Ölüm hüznü çok yapmacık, öyle değil mi?!

                Oluk oluk kan kusuyordum.. O an kızılcık şerbeti içmiş olmayı yeğlerdim.. Ağır ağır ölüyordum ve ölümüme ses çıkaracak ya da ölümümü durduracak kimse bulunmuyordu.. Her gün yuttuğum onca hap, çektiğim bunca ızdırabın nihayetinde ölecek olmam mide bulandırıcıydı.. Yarım saat fazla yaşamamı sağlayacak bir tedavi üzerinde çalışıyorlardı doktorlar ve ben denektim o vakit..

                İnsan ölümlüydü.. Ama bir tuvalin üzerindeki portredeki insan ebediydi.. Bir portrem olmadı hiç.. Silik fotoğrafların yırtılıp atılan kısımlarındaydı vücudum.. Ya da flaşa gelen parmakla kararmıştı yüzüm.. Ebedi olmak hayalleri kurmaktan başka çıkar yolum yoktu.. Aynadaki yansımamı kaydedemiyordum.. Kısa bir yanılma payıydı ayna.. Gerçeği olanca ateşiyle gösteriyordu.. Ve gerçek hep hoş karşılanabilecek bir şey değildi..

                Pamuktan iğreniyordun.. Hemşire beyazından, doktor kasvetinden sıkılıyordun bir vakit sonra.. Yeni bir hastanın, hastaneye uyum sürecini izlemekten ve bir süre sonra hep aynı olan o süreçten sıkılıyordun.. Yatmaktan sıkılıyordun ve hastane bahçesinde volta atmaktan bile sıkılıyordun.. Sondanın o iç buran ezikliğini taşıyordun, kolundaki takılı olan seruma küfrediyordun.. Ve bir süre sonra yenildiğinin farkına varıyordun.. Suni solunum ünitelerinde, gözlerin fal taşı gibi büyümüş bir halde biraz daha fazla oksijen alma telaşındayken; kaybettiğinin bilincine varıyorsun.. Sonrası öğrenilmiş çaresizlik hikayesini anlatan, sikik dehaların örneklemelerine giriyor.. O örneklemelerden birisindir artık..

                Rutubetli odalarda, romatizmal ağrıların belirir bir etap sonra.. Vücudun garip tepkiler vermeye başlar.. Kasılır kasların istemsiz.. Ve duyum eşiklerin değişir.. Acıyı daha bir köklü hissedersin.. Aklına düşer sevdiklerin.. Artık şehir dışındadırlar.. Ya da şehir seni çoktan dışlamıştır.. Eski bir vosvosun vardır, hastane bahçesinin park yerinde.. Pencereden onu izlersin.. Her geçen gün eskidiği ve yılların ona neler yüklediğini fark edersin.. Yıllar seni de Onu da sürüklemiştir bir köşeye.. İtmiştir o örümcek ağlı duvar kenarına.. Yani demem o ki; ölmen için bütün şartlar yerine gelmiştir.. Herkes gözünün içine içine bakarken; bu hastane çukurunda, umutsuz vakaların en ağır örneği sensindir..

                Bir gece ölmekten başka bir şans tanımamıştır sistem sana.. Mücadeleyi kaybettiğini fark edince de  ölürsün herkes gibi.. Yaşamanın yaşam alanlarına sağladığı bir yarar olmadığı gibi, ölümünün de dünya ve gezegenlerin kurulu sistemine bir etkisi olmayacaktır.. Yok olmak, bir seçim değildir.. Olsa olsa bir sonuçtur..

                Ölüm hüznü çok yapmacık, öyle değil mi?!

KorsanKalem 06.12.2012 00.55

Benzer Yazılar

  • BU GECE

    BU GECE Bu gece hecelerim tükendi, kelimelerim berduş, cümlelerim sarhoş, hikayelerim sızmış be gece! Yazasım gelmez, okumaktan usandım, sevmelerim sevmelerim, hepsi yerli yerinde, bu gecenin manası yok rüyası çok.. Başım çatlıcak gibi oluyor, ağrıyor.. Ve bir dünya dönüyor bu gece gündüze gidiyor, nefesim kesiliyor, yüreğim daralıyor bu gece, Bu gece darılıyorum yıldızlara, zira hepsi saklanıyor…..

  • Af Dilesem…

    Herkesin en iyi yaptığı şeyi, nedense ben yapamıyorum. Herkes suçu başkalarında arıyor. Bense tek suçlunun kendim olduğunu ilan ediyorum. Biliyorum, çevremdekilerin de gözleri benim üzerimde… Ama tüm suçu üstlenmişken, bir yandan da izliyorum sizi. Gizli gizli güzel günler diliyorum. Sessiz bir takip benimkisi. Hüzünlü de bir yandan. Çok özlüyorum o günleri. Eski günleri yani… Hayatımın…

  • Güzel Bir Gündü…

    Güzel bir gündü..Kahvaltı yaptık deniz kenarında bir mekanda.. Daha sonra birkaç küçük işim vardı. Onları hallettikten sonra. Balık tutmaya karar verdik.Kurucaşile’ye doğru yola çıktık.Gerçekten çok sisliydi. Yolda ilerlemek bile güçtü. Birkaç farklı yerde durduk.Balığın olabileceği ve piknik yapabileceğimiz bir yer olmalıydı. Sonunda bulduk böyle biryer.. Yada öyle olduğunu sanıyorduk… Bir kısmımız balık tutmaya çalışırken bir…

  • Mutsuzluk hep vardı, görmek istemedik sadece…

      Pencere kapandı. Camı ortasından çatlamıştı. Bantla tutturmuşlardı. Boydan boya çatlak, her açıp kapatmada daha da büyüyor olmalıydı. Kadın sabah demlediği bayatlamış çaydan bir fincan doldurdu. Açık koymuştu. Başka türlü dayanamazdı yoksa. Sigara paketinden son sigarayı aldı ve gazı bitmek üzere olan çakmakla yakmayı denedi. İlk deneme başarısız oldu. İkincisinde yakmayı başardı. Gazı dolu da…

  • Evet kendimi kırık bir aynada görebilirim ve oturup ağlayabilirim halimize..

    “İşte böylesi çaresiz zamanlarımda, ailemi, çocuklarımı toplayıp, onlara sığındım ve en büyük desteği de onlardan aldım. Bana güveniyorlardı. Ben nerede olursam onlar da orada olacaktı. “Gidelim” dersem geleceklerdi, “Kalalım” dersem kalacaklardı. Kalmak ve direnmek. İyi de, gidersek nereye gidecektik? Ermenistan’a mı? Peki, benim gibi haksızlıklara dayanamayan biri oradaki haksızlıklara ne kadar katlanacaktı? Orada başım daha…

  • Gece Saçmalamaları

    Aşklar çoktan kırılmıştı ve gökyüzü henüz yeni kararmıştı. Ruhum yoruldu,ruhum kırıldı “neden” sorusuna bir cevap bulamıyorum.. Kötü bir durum gerçekten.. Şuan ne düşündüğümü bile bilmiyorum. Bir yılın sonuna yaklaşırken ellerim terli ve bomboş.. Alıştım aslında yalın halime. Ama zor geliyor tek başına nefes almaya çalışmak. Hayatın anlamını yitirdiğini düşünüyorum ve bu saatten sonra ne yapacağımı…