Dönen olmadı..

Hızlı adımlarla çıktım evden.. Nasıl da geçmişti zaman.. Bir asır gibi koskocaydı oysa saniyeler.. Uyuklarken bir köşede, depar atmıştı yelkovan.. Ve yetişme telaşı sarmıştı bedenimi.. Hızlı adımlarla ilerlerken, kentin insanları evlerine girmişti bile.. Serindi hava ve o vakit evden çıkarken sırtıma aldığım ceketin ne kadar gerekli olduğunu farketttim.. Ellerimi ceplerime sokup hızlıca otobüs terminaline yürüdüm..

Hareket saati gelmişti.. Hep aynı tablolarda farklı yüzler vardı otobüs terminallerinde.. Muavinler, şoförler, yolcular ve yolcu yakınları.. Bir sürü farklı hayat hikayesi aynı yollarda kesişip ayrılıyordu.. Valizlerde; umut, hüzün, sevgi, mutluluk, kaygı, keder
aklınıza ne gelirse vardı.. Zaten çok gülemezdiniz böyle kesişim merkezlerinde.. Terminallerde, cenazelerde, mahkemelerde, hapishanelerde, idam sehpalarında, savaş meydanlarında, pusuda.. Gülemezdiniz, gülmek arka sokaklarda gizlice yapılır olmuştu.. Gülmelerin ardından gelecek göz yaşlarının karanlık bulutları birikiyordu hemen..

Hareket saati gelmişti.. Ama benim oraya geleceğime inanmış mıydı bilemiyordum..Bir yer seçtim kendime.. Midem ağrıyordu.. Kendimden beklemediğim şeyleri yapınca böyle olurdu genelde.. Stres diyordu doktorlar, ama bu yüzden hiç gitmedim doktora.. Başka sorunlar da vardı.. Sorunlar bitmek tükenmek bilmeyeceğinden gitmiyordum doktora.. Neyse ki otobüs derin bir sesten sonra hareketlendi.. Otobüsün sağında kalmıştım, ama içimden bir ses Arananın solda oturduğunu söylüyordu.. Nitekim öyleydi.. Otobüs önümden kayıp gitti.. Serin hava içimdeydi adeta.. O an çevremdeki herşey bana zarar veriyordu.. Öldürmüyordu; ama süründürüyordu.. Otobüs kaybolana dek izledim ardından.. Koskoca otobüsü karanlık sanki çekip alıvermişti içine..

Geldiğim yoldan geri döndüm.. Bu kez adımlarım daha yavaş ve vücudum bitkindi.. Eve gidip uyumak istiyordum; ancak biliyordum ki eve gittiğimde uyumuyordum.. Beni alıkoyan şeyler, bazen hüzün katabiliyor.. Ama otobüsün ardında bakıp kalan biri için, hiç kimsenin yorum yapmaya yetkisi olamaz.. Ancak o da benimle birlikte, ya şarkıya eşlik eder ya da otobüsün ardından el sallar.. O zaman o dosttur ve bizimledir..

Herkes gidiyor biryerlere.. Herkes yol alıyor hayatta.. Her kilometreye yeni hikayeler sığdırıyor insanoğlu.. Üstat’ın dediği gibi; “…Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece.. Bilmiyorum ne haldayım, gidiyorum gündüz gece..”  Biliyorum yollar ayrılıklar
getirir.. Yolar hüzünleri ve özlemleri gerektirir.. Yolda acılar çekilir.. Bir kere olsun tutup elimi götürmedi  kimse.. Bir kere olsun, başkasının akıntısına bırakamadım kendimi.. Kendi suyumda savruldum.. Hep baktım ardından hayatın.. Hep yalnız başıma salladım elimi.. Ve ardından göz yaşı döktüm su gibi git de gel diye.. Gittiler.. Dönen olmadı..

KorsanKalem 04.09.2012 03.25

Benzer Yazılar

  • Hiç bilmiyorum..

    Her yanı toz sarmış bir evin içinde yaşam savaşı veriyordum.. Her şey; ben de dahil, pisti.. Kendi kokumdan iğreniyordum ki zaten kendimden iğrendiğim gerçeğini yüzüme vurmak için pis kokuyordum.. Tırnaklarım eğri büğrüydü, hayatımın da bir farkı yoktu tırnaklarımdan.. Hiç bu kadar kötüleşmemiştim de! Sigara kullansaydım eğer, yatağa bile sigarayla girerdim.. Bir zamanlar fena alkoliktim.. Alkol…

  • Kalın Kabukların Altında, Korkak Bir Kaplumbağa..

      İçimizde saçma bir yarım kalmışlık hissi yaşatıyoruz.. Saçma diyorum zira yarım yaşıyoruz her şeyi ve içimizdekinin de yarıma dahil olması şaşırtıcı olmamalı.. Üç bilinmeyenli değil beş bilinmeyenli bir denklem bu.. Bazen insanlar bir şey yaparlar ve hiçbir nedeni yoktur bunun.. Misal bir intiharın birçok nedeni olduğu söylense de, nefes alan bir bireyin intihar etmesi…

  • Kirlenirken her şey, ben şehirden ayrılıyordum..

                    Ve göstermelik yaşamlarımızda önemli yer tutan yolculukların birinde,  gelip gittiğim o asfalt üzerinde varlığını sürdüren tüm canlılara büyük saygı duyumsadığımı bir kez daha belirtmekten alıkoyamıyorum kendimi.. Bir gece vakti öyle tükenmiş, öyle yücelmiş bir vaziyette çıktığım yolun, dönüş istikametinde eski benden çok farklı olacağını henüz bilmiyordum..                …

  • Herkes içer ve herkes..

    Hava ilerleyen saatlerde soğumakta.. Ve benim ilerleyen yıllarla kaşlarım çatılmakta.. yalnızlığa övgülerle sövgüler arasında, koca bir gökyüzünü izlerken, bir yıldızın kayabilme oranlarına da kafa yoraraken, ömrün yitip gidişini selamlıyorum.. Öyle katıksız öyle aç ve muhtacım ki sevgiye! öyle böyle değil! gece ışık saçan herşeye lanet okurken sokakalarda, dönüp dolanıp girdiğim o rutubetli odada, kırmızı ışıklı…

  • Borsa..

    Az biraz paran oldu mu düşünürsün hemen, ne yapmalı? Kimi har vurup harman savurur. Kimi yastık altıcıdır, kimi yabancı paraya çeviriverir hemen kimi altına.. Kimisi de hisselere,lotlara.. BORSA!! Her gün binlerce kişi alır-satar, zengin olur-batar.. Borsa bir gece de imkansızı yaratırken, bir gece de yokoluşun simgesidir. Hisslere düşer-çıkar.. Lot lot alınır, lotun bir fiyatı vardır…..

  • Keşke olmasaydı bu şarkılar

    Bir dağın zirvesi, Bir düşün kırığı, Bir yangının alevi, Kaldı elimizde… Yaşadıklarımızı düşünüyorum da, Ne düşkünmüşüz birbirimize.. Parmak uçlarına bile anlamlar yüklemişim! Keşke diyorum, Keşke bu şarkılar olmasaymış! Bir çölde doğsaymışım mesela; Seraplarla bezeli bir ömürde, Kendimi şeyh ilan etseymişim.. Nasıl bir çağda yaşıyoruz bir düşün, Utanmıyor musun sen de gördüklerinden? Tanık olmak en büyük…