Başlıksız..

İznin son günleriydi.. Son günler hep asabi olmuşumdur..  Geride bırakılanlar zira çok değerliydiler benim için.. Çocukluğumdular, gençliğim, herşeyim.. Geride bırakılanları düşündükçe melankolik halim artıyor.. “Melankoli halk arasında yalnızlığı tercih ve hüzün hali olarak bilinse de aslında psikolojik bir durumdur. Nedensiz yere depresyon hissi ve bir şeyler yapmaya duyulan isteksizlik olarak ortaya çıkar..” diyordu Özgür Ansiklopedi.. Güzel bir tanım.. Gayet iyi..

Yarının neler geitireceğini pek bilmesem de baş ağrılarım artacak, buna eminim.. Aslında sıkıldım artık.. Kalıpların içinde yaşamaktan, neyin yapılıp neyin yapılmayacağının bildirilmesinden sıkıldım! Filmlere verdim kendimi.. İnsan hikayeleri falan, olma ihtimalini düşündüğümüz aşk hikayelerini seyrettim. Filmlerdeki yaşanılan yaşamdan çok farklı! Keşke elimizde senaryo olsaydı ve oynasaydık biz de. Ama bu pek de mümkün olmuyor..Olmayacak da..

Bu yıl iyi olmalı, bu yıl çok iyi olmalı. Kendimi geliştirmem gereken şeyler var. Buna engel olan ne varsa temizleyeceğim hayatımdan.. Bugün bir sürü kitap aldım, ayrıca bir ingilizce sözlük. Dilimi de geliştireceğim. Yemek pişirmeyi daha iyi becereceğim falan filan.. Çok yoruldum ben bu sene, kafam yoruldu, kafamın içi yoruldu, ruhum sıkıldı..

Hiçbir şeyin önemi yok artık gözümde, bu yüzden kalp kıracağım biliyorum.. Şimdiden özür diliyorum.. Saygılar…

 

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Karamsarlıktan Öteye Gidemiyorum..

    Çevremdeki masalarda olanca heyecanıyla okeyler oynanıyordu.. Bense okeye üçlü aramıyordum bile! Zira yoktular.. Yalnızdım.. Sert bir kahve içip terketmekti tüm planım.. Birileri dönerken okeye, acı ve öldürücü kahvemi yudumluyordum usulca.. Terliyordum.. Ve ter kokumu bile dert edecek kimsenin olmadığını biliyordum.. Üzerimde mavi bir gömlek vardı.. Gömleklerden hoşlanırdım.. Sanki bir duruş katıyordu insana.. Yüzlerde tatilin getirdiği geçiciği gülüşler.. Evin yolunu…

  • Saçmalayan yazılardan biri..

    Eskiden yazı araçları azdı, kağıt bulunmazdı ve yazacak ne çok şey vardı.. Şimdilerde kalemler,kağıtlar falanlar filanlar, yalanlar arttı, yazacak şey kalmadı.. Diyoruz da, dolu kitabevi var.. Habire osuruktan kitaplar basıyorlar.. Büyük bir mağazanın bir köşesine yığılıp bayatlamış besinlerden daha ucuza satılmak için basılan kitaplar.. Ben böyle durumlarda marketten tuvalet kağıdı alırım.. Kıçımı silmek için.. Vasat…

  • Şehir Azabı..

    Büyük şehirlere yüklenilen anlamların; küçük kasabalarda yitirdiklerimizin bir yanılsaması olduğunu hissediyorum. Koca bir denizin koca bir vapuru yuttuğu, insanların sokaklarında uyuduğu ve büyüklük kavramanın köşe başlarındaki pis çöp kutularının içindeki zamanından önce atılmış eşyalarla ölçüldüğü küçük bir ayrıntıdır büyük şehir zırvalıkları.. İçecek çok yer vardır, kaçacak-kaçtığımızı sanacak- çok yer vardır. Kırmızı ışıklar vardır, trafik ve…

  • Olsun.. Canın sağ olsun..

    Zor olan bu gecelerin de geçmek zorunda olması.. Zor olan kahveyle ayakta kalmak, milyonlarca kelimeden bir anlam ifade etmek cümlelerde.. Zor olan aklımızı çevreleyen o kalın duvarları paramparça edip yıkmak.. Zor olan sevmek.. Sevmek zor olan.. Ama herkes kolayı seçiyor işte.. Herkes köşeyi dönüyor.. Ben yürüyorum upuzun kaldırımlarda, ben hep yürüdüm. Ben uyumuyorum ve milyonlar…

  • Dönen olmadı..

    Hızlı adımlarla çıktım evden.. Nasıl da geçmişti zaman.. Bir asır gibi koskocaydı oysa saniyeler.. Uyuklarken bir köşede, depar atmıştı yelkovan.. Ve yetişme telaşı sarmıştı bedenimi.. Hızlı adımlarla ilerlerken, kentin insanları evlerine girmişti bile.. Serindi hava ve o vakit evden çıkarken sırtıma aldığım ceketin ne kadar gerekli olduğunu farketttim.. Ellerimi ceplerime sokup hızlıca otobüs terminaline yürüdüm…..

  • Gün yeniden sevme zamanıdır..

      Henüz hiçbir şeyin farkında değildim o zamanlar. Mardin’de Atatürk İlkokulu’na gidiyordum. Askeri servis tedirgin bir şekilde bırakırdı bizi okula.. Ve okuldaki çocuklar, hayranlık ya da öfkeyle seyrederlerdi okula girişimizi.. Eskiden sigaraya benzer sakızlar vardı, şimdi var mı bilmiyorum.. Okul kantininde satılan o sakızdan bir tane alabilmekti en büyük derdim..Bir de sınıftaki Zeynel’den dayak yememek…