Pisliğin İçinden Bildiriyorum..

İnsanlar hep aldanıyorlar aslında.. Aldatıyorlar kendi kendilerini.. Kandırıyorlar türlü yalanlarla.. Değersizleşiyorlar ve değerli olan ne varsa, değersizleştiriyorlar.. Bulaşıcı bir hastalık gibi yayılıyor toplumun içinde.. Kirli telaşlarla, bembeyaz rüyalara saldırıyorlar.. Yani güneş doğduğu gibi batmıyor; insan uyandığı gibi yatmıyor yatağa..

Çoğu kez canın sıkılıyor.. Saçma ve gereksiz olaylardan.. Çoğu kez tökezlemeni bekliyorlar.. Tökezleyip yere kapaklanmanı.. Kapaklandığında ise ayaklarıyla nasıl ezeceklerini düşlüyorlar! Gözlerindeki yenilmişliği görmek istemekteler.. Yıkıldığını ve mahvoluşunu izleyerek ne kadar da mutlu olacaklar! Çoğu kez istedikleri oluyor.. Ama biri çıkıyor ve meydan okuyor, o düştüğü yerden.. Herşeye rağmen kalkıp dimdik yürüyor!

Barda içerken, çok şey yaşanır.. Birilerinin ilgisini çekersin, kimisine kayıtsız kalırsın.. Sonra düşündüğün yada aklına gelen onca şey olur.. Kafan seksen ayrı yerdedir.. Biri fazla kaçırır alkolü.. Haddinden fazla.. Üzülürsün ve yapacağın tek şey onu izlemek olur.. Bir kadın bakar gözünün içine.. Derine iner, kalbin kasılır.. Ölmek gibidir, bir kadının gözlerine bakmak.. Ve gülümser; ki bu şeytani bir gülümsemedir.. Tüm günahların en başındaki kahkaha.. Bir bira daha söylersin.. Evde içmek gibi değildir barda içmek.. Barda sınırsız içebilirsin.. Paranın özgürlüğü kapsamında tabi! Ama evde aldığın kadar içersin.. Yani içmeden bir sınır vardır evde.. Ve tabi bara içmeye gidersin, eve içmeye gidilmez!

Kadınları bazen anladığımı düşünüyorum.. Bunca saçmalığı hem cinslerim yapmışken, kadınları anlamak hiç de zor değil!! Savaşlardan bahsediyorum, cinayetlerden, iktidar mücadelelerinden ve kanlı planlardan söz ediyorum.. Hadi ama, bunca barutu kadınların kozmatik sektörü üretmedi! Erkekler çok çocukça davranıyor hepsi bu!

Bazıları haddinden fazla gereksiz oluyor.. Hiçbir değeri olmayan bakışlar ve manasız sözlerle varolduğunu sanıyor.. Oysa her bakışı ve ettiği her sözle adım adım yokoluyor.. Ve hayat seksen defa izlediğin Titanik filmi gibidir, okyanusun dibini boylamak gibi yani..

KorsanKalem-Şimdiki bilinmeyen zaman..

Benzer Yazılar

  • Ölmek İyidir Bazen..

    Bazen ölmek iyidir.. Şu zamanlarda.. Yarının getireceği tüm pisliği görmeden toprağa düşmek iyidir.. Günden güne, böbürleniyorlardı.. Güç dengelerine yön veriyorlardı evet.. Tüm pisliklerini yayıyorlardı.. Kanalizasyon kokuyordu şehir.. Böyle günlerde ölmek tutarlı bir davranıştır.. Güç mekanizmaları ne hoyratlar! Çekinmiyorlar, utanmıyorlar yüzlerimize bakarken.. Sıkılmıyorlar.. Güçlerine güç katıyorlar.. Böyle günlerde ölmeli bazıları.. Misal sinmiş sıskalıklarında, renkli geceler düşlerlerken…

  • Öncesi..

    Çok yazık.. Kıştan çalınma bir poyraz esti üzerimize ve toz kalktı. Nefes almak güç.. Bir annenin çocuğunu yıkaması kadar hoş ve sabunu kafasına vurması kadar nahoş.. Ağır kahvelerin hükmünde verildi cezam; böbreğim kesildi, ciğeri beş para etmeyen bir doktorun yanlış tedavilerine kurban edildi gençliğim, genç telaşım ve sevdalar.. Huzur eski bir apartman dairesinin çürümüş balkonlarında…

  • Balık ağlarına takılan bir ceset..

    Bir şey vardır, hani lunaparkta ki tren en tepeye çıktığında her şey senin olmuş gibi gelir.. Ama birden iniverirsin aşağıya, döner tren, ne olduğunu bile anlamadan biter gezintin.. Sonra bacakların titreyerek inersin, yerde yürümek bile güçtür. Oturursun bir sandalyeye.. Oturuyorum.. Sonra düşünürsün, düşünür herkes.. Ne yazılır bunun üzerine diye.. Hiç bir şey yazılamaz aslında.. Kelimeler tükenir,…

  • Bir Şarkı..

      Bir ses duyumsarsın.. Karanlığın en ortasından ve bunca temaşaya rağmen, Duyduğun ses içini acıtır.. Her notasına her nağmesine sövesin gelir.. Onu bile beceremezsin.. Sokaktasındır, Evin yolu her zaman düpedüzdür, Senin kattıkların sadece birkaç dönemeçten ibaret.. Tüm kaldırımlara inat ve sinmişliğinle birlikte, Yolun tam kenarından yürürsün.. Zira kaldırımlar kalabalıklar için yapılmış yükseltilerdir.. Ve bir şarkı…

  • Gün yeniden sevme zamanıdır..

      Henüz hiçbir şeyin farkında değildim o zamanlar. Mardin’de Atatürk İlkokulu’na gidiyordum. Askeri servis tedirgin bir şekilde bırakırdı bizi okula.. Ve okuldaki çocuklar, hayranlık ya da öfkeyle seyrederlerdi okula girişimizi.. Eskiden sigaraya benzer sakızlar vardı, şimdi var mı bilmiyorum.. Okul kantininde satılan o sakızdan bir tane alabilmekti en büyük derdim..Bir de sınıftaki Zeynel’den dayak yememek…

  • Karamsarlık çıkmazı!!

    Öyle soğuk, öyle telaşsız bir ruh halindeyim ki! Zifiri karanlığa adeta gömülmüş bir adam misali.. Bazen yataktan kalkınca direk koymaya başlarsın, bu sık olur aslında.. Yine mi sabah, yine mi iş, yine mi telaş, yine mi koşuşturmaca.. Yine yine ve yenilenerek devam eden bir süreçtir bu.. Hayattır bu.. Klişeleşmiş bir hayatınız varsa ve bundan şikayetçi…