Üç günlük dünya, kasma..

Hiç bir şeyi umursamadan, devirdim çalışma masamdakileri.. Koydum bir defter bir kalem ve bir kaç şişe, içleri dolu.. İçtim.. Göz yaşı dökmedim dersem kendimle çelişirim.. Çok yazdım dersem yalan söylerim.. Belli belirsiz birkaç cümle hepsi bu.. Masanın gerçek sahipleri yerde, sahtekarlar tam üstünde.. Rulo peçete bölük börçük kullanılmış ve hala nemli.. Günler geçer.. Masanın yanından her geçtiğimde, hüzün kaplar içimi.. Sonra birgün, salondan başladım.. Kokuşmuş meyve kabuklarından.. Üzerlerinde sinekler uçuşur.. Ve karıncalar sarmıştır.. Hayatın ta kendisidir bu.. Birşeyler yok olurken, birşeyler varolmak zorundadır.. O yüzden iğrenmeme rağmen kızamıyorum sineklere.. Salonda herşeyi yoluna koyduktan sonra, olay yerine dönmeliydim.. Bu hüzün tablosunun içine etmeliydim artık.. Toparlanmalı, dimdik çıkmalıydım.. Ve her birini usulca toparladım.. Artık masa temizdir.. Artık gönlüm, artık ruhum temiz..

Yaşamı boyunca, kendini insanlardan üstün gören o kadar çok pis beyin var ki.. Onlar, herşeyi bilir; en güzel yada en yakışıklıdırlar; çok iyi yazarlar; en romantik kendileridir; yaşamayı en iyi onlar bilir ve diğer insanlar sadece kuru kalabalıktır.. Oysa bu pis beyinler, sokaktan bir haberdir.. Sokak bir etkileşim aracıdır.. Sokak bir medeniyettir. Kendi kurdukları sitelerin elit yaşamsal aktiviteleriyle mutludurlar.. Dokunulmazlık rehaveti.. Egomanyaklar.. Bunlar tehlikeli insanlardır.. Artniyetlidirler ve planları vardır hep.. Sıkılmadan, utanmadan yalan söylerler.. Dinleri kendi çıkarımlarıyla bağdaştırıp sunarlar herkese.. Ve iyi kötü nitelemesini hep kendileri yaparlar.. Kendileri eleştirilemezler tabi ki..

Bunca pis beyine acıyorum.. Ömrünüzü çok hızlı harcamışsınız ve şimdi bayat bir ekmek yemiş gibi bakıyorsunuz gözlerimize.. Ardınızdan ağlayacak çok birşey bırakamadınız.. Bırakamazdınız da zaten.. Dışa iyi görünme telaşı süren egoları içe hiçbir bakım sağlayamamıştı.. Henüz isviçereli bilim adamları onun kremini üretemedi ne yazık ki..

Oturup iki kelam edeceğimiz ne insanlığınız kalmış, ne de kültürünüz.. Boşboş konuşup, mutluluk maskeleri takınmayacağım.. Ben beni bilirim ve kimsenin derdinde değilim.. Hepsi bu..

KorsanKalem    11.07.12    13.30

Benzer Yazılar

  • Güzelleme – Çuvaldız

    Bu süreçte kırdıklarım olmuş olabilir. Kırıldıklarım da oldu elbet. Kırdıklarımdan özür dilerim, kırıldıklarıma da hakkım helaldir. Bu yazıda bir güzelleme, bir düş koydum ortaya… Güzellemenin kendimce başka bir anlamı olduğuna inandım. “İyi olabileceğine inandığım”ı yansıtan bir kelime olarak da sizlere yansıtıyorum. Başkalarına kıyamadığım için de çuvaldızı kendime batırdım. İğneyi de kullanacak yürekli dostlarım olduğunu biliyorum……

  • Soma’lı çocuklar, Bizim çocuklarımız..

        “Koşuyor altı yaşında bir oğlan,  uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. “                                                   Nazım Hikmet    *Gece uzayıp giden uyanıklığım ve ardından gündüze sarkan uykularımla; hayatımın en sorunlu, hayatımın en kederli günlerini yitiriyordum. Yitip yitmediklerini belki de hiç bilmeyeceğim. Ama dünyalar kadar pişmandım…

  • Dönen olmadı..

    Hızlı adımlarla çıktım evden.. Nasıl da geçmişti zaman.. Bir asır gibi koskocaydı oysa saniyeler.. Uyuklarken bir köşede, depar atmıştı yelkovan.. Ve yetişme telaşı sarmıştı bedenimi.. Hızlı adımlarla ilerlerken, kentin insanları evlerine girmişti bile.. Serindi hava ve o vakit evden çıkarken sırtıma aldığım ceketin ne kadar gerekli olduğunu farketttim.. Ellerimi ceplerime sokup hızlıca otobüs terminaline yürüdüm…..

  • Rüya..

    Hiç bilmediğim bir nedenden ötürü, sıcak bir gecenin hiç olmadık bir anında ürperir tenim. Hiç bilmediğim bir şehrin sokaklarında sesini işitirim. Kaybolurum, kaybolur çiçekler ve çocuklar.. Usul usul uyuşur bedenim; uyurum, uyarım gecenin soluksuz sessizliğine.. Yalan olan hayallerimi düşünürüm yıldızlara bakınırken. Çocukluğumun macera yüklü bulutları geçer üzerimden. Yıldızlar kayar ve benim için bir yıldızın kayması,…

  • Kirlenirken her şey, ben şehirden ayrılıyordum..

                    Ve göstermelik yaşamlarımızda önemli yer tutan yolculukların birinde,  gelip gittiğim o asfalt üzerinde varlığını sürdüren tüm canlılara büyük saygı duyumsadığımı bir kez daha belirtmekten alıkoyamıyorum kendimi.. Bir gece vakti öyle tükenmiş, öyle yücelmiş bir vaziyette çıktığım yolun, dönüş istikametinde eski benden çok farklı olacağını henüz bilmiyordum..                …

  • Başlıksız..

    İznin son günleriydi.. Son günler hep asabi olmuşumdur..  Geride bırakılanlar zira çok değerliydiler benim için.. Çocukluğumdular, gençliğim, herşeyim.. Geride bırakılanları düşündükçe melankolik halim artıyor.. “Melankoli halk arasında yalnızlığı tercih ve hüzün hali olarak bilinse de aslında psikolojik bir durumdur. Nedensiz yere depresyon hissi ve bir şeyler yapmaya duyulan isteksizlik olarak ortaya çıkar..” diyordu Özgür Ansiklopedi…..