Yeni bayramlar ve İnsanımız

Sıkıcı bayramlar yaşıyoruz artık.Hani hep denir ya nerde o eski bayramlar diye:) Aynen öyle. Herkes tatil planları yapıp bir yerlere kaçıyor ve sonuçta maneviyatı olması gereken bir süreci farklı bir şekilde değerlendiriyoruz. Zaten halkımız tatilleri,izinleri,yatış işlerini çok seviyorlar! Bir işten nasıl kurtulabiliriz, nasıl kaçarız, nasıl beleşe getiririz sorularına kafa yormayı çok seviyoruz milletçe! İlkokul 3. sınıftan itibaren kopya çekmeye(çalmaya!) başlıyor çocuklarımız! Bu onların suçu değil, sistem ne yazık ki kopyayla yürüyor! Lise sona kadar kopya ezber kopya ezber geliniyor. Araştırma konusu mu veriliyor? Google da ara kopyala yapıştır ve kağıda bas! Okumaya bile gerek yok! Araştıröa tamamlandı! Üniversite sınavlarında yapılanları da görüyoruz! Ee görmediklerimiz de var tabi! Ne dolaplar dönüyor! Üniversiteye giden bizim genç çocuğumuz başlıyor sosyal hayat manyaklığına! Niye ders çalışsın ki! Neden araştırma yapsın üniversitede! Vize ve Final haftaları hazırlar kopyalarını, Prof. ların daha önceden sorduğu soruları temin eder ve ders notlarını parayla satın alır ve hoop bir üst sınıfa! İşte böyle biten bir üniversiteden sonra, KPSS ye mi girer yoksa özel bir şirkete mi girer! İşte böyle yetişen bir bireyin, önemli günleri mi takar!

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Büyük adam, küçük kadın ve sonsuz boşluk, mutsuz bir son..

    Küçük kadın, kapıyı çekti usulca. Büyük adam, bulaşıklarla bir başına kaldı. Ve her geçen gün dağ gibi birikti o evde yalnızlık. Bulaşıkları adam yıkadı. Kadının en sevdiği bardak kırıldı. Büyük adam, salonun ortasındaki kırık kalp parçalarını süpürdü. Solgun aynalarda parlak kederi izledi bir süre. Duş aldı, düşlerinden arındı. Sokağa çıktı sonra. Bir kış günüydü. Ama…

  • Bak bir yıldız kaydı ve gökyüzü artık eksik…

    Bazen tüm gökyüzünü alıp odama taşımak istiyorum. Ki odam küçücük, ben zor sığıyorum. Ama bazen bu gökyüzünü bile hak etmiyor insanlar. Onların yüzünü gördüğüm anda olur olmadık tüküresim geliyor, içimden küfür de ediyorum, yalan yok. Dokunarak iyileşebilseydi insanlar, bu parmaklarımı dünyaya feda ederdim. Çekinmem ki ben, ben insanlar için tüm yükü sırtlamayı kabullenmiş bir çocuğum….

  • Keşke olmasaydı bu şarkılar

    Bir dağın zirvesi, Bir düşün kırığı, Bir yangının alevi, Kaldı elimizde… Yaşadıklarımızı düşünüyorum da, Ne düşkünmüşüz birbirimize.. Parmak uçlarına bile anlamlar yüklemişim! Keşke diyorum, Keşke bu şarkılar olmasaymış! Bir çölde doğsaymışım mesela; Seraplarla bezeli bir ömürde, Kendimi şeyh ilan etseymişim.. Nasıl bir çağda yaşıyoruz bir düşün, Utanmıyor musun sen de gördüklerinden? Tanık olmak en büyük…

  • Hüzün kokarken geceler..

    Geç gittim eve.. Yarının gerekliliklerini öteleyerek, sonbahara çalan mevsimin serininde kısa kol tişört ve şortumla direndim.. Geç gittim eve.. Beni bekleyen bir şey yoktu evde.. Odamı sevdim, yeni odamı.. Babamla özene bezene yaptığımız kitaplığa dizdiğim kitaplarıma baktım öylece.. Okuduklarım ve okuyacaklarım.. Karışıktı her birisi.. Bir istifleme yapmamıştım henüz.. Eve geç gittim.. Asık suratlı duvarlardan, kasvetli…

  • Her şey öyleydi işte..

    Her şey öyle dağılmıştı ki, toplamaya ne vaktimiz vardı ne de bir yol.. Ya yakacaktık her birini, veyahut basıp geçecektik insan yığınlarının üzerinden.. Her şey öyle karışmıştı ki, ne anlamaya vaktimiz vardı ne de anlamlandırmaya.. Ya silecektik tüm defterdekileri, veyahut devam edecektik yazmaya.. Her şey öyle dolanmıştı, öyle düğümlenmişti ki birbirine, çözmeye ne vaktimiz vardı…

  • Bir nehir kana bulanır

    İçinden şiirler akan bir nehirim ben, Apansız ölüp giden bir mısrayım. Tutuşmuş evim, yanmışım. Amansız bir kavgaya kapılmışım. Oyuncağı kırılmış bir çocuğum ben, yitip gitmiş oyunlarım eski bir mahalle kahvesinde. Küçük bir kıza tutulmuş, ve kocaman bir adam olmuşum bir günde… Kırık dökük ne varsa midemde, gönlümde ve gözümde, bir başıma bu yalnız, bu karanlık…