Gelmişimi geçmişimi..

Ben böyle gecelerde gökyüzünü izlerim.. Yıldızlara bakarım.. Yanıp yanıp sönen, pırıl pırıl parlayan ve kimisi bulutların ardına saklanmış binlerce, milyonlarca yıldız.. Ben böyle gecelerde yıldızların üstünde gökyüzünün bilinmez bir boşluğuna doğru hızla yol almayı düşlerim..

Giderken yıllar, gençliğin telaşını bir kenara bırakıp, anlamsız ve bir o kadar anlamlı telaşa kapılmak.. Şarkıda dediği gibi “Manası yoktur, yok bu alemin.. ” ve Can Usta’nın dizelerinden “yalnızlığım benim sidikli kontesim, ne kadar rezil olursak o kadar iyi” ….

Benim hastalığım benim kırıklığım bu olsa gerek! Yalnızlık beklentisi.. Herkesin evlilik yapmaması gerekiyor! Mesela benim.. İyi biriyimidir, iyi vakit geçirilirim ama bir ömür değil.. Valizimi biranda toplarım ben, bir yolculuğa bir sırt çantasına attığım bir gömlek, bir kotla çıkarım.. Sorumsuzluk ve sorumluluklarım var.. Anlaşılmaz çekincelerim.. Aşklarım.. Vedalar hep yaralarken yüreğimi, kıramadığım insanlar yüzünden büklüm büklümüm..

Keşke yıllar önce yaşayıp ölmüş olsaydım.. Herşey daha temizken yani.. 60’lı 70’li yıllarda.. Bir siyasi olayda kimliksiz bir kurşunla sokak ortasında yığılıp kalsaydım keşke! Kimsenin gönlünü hoş tutamayacağım biliyorum, bu yüzden kalpleri meşgul etmemeliyim.. Kangren olmuş bedenim, iflas etmiş organlarım var, beynim hala dünyayı kurtarmalarda ve esirim.. Çevremi sarmış olan dikenli tellerin hüznünü taşımaktayım.. Ben kederle denizi izlerken, can yakamam.. Ben bu yasla nefes alırken, nefes kesemem..

Cehennemin dibine kadar yolum var, o kadar günahım var mıdır? Ya da günah nedir? Öteki alem var mıdır?

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Düz yazı..

    Ölüm uykusuna yatmış gibiydim.. Geç kalktım.. Delice yağıyordu yağmur.. Hava buz.. Gök karanlık.. Ev dağınık ve kirli.. Yeryer rutubet kokuyor.. Köşelerde örümcek ağları.. İçin için ağlayan bir ev.. Acizliğin yağlı boya tablosu gibiydi.. Biraz dolandıktan sonra giyindim.. Artık botların zamanıydı.. Kirli botlarımı severim.. Onları da ayağıma geçirip, attım dışarıya kendimi.. Boş sokaklar.. Yazın ana avrat…

  • Yalnız..

    Bir uğultu işitiyordum. Muhtemelen gecenin sesi olabilir. Aldırış etmeden yürüyordum. Kediler uyuşuk hareketleriyle çöpleri eşeliyordu. Soğuk diyorum kendi kendime… “Umarım karınlarını doyururlar.” Deniz kenarına vardığımda, dolunayın olanca ışığını denizin üzerine yansıttığını gördüm. Işıl ışıl ve hareketliydi deniz.. Yakamozun, hayatımda daima önemli bir yeri olmuştur. Nerede görsem durup bir süre izlemeye koyulurum. Hayatın huzur mekanlarından biridir…

  • Rastlantı..

    Düşündüğümde her şey yerli yerine oturuyor aslında; ama düşünmüyorum. İşte sorun da buradan geliyor.. Üzerime yıkılan duvar, altında kaldığım taşlar, canımı acıtıyor. Oluk oluk kanıyorum. İçime sinmiyor böyle ölmek de! Bağırıyorum; Buradayım ulan! diyorum.. Duymuyorlar sesimi, Ya da umurlarında bile olmuyorum.. Yaşanılacak her şeyi yaşadım mı diye düşünüyorum sonra, Bir vakit eksik bir şey bulamıyorum,…

  • 07.10.2011 01.40

    07.10.2011 01.40 Yarının türlü koşuşturmacalarına, bilerek ve isteyerek adapte olacağız.. Sabahın 8 inde uyanıp,evde yarım saatlik kısa koşuşturmaca ve servise yetişme telaşı..Ardından mesainin o bitmek tükenmek bilmez stresi.. Öğle arasının dingilliğinde yiyeceğim bir yemek.. Ve günün ikinci yarısında gitgide düşen performans ve ters orantılı olan sinirlilik hali.. Saat 6ya gelirken sabırsızlanmalar ve heran fazladan bir iş…

  • Deneme 1-2, ses ses, oo oo, cıks cıks..

    Bu deliliğe atılan ilk adımların deneme yayınıdır.. Frekansla oynamayın.. Radyoda program yapma gibi bir planım vardı bir ara.. İnternet radyoculuğu.. Hıh.. Bilmem neremin kenarı.. Evde iç çamaşırlarınızla yaşıyorsanız yani sadece iç çamaşırı varsa üzerinizde kapı çaldığında ki o tepkinizi gözlemlemek isterdim.. Ben çoğu kez tişörtü ters giyip, altımdaki pantolunun da fermuarını çekmeyi unuturum.. Niye tişört…

  • Başlamak çoğu kez en zorudur..

    Demem o ki, büyük aşklar yaşamadım hiç.. İhtiras yoktu, anlayış, tutku yoktu.. Çıkarlar vardı.. Çıkarlar hep vardır.. Planlar ve yaptırım güçleri.. Benimkisi büyük bir aşka özlemdir.. Başka da bir şey değil! Öyle günler oluyor ki, fırında ısıttığım çekirdekleri yemekten öteye gidemiyorum.. Saatlerce yediğim çekirdeğin tuzunun dudaklarımda yaptığı tahribatı hissettiğimde bırakırım bu eylemi.. Neden sonra, bir…

Bir yorum

Yoruma kapalı.