Hüzün kokarken geceler..

Geç gittim eve.. Yarının gerekliliklerini öteleyerek, sonbahara çalan mevsimin serininde kısa kol tişört ve şortumla direndim.. Geç gittim eve.. Beni bekleyen bir şey yoktu evde.. Odamı sevdim, yeni odamı.. Babamla özene bezene yaptığımız kitaplığa dizdiğim kitaplarıma baktım öylece.. Okuduklarım ve okuyacaklarım.. Karışıktı her birisi.. Bir istifleme yapmamıştım henüz.. Eve geç gittim.. Asık suratlı duvarlardan, kasvetli perdelerden, boş koltuklardan başka bir şey yoktu bekleyen beni..

Yalnızlık böyle birşeydir, dedi kadın.. Ve sonra çekip gitti.. Adam öylece oturduğu yerden izledi kadını.. Çözemediği, anlamlandıramadığı olaylardan biri olacaktı hayatında.. Bir yutkunuş, bir damla göz yaşı ve kalbinde bir sızı.. Oysa dolmuş bekler gibi beklemişti Onu.. Hayatına girip, yerdekileri tavana, tavandakileriyere atacağını bilemezdi.. Karmakarışıktı içi.. İçinde her ne varsa ayaklarıyla çiğnemişti.. Ve işin en kötü yanı, bunu kimseye sezdirmemeliydi.. Hüzün bile yaşanamıyordu ağız tadıyla..

Bazen dedi adam.. Bazen başkaları için yaşarsın.. Ki yaşadığını zannedersin sadece.. Başkaları için alınan soluk, mezarına atılan toprak gibidir oysa.. Her soluk boğulmana neden oluyor.. Ve neden sonra, ardına baktığında yılların; içinde varolmadığını görürsün.. Hayat bir SOKAK’ın içinde akıp gidiyordu, yukarıdan, çok yukarıdan baktığında; dere görünümü verse de, hayat öldürmeden boğabiliyordu çoğu kez..

Bunca telaşın, bunca çırpınışın neden olduğu karmaşıklığa bakıyorum da; hiçbir anlam ifade etmiyor.. Yani yok ediyoruz ve yok olacağız zaten.. Karanlık bir yolda, geçici ışık parlamalarının peşinden koşan zavallı dünyalılarız.. Oysa sevdiğinin dizine yatıp, hiçbir yasayı, kuralı ve denklemi düşünmeden; uyuklamaktır hayatın özeti.. Bunca kavgada anlaşılamayan tek şey buydu.. Ve inatla anlamak istemediler..

Hadi dedi, çocuk.. Hadi kalk baba.. Ve sonra hayatının en büyük dersini aldı.. Ölüm gerçekti, yanıbaşımızda sinsice bir nöbet tutuyordu.. Her zaman ki babasıydı, yine yeni bir oyunla karşısına çıkmıştı.. Çocuktu ve henüz hayatı algılayamamıştı.. Kim algılayabildi ki? Yağmurlu bir akşam üzeri, toprağa indirilişini gördü babasının.. Annesi uzaktaydı.. Ağlıyordu.. Bitkindi.. Neden dedi, çocuk.. Neden annem sarılmıyor babama? Ve neden örtüyorsunuz toprakla üzerini?..

Anlamsız savaşların, acımasız cephelerinde, yitip giderken sevdalar.. Ve sonbahar kışın habercisiyken hala.. Keder, tasa, hüzün; her ne haltsa! Unutulur gibi yapılıp, yüreğin bir köşesine atılırken.. Doğruların bir anlam ifade etmediği, yalanların ve yanlışların el üstünde tutulduğu bir dünyada, gülümseyebilmek kadar saçma ve zor birşey var mıdır?

KorsanKalem 09.09.12 00.58

Benzer Yazılar

  • Sonra taşlar yerine oturur..

    “Sonrası iyilik güzellik.” Cemal SÜREYA Sonra aklına gelen her şeyden soyutluyorsun kendini. Sonra vakit çok erken oluyor ve senin için saatin kaç olduğunun bir önemi kalmıyor. Herkesin yaşadığı bir hayatın dik alası yaşadıkların. Herkesin düştüğü bok çukuruna severek ve isteyerek atlamışsın. Ve sonra yakınıyorsun; sabah uyanmaktan, gece yatmaktan, sıcaktan, soğuktan, parasızlıktan.. Aklının almadığı tüm bu…

  • Medeniyetin üstüne kusan bir ayyaş!

    Çok tuhaf.. Sistem içine aldıklarını ağır ağır öldürüyordü.. Hep bir saymacaydı hayat.. Şu yıl geçsin bir kıdem alayım, on yıl sonra emekliyim, iki gün sonra tatil.. Evet hergün milyonlarcası bunlarla avutuyordu kendini.. Ve epey mutlu görünüyorlardı.. Koşturdukları ve aslında kendilerinin bir gram dahi istemedikleri serüvenlerde hayatlarını dünyanın en gereksiz, dünyanın en saçma şeyleriyle mahvediyorlardı.. Yarınlara…

  • Pisliğin İçinden Bildiriyorum..

    İnsanlar hep aldanıyorlar aslında.. Aldatıyorlar kendi kendilerini.. Kandırıyorlar türlü yalanlarla.. Değersizleşiyorlar ve değerli olan ne varsa, değersizleştiriyorlar.. Bulaşıcı bir hastalık gibi yayılıyor toplumun içinde.. Kirli telaşlarla, bembeyaz rüyalara saldırıyorlar.. Yani güneş doğduğu gibi batmıyor; insan uyandığı gibi yatmıyor yatağa.. Çoğu kez canın sıkılıyor.. Saçma ve gereksiz olaylardan.. Çoğu kez tökezlemeni bekliyorlar.. Tökezleyip yere kapaklanmanı.. Kapaklandığında…

  • Mutfakta..

    Sabah yine küfürün bini bir para uyandım.. Uykusuzluk beni öldürecek.. Keşke hiç uyumak diye bir derdimiz olmasa. Bence boşa geçiyor zaman.. Güzel rüyalar görmek farklı ama.. Neyse konu dağılmasın, ama uzun süredir rüya göremiyorum, çok mutsuzum.. 0730’da kalktım, erken yani! Normalde 0805 idealimdir, eğer bir iki dakika geçerse,geç kalıyorum mesai aracına ve aracın peşinden koşturaraktan…

  • Bar geceleri..

    Bunca kelime nasıl çıkıyordu ağızlardan? Ve bu sesler ne karmaşık! Her masada ayrı düzen, her masada ayrı dünya vardı.. Güzel kadınlar, çirkin erkekler, keller, basurlular ve bel fıtığından muzdarip enayiler.. Sol kolu kangren olmuş bir ihtiyar bile vardı.. Kimse öbür şişede ne olacağını bilmiyordu.. Bir kız henüz çıkmıştı tuvaletten ve kusmaktan gücü kalmamıştı neredeyse.. Ama…

  • Önden bayanlar ve çocuklar lütfen!

    İşten izin alıp eve geldim.. Hanidir birikmiş bulaşıkları yıkadım ve spor yapmak için çıktım dışarı.. Bir süre koştum.. Çeşitli spor aletlerini kullanarak bedenimi yordum ve bugünlük yakmam gereken kaloriyi yaktığım kanısına varıp eve doğru yürümeye başladım.. Hava kış mevsiminin her bulgularını içeriyordu.. Soğuktu ve tabi ben terliydim.. Bir inşaatın önünden geçtim.. İşçiler harıl harıl çalışıyorlardı….