Borsa..

Az biraz paran oldu mu düşünürsün hemen, ne yapmalı? Kimi har vurup harman savurur. Kimi yastık altıcıdır, kimi yabancı paraya çeviriverir hemen kimi altına.. Kimisi de hisselere,lotlara.. BORSA!!

Her gün binlerce kişi alır-satar, zengin olur-batar.. Borsa bir gece de imkansızı yaratırken, bir gece de yokoluşun simgesidir. Hisslere düşer-çıkar.. Lot lot alınır, lotun bir fiyatı vardır.. İnce bir terazidir borsa.. Ve en ufak rüzgarda dengeleri değişir. İki gün iyiye giden tablolar, üçüncü günün sonundaki pişmanlıklara döner birden..

Hayat da borsayı andırır aslında.. Hisse senetlerinin adı değişiktir ama.. İnsan, sevgi,para,arkadaşlık,gelecek,…
En çok kaybettirenler: sevgi,aşk,dostluk,saflık
En çok kazandıranlar: para,para,para…

Benzer Yazılar

  • KorsanKalem

    Hayatı fazla deşmeden yaşamak lazım. Fazla büyük beklentilere girmeden yani. Bazen olmayınca olmaz, zorlamamak lazım. Çok kolay kederlenip, hemen sırıtmamak da lazım. Umutların tükendiği de olur, gerçekleştiği de. Yaşanmaz bir hale de gelir hayat, hiç bitmesin de istersin. Bazen kendinden geçersin, bazen sevdiklerinde vazgeçersin. Herşey karşılığını görür, imasıyla hareket etmek önemlidir aslında. İnsanın kontrol mekanizması…

  • Gün yeniden sevme zamanıdır..

      Henüz hiçbir şeyin farkında değildim o zamanlar. Mardin’de Atatürk İlkokulu’na gidiyordum. Askeri servis tedirgin bir şekilde bırakırdı bizi okula.. Ve okuldaki çocuklar, hayranlık ya da öfkeyle seyrederlerdi okula girişimizi.. Eskiden sigaraya benzer sakızlar vardı, şimdi var mı bilmiyorum.. Okul kantininde satılan o sakızdan bir tane alabilmekti en büyük derdim..Bir de sınıftaki Zeynel’den dayak yememek…

  • Bir acayip yolculuk!!

    Nihayet İzmit maceramız bitti.. Bir şehri daha tanımış oldum. İzmit güzel bir şehir ancak üniversite olmasına rağmen 22:30 sularından sonra sokakta yalnız başımıza kaldığımızı gördük. Bu beni gayet şaşırttı.Ama sonuçta çok hoş bir şehir… Velhasıl cumartesi yola çıkma hazırlıklarını tamamlayıp saat 14:45 otobüsüne herhangi bir sorun olmadan yetişip ve son defa bir kez daha şehri…

  • 05.30 Yazısı.. (Bu yazı için uyumadım be!!) “Yat Geber”

    Koskoca sevgi denizindeki, çorak bir sevgisizlik adasıydım.. Güzelim düzlük ovaları çevreleyen karamsar sıradağlardandım.. Gecenin beşinde, kek yiyerek yazma cesaretini nereden buluyordum?.. Ve herkes uyurken.. Büyük şehirlerden nefret ediyorum.. Evet ben uzaklaşmışım insanlardan.. Yabancılaşmışım.. Ama üzüldüğümü söyleyemem.. Metrodaydım ve iki kadın işyeri muhabbetlerini bitiremiyorlardı.. Saat 23.34.. Ve metroda aslında ne iyi bir şef olabileceğini anlatan bir…

  • Ölüm Uykusu..

    Bir süre ölü bir ten, kurumuş bir cesedim.. Belki kendi tabutumu taşır, derin bir çukura atarım kefensiz bedenimi.. Ya da susarım tüm kelimelere, cümlelere ve gevezeliklere karşı.. Bir şarkıda duyarsınız beni, bir haykırışta, bir ağıtta, gözyaşıyımdır.. Soğuk havalar geliyor. Sıcak havalar gelecek, belki olmayacağım.. Bir güneşe bel bağlayan F tipindeki mahkumum! Ölüm oruçlarında kaybedilen akılım…

  • Yine Aynı Bir Sabah İşte!

    Yine uyandım. Akşam fena şekilde içmiştim, kafam çatlıyor.. Yatakta bir süre öylece oturdum ve etrafımı izledim. Yatıp akşama kadar uyumak geçiyordu içimden.. Telefonu kapatmak, zili yerinden sökmek, kulaklarımı tıkamak.. Ortalığı bok götürüyordu.. Pislik içinde yüzüyordum adeta! Her zamanki gibi kalkıp yatağımdan yerdeki eşyalara, çöplere tekmeler savurarak dolanmaya başladım, ne sıkıcıydı.. Giyinip mesai denen şeyde koşturup…