Bar geceleri..

Bunca kelime nasıl çıkıyordu ağızlardan? Ve bu sesler ne karmaşık! Her masada ayrı düzen, her masada ayrı dünya vardı.. Güzel kadınlar, çirkin erkekler, keller, basurlular ve bel fıtığından muzdarip enayiler.. Sol kolu kangren olmuş bir ihtiyar bile vardı.. Kimse öbür şişede ne olacağını bilmiyordu.. Bir kız henüz çıkmıştı tuvaletten ve kusmaktan gücü kalmamıştı neredeyse.. Ama inatla kadınsılığını sergilemeye ve sürdürmeye niyetliydi.. Böyle daha komik ve acınasıydı.. Ancak azgın masaların ağzını sulandırabilecek durumdaydı hala.. Nitekim de öyle oldu.. Belimin ağrısını uyuşturacak birkaç yudum aldım, masamdakilerin ne anlattıklarından bihaberdim.. Umrumda da değildi.. Sarhoş muhabbetlerini pek sevmemişimdir.. Tabi ben anlatmıyorsam.. Hüzünlü dalışlara geçildiği dakikalarda, ihtiyar yere devrildi.. Bok çuvalı gibiydi.. Öylece, kaskatı yıkıldı yanı başımıza.. Bir kız masaya kustu, garson kapalı olan cam kapıyı fark edemeyip tosladı kafasını, ben son biramı fondiplemiştim.. Çiş sırası olduğunu görüyordum.. Genelde ilerleyen saatlerin en çekilmez yanı budur.. İşemek için sıra beklersiniz.. Ve arkanızdakinin sırtınıza kusma ihtimali vardır.. Bunun kadar iğrenç bir durumla kim karşı karşıya kalmak ister ki? Sırtıma kusacak adamı öldürmem gerekir ve bu yüzden hapse girmeyi istemem.. Prostat kanserine yakalanma riskini bile kabul edip, gece yarısı barlarda işemem.. En fazla donuma kaçırırım.. Ama gülünçtür bar geceleri.. Gün ışığında kravatlarıyla, düzen bekçiliğine soyunmuş onlarca insan, bar gecelerinde yerlerde sürünüp “o garson gelecek” diye sızlanırken kıs kıs gülmek kadar iyisi yoktur.. Sistem adamlarına karşı içimde hep bir kin beslemişimdir.. Biat etmediğim sistemlerinin yıkılışlarını izlerken veyahut o sistem savunucusu götlerin attıkları taklalara şahit oldukça, doğru tarafta olduğum kanısına vardım hep.. Belli kurallarına uydum, kimisini esnettim, kimisini de deldim geçtim.. Ve şimdi bir barda oynan komediye gülümsüyorum.. Pahalı bir takım elbise yerde sürünüyor.. Kirli gömleklerimizle kahkaha atıyoruz.. Birkaç saat sonra güneş doğacak ve temiz elbiseler ve asık suratlarla işlerimizin başına koyulacağız.. Ama yarın farklı bir gün olacak.. Yerde sürünen o adam belki izin almış olacak belki de odasından dışarı çıkıp her zamanki göz süzmelerini-burun kıvırmalarını-kaş çatmalarını üzerimize bir yıldırım gibi çakamayacak.. Yıkılan otoritesini yeniden sağlamlaştırmak için çelik arayacak.. Ama bina bir kere eğilmeye başladıktan sonra çabalamalar ancak ve ancak o binayı eğik tutabilir.. Ki tabi artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.. Yeninin tanımı yapılacak yeniden ve öğle arasına erken çıkacağız.. Geç döneceğiz. Bilerek ve isteyerek gecikeceğiz.. Yanlı geçmişleri bir kenara bırakıp, günümüzün iyilik telaşlarını aşılayacağız çocuklara.. Belki de canımız sıkılacak ve bir uçurtma havalandıracağız gökyüzüne, tel örgülerin ipini koparacağını bile bile havalandıracağız gökyüzüne.. Özgürlüğü tadacağız..

KorsanKalem 18.25 02.07.2013

Benzer Yazılar

  • aqfadvfn:D (ilginç bir başlık seçme gerekliliğinden midir, yoksa azıcık delilik belirtileri mi göstermekte yazar??)

    Ve insanlar yavaş yavaş gecenin sessizliğine karışırdı. Gökyüzünde kızıl tonları.. Deniz çarşaf gibi.. Birer ikişer yanmakta ışıklar.. Daha yıldız yok gökyüzünde.. Uzanıp tutamazsın yani.. Henüz düş görmemiş  denizkızları..  İnce bir yoldu hayat.. Kiloluydum, hep taştım yollardan.. Kalıplar yapılmıştı hayat için, kırdım kalıpları hep, sığamadım daracıktılar..İzliyorum da çevremi, yollara sığmak için türlü dolaplar dönüyor, kalıplara sığmak…

  • Yaşıyoruz Herşeye Rağmen..

    Alkolin bedenime verdiği uyuşukluktan ötürü,mantıklı düşünme yetimi bir süre önce yitirdim. Yarın bir otobüs yolculuğuna çıkacağım. Yol uzun.. Ne yazayım işte, bilemedim.. Hiç havam yok bugün! Her zamanki monotonluk.. Yaralayıcı bir yalnızlık. Mal mal telefona bakmanın hüznünü yaşamak fena be. Yalnız olduğunu hissettiriyor çalmayan telefonlar.. Tek telefonlar da değil.. Aman salla gitsin, iyiyiz işte. Ölmedik…

  • Öncesi..

    Çok yazık.. Kıştan çalınma bir poyraz esti üzerimize ve toz kalktı. Nefes almak güç.. Bir annenin çocuğunu yıkaması kadar hoş ve sabunu kafasına vurması kadar nahoş.. Ağır kahvelerin hükmünde verildi cezam; böbreğim kesildi, ciğeri beş para etmeyen bir doktorun yanlış tedavilerine kurban edildi gençliğim, genç telaşım ve sevdalar.. Huzur eski bir apartman dairesinin çürümüş balkonlarında…

  • Gece Sayıklamaları – 5

    Yolculuk… İlerlerken, geride bıraktığımız her şey biraz da biz değil miyiz? Kompartımanda, belli belirsiz hüzünlerin çarpıştığı bu garip hikâyenin kahramanları olarak payımıza düşen yolculukların sürüklediği yaşam, belki de görmemiz için tüm bu olanları, bir şekilde uzanıyor ellerimize… Aslında olmamasını dilediğimiz, ancak olma ihtimali olan o beter işlerin ağır yükümlülükleri altında eziliyoruz. Oysa henüz, daha pek…

  • Bir acayip yolculuk!!

    Nihayet İzmit maceramız bitti.. Bir şehri daha tanımış oldum. İzmit güzel bir şehir ancak üniversite olmasına rağmen 22:30 sularından sonra sokakta yalnız başımıza kaldığımızı gördük. Bu beni gayet şaşırttı.Ama sonuçta çok hoş bir şehir… Velhasıl cumartesi yola çıkma hazırlıklarını tamamlayıp saat 14:45 otobüsüne herhangi bir sorun olmadan yetişip ve son defa bir kez daha şehri…

  • Gece Saçmalamaları

    Aşklar çoktan kırılmıştı ve gökyüzü henüz yeni kararmıştı. Ruhum yoruldu,ruhum kırıldı “neden” sorusuna bir cevap bulamıyorum.. Kötü bir durum gerçekten.. Şuan ne düşündüğümü bile bilmiyorum. Bir yılın sonuna yaklaşırken ellerim terli ve bomboş.. Alıştım aslında yalın halime. Ama zor geliyor tek başına nefes almaya çalışmak. Hayatın anlamını yitirdiğini düşünüyorum ve bu saatten sonra ne yapacağımı…