kırık? Neden dökük? Neden yarım? Neden yaşıyorum? Neden? Neden? Neden? Bu her gün tekrarlayan soru ayinin sonunda, yaklaşık 3 saat hiç konuşmuyorum. Çünkü soruların bir cevabı olmalı. Cevaplar ise, hep can yakar bizim tarihimizde… Ya da cevapsız…

  • Yaşıyoruz Herşeye Rağmen..

    Alkolin bedenime verdiği uyuşukluktan ötürü,mantıklı düşünme yetimi bir süre önce yitirdim. Yarın bir otobüs yolculuğuna çıkacağım. Yol uzun.. Ne yazayım işte, bilemedim.. Hiç havam yok bugün! Her zamanki monotonluk.. Yaralayıcı bir yalnızlık. Mal mal telefona bakmanın hüznünü yaşamak fena be. Yalnız olduğunu hissettiriyor çalmayan telefonlar.. Tek telefonlar da değil.. Aman salla gitsin, iyiyiz işte. Ölmedik…

  • Karadeniz..

    Güneş batardı, ülkemin bir denizci kasabasında.. Ve hüzün kokardı limanı.. Aşk kokardı,yalnızlık,hasret,, Balık kokardı elbet,hem de en hasından! Rakı kokardı.. Deniz dalgalandı mı korkardın. Zira karaydı denizi, gözü kara, Karadeniz’di! Bahtının karalığı bir yana, güzeldi karadeniz.. Az tuzlu,ılık,hırçın dalgalı.. Bir kere deydiyse ayağın, Öyle çekip gidemezdin, kolayca! Kederliydi de Karadeniz.. KOYUNCU’nun hüznünü taşırdı, Çernobil’in.. Kanserdi,…

  • Vazgeçmeli sürdürmekten bu seyahati!

    Bunca yazı niye diye sordum kendi kendime.. Kendimi anlatmak mıydı tek derdim? Ne yapabilirdim başka? Bir başıma, koskoca bir yolda öylece duruyorken çıkıp gelen vosvosu reddedemezdi hayallerim. Eski bir daktilonun her vuruşunda canım yanıyordu. Artık daktilo da üretilmiyordu zaten. Bitpazarından aldığım çalıntılarla idare ediyordum. Biten mürekkep şeritlerini sarıp tekrar kullanıyordum. Fesleğenimi İzmir’de bıraktım. Annem ellerini…

  • Yolumuz açık ola..

                    Bizim yazıya başlama sürecimiz, ülke koşullarının bir yansıması olarak ortaya çıktı.. Seksenlerin kuşatılmış gençliğinin apolitik olmayan yanıydık bizler.. Hayatı sorgulayarak yaşadık ve hayat desturumuz hep buna odaklı oldu.. Yani dimdik yürünecekse bu engebeli yolda, yine bunu bizler başaracaktık.. Başarmak zorundaydık.. Okuduğumuz kitaplar ve edindiğimiz ülke ve tabi ki…

  • Benim yazabildiklerim.. (Aslında hiçbir önemi yok!)

    Aptallık bu, bu delilik, bu ölüm.. Güzel sözler söylemeyi amaç etmedim hiç.. Hiç iyi bir adam olmak niyetinde değildim.. Önümüzdeki bunca örneği görmüş olmama rağmen bile bile beyaz olamazdım.. Uslu çocukluk bana göre değildi.. Yumruğun hep sağlamını yemeyi düşlerdim hep.. Gözüme sağlam vurmuştu bir çocuk adı; Hasan yada Ferit olacak.. Hakkını vererek vurmuştu gözüme.. Acıyı…