Bir Süre…

“İnsanların yüzde doksanı yaşamazlar, sadece vardırlar.” Oscar Wilde

Bir süre boşlukta yaşarcasına, kendimi saçma sapan işlere adadım… Öyle ki beynim sadece mesai saatleri içinde ve sadece yapacağım işe odaklıydı… Ne kadar çok iş yaparsam yapayım, bitmiyordu hep biraz daha çıkıyordu…

Bir süre ses çıkarmadım… Söylenen her şeyi kabul ediyor, herkese saygı duyuyor, her söyleneni benimsiyordum… Benden beklenen neyse hepsini yerine getiriyor ve bedenimin çöküşünü seyrediyordum…

Bir süre hiç yazamadım, yazdıklarımda hep sinmişlik vardı, yırttım attım… Onca kelime yırtarsam olacak şey belliydi… Küstü kelimeler… Bir süre ayrı kaldık cümlelerden…

Bir süre kalabalıklardan uzak evin bir köşesinde -sızmak demiyorum ki bir süredir içmiyordum- uyukluyor, pinekliyor, aptallaşıyor ve deliriyordum…

Bir süredir denize ne kadar yakın olsam da uzaktım… Gidip sahil kenarında o beter dalgaları seyredemiyordum… Ayaklarım geri geri gidiyordu…

Bir süredir, acıyı hissediyordum ve kederi tadıyordum…

Döndüm işte! Yine dik ve soluksuz…

Bir süre ara verdim suskunluğa…

Bir süre daha buralardayım…

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Güzelleme – Çuvaldız

    Bu süreçte kırdıklarım olmuş olabilir. Kırıldıklarım da oldu elbet. Kırdıklarımdan özür dilerim, kırıldıklarıma da hakkım helaldir. Bu yazıda bir güzelleme, bir düş koydum ortaya… Güzellemenin kendimce başka bir anlamı olduğuna inandım. “İyi olabileceğine inandığım”ı yansıtan bir kelime olarak da sizlere yansıtıyorum. Başkalarına kıyamadığım için de çuvaldızı kendime batırdım. İğneyi de kullanacak yürekli dostlarım olduğunu biliyorum……

  • Ben payıma düşen her şeyi kabul ettim…

    Bir süre sonra, hepsinden, her şeyden, onlardan, bunlardan yoruluyorsun. Yüzüne baktığın kim varsa mutsuz. Elini tuttuğun kim varsa kırılmış dört yanından… Her gün umutsuzca nihayete eriyor. Neyi bekliyorum, niye bekliyorum bilmeden… Bilmemek en acı verici şey aslında. İnsan bilmeyince içinde hep karanlık bir yerler kalıyor. Bir süre sonra bilinmeyen arttığından, haliyle o karanlık da artıyor….

  • Kuşatma

    İçine hapsolduğumuz şey, bizleri gündelik sevinçlerin ve tabi acıların karmaşasında bırakıyor. Kimse yaptığı işten memnun değil. Mecburiyet her yanımızı sarmış. Basit sohbetlerin gülünçlüğüne sığınıyor pek çoğumuz. Ama eminim akşam yattığında hiçbir şeyden memnun olmadığını biliyor. Belki uykusunun kaçmasına sebep oluyor bu gerçek… Her şeye rağmen’le başlayan cümleler katlanılmaz olduğunda, yüzüne yapışan ifade, derinde dönülmez bir…

  • Çorbanın Tuzu

    Çorbanın Tuzu Pandemiyle birlikte fiziksel olarak yavaşlayan hayatım, içsel bir koşuşturmacaya büründü. Uzunca bir zamandır yazmak dâhil pek çok şeyi erteledim, öteledim, yanı başımdan uzaklaştırdım. Bedenim hantallaşırken, beynimin içindeki düşünceler oradan oraya savrulup çoğunlukla ruhumda bulanık yaralara sebep oluyordu. Bir çıkmazdaydım. Bir çıkmazdayız… Gelecek hep belirsizdi de şimdi sanki daha bir bulanıklaştı. Ya da gözlerim…

  • Son Bulan – Bölüm 4: Peşinden Koştuğun Duygu

    1.Bölüm İçin Tıklayın 2.Bölüm İçin Tıklayın 3.Bölüm İçin Tıklayın Sohbet ilerledikçe, ihtiyar gençleşmeye başladı. Önce bembeyaz saçları siyahlaştı, ardından yüzündeki çizgiler silindi, dişleri beyazladı. Tersine giden bir şeyler vardı. Sanki ihtiyar konuştukça, tüm yükünü bana yüklüyor; yükü azaldıkça da rahatlıyordu. Bir süre sonra, ihtiyarlamış ben ile gençleşmiş bir ihtiyar oluverdik. İşleyişin bu olduğunu kavradım. Karşımdaki…

  • Yemezler efenim, yemezler…

      “Burası bizim değil bizi öldürmek isteyenlerin ülkesi…” Tezer ÖZLÜ Klavyelerimizde hashtaglerimiz hazır. Beylik birkaç laf da bulmalı. Sonra gül yüzlü Özgecan’ın bir fotoğrafını da eklemeli… Sonra öfkeyle; idam demeli, sallandırmalı demeli, kurşuna dizmeli, paramparça etmeli demeli.. Sonra herkes evinin sıcak bir odasında çayını demlemeli. Afiyetle içip, ertesi günün hashtaginin ne olacağı konusunda fikirler üretmeli….