El ele tutuşmak..

Gülümsemelerime karışmıştı hayat.Oysa ben özgürlük türküleri söylemeyi severdim.Devrimci aşklar tatmak isterdim.İnatla yaşamak ve mücadele etmeyi amaçlardım. Bunca olan olayı görünce yoruldu yüreğim. Odamı dağıttım, herşeyi boşverdim. İnanmayacaksınız ama aşık bile olmuyorum. Göz yaşımdan başka birşey getirmedi çünkü aşk… Ama böyle daha iyiyim.Daha güçlüyüm hani. Zaten ben sevdiğimin elini tutamam. Elim terler, bir heyecan basar içimi. Çünkü onun elleri tutamayacağım kadar sıcaktır. Ben ne zaman aşık olsam ve el ele tutuşsam tedirgin olurum. Ve çabuk bırakırım sevdiğimin elini, utanırım…

Benzer Yazılar

  • Çıkmaz…

    Ben bir çocuktum. Sonra büyüdüm. İşte ne olduysa, o sonradan sonra oldu. Hayatım sonraların karmaşasında geçiyor. Bir şey oluyor, “sonra” diyor birisi. “Sonra ne oldu?” Sonrası olmayan hikâyelerde başıboş dolanamadım bir türlü! Sonrası olmayan hikâyeler, çıkmaz sokaklar gibidir aslında. Bir sokak neden çıkmaz onu da bilmem ya! Ama var. Sonrası olmayan hikâyeler de, çıkmaz sokaklar…

  • (Rıdvan TUNA Anısına..) Kederden..

    Yaşanan ne varsa yaşanıyor işte.. Günler geçiyor, aylar, yıllar.. Baki kalanın, yaşanmışlıklar ve anılardan ibaret olduğunu çok sonra anlıyoruz.. Çok geçtikten sonra.. Yitirişler, bitirişler ve vazgeçişlerin toplamı koskoca bir hayat oluyor.. Ve bu koskocalığın ölçütü hep değişiyor.. Kimisi için yüzyıl koskocayken, kimisi için dakikalar derin zaman aralığı anlamına geliyor.. Ben herşeyi kabul ederken bile bunca…

  • Karadeniz..

    Güneş batardı, ülkemin bir denizci kasabasında.. Ve hüzün kokardı limanı.. Aşk kokardı,yalnızlık,hasret,, Balık kokardı elbet,hem de en hasından! Rakı kokardı.. Deniz dalgalandı mı korkardın. Zira karaydı denizi, gözü kara, Karadeniz’di! Bahtının karalığı bir yana, güzeldi karadeniz.. Az tuzlu,ılık,hırçın dalgalı.. Bir kere deydiyse ayağın, Öyle çekip gidemezdin, kolayca! Kederliydi de Karadeniz.. KOYUNCU’nun hüznünü taşırdı, Çernobil’in.. Kanserdi,…

  • Bir ihtimal daha var.. O da (sevmek) mi dersin?

      Dolma kaleminin içindeki mürekkep kurumuştu.. .Kendi içinin de kurumuş olabileceği ihtimali vardı. Eski evine göre daha küçük ve tahta bir eve yerleşmişti. Uygundu kirası ve büyük evlere göre temizlik daha kolaydı bu küçük tahta evde.. Yıllar önce cilalanmış kapıların her biri artık mat, kuru ve çatlamıştı..  O çatlakları alnındaki dört çizgiye benzetti.. Yaşlanmıştı ve…

  • Sustunuz! Hepiniz Suçlusunuz!

    Havayla paralel ilerleyen sağlığım, gece yazmama engel oldu.. Birikmiş bir yorgunluğun hastalığını yaşıyorum.. Baya bir abandım kendime.. Epey yordum, yüreğimi.. E tabi bir de ev durumu var yani annekucağında olmanın rahatlığıyla salıverdim kendimi.. Öyle gecelerdi, ateşler içinde.. Ateşim çıktığında gördüğüm bir kabus var.. Koca koca yorganlar üzerime düşüyor ve içlerinde boğuluyorum.. Hep böyle olmuştur, çocukluğumdan…

  • güven bana..

    gözlerime baktıysan eğer bir kere bile olsun,güven bana!sesimi duyduysa güzel kulakların,ve ürkek,utangaç kelimelerim girdiyse içine,güven bana!bir ana birlikte güldüysek eğer,bir anda heyecanlandıysak beraber,güven bana!Seni seviyorum dediysem,bunu hala söylüyorsam,ve sen de hissetiysen eğer sevdiğimi,güven bana.. KorsanKalem Görüntüleme: 270