Bir acayip yolculuk!!

Nihayet İzmit maceramız bitti.. Bir şehri daha tanımış oldum. İzmit güzel bir şehir ancak üniversite olmasına rağmen 22:30 sularından sonra sokakta yalnız başımıza kaldığımızı gördük. Bu beni gayet şaşırttı.Ama sonuçta çok hoş bir şehir…
Velhasıl cumartesi yola çıkma hazırlıklarını tamamlayıp saat 14:45 otobüsüne herhangi bir sorun olmadan yetişip ve son defa bir kez daha şehri gezmek için saat 12:00 de çıktım,kaldığım yerden… Ama daha 10 adım atmıştım ki valizlerimden biri adeta patladı:) ve ben o anda şoka girdim. Hemen geri dönüp valizi tekrar kapatmaya çalıştım. Kapandı:) ta ki 10-15 adım taşıyana kadar:O) Bu sefer valiz için dönüşü olmayan bir yola girdik valizle.Hemen o valizi kaldığım yere bırakıp diğer valizim ve laptopla birlikte,İzmit Halkevi ne gitmek için dolmuşa bindim.Halkevinde sağolsun pişmaniye satan bir markete valiz ve laptopı bıraktım ve hamen yeni bir valiz aldım.Yeniden dolmuşa binip kaldığım yere vardım. Kırık valizdeki tüm giyimlerimi yenisine aktarıp, geri dönüşe geçtim:) Başlangıçta valizin tekerlekleri çok iyiydi ancak bir süre sonra tekerler kendinden geçti ve ben valizi sürüklemeye başladım.Tabi bu arada zaman ilerlemekteydi.Halkevine varıp yazıhaneye geldiğimde saat 14:00’a gelmişti. Ve METRO TURİZİM’le kavgamız o andan itibaren başadı!! Yazıhanedeki görevli beni tersledi ve yetişemeyeceğimi söyledi. Ben de doğruca taksiye bindim. Sağolsun taksici abi beni otogara yetiştirdi. Otogarda bizi bekleyen, bir minibütü.Aktarma olacağını söylediler.Ben de düşündüm ki, herhalde İzmit’in dışında bir ilde otobüse bineceğiz ama nerdee! Şöför yoları bilmez 1 saat düzce otoyolunda dön dur! Daha sonra Emrah adlı bşr arkadaşın sayesinde yolu bulduk. Ama yolculuk bitmiyor.Meğer araç Zonguldak’a kadar gidecekmiş.Oradan da Bartın’a aktarma ile gidecekmişiz!Ancak bunlardan hiç bir yolcunun haberi yoktu! Bilet kesilirken hiçbir bilgi verilmemişti! Yol git gide uzadı ve o rahatsız minibüste Zonguldak’a kadar gittik.Orada da yaklaşık 1 saat bekleyip yeni bir minibüse bindik.Yolda yine duran bu araç 3 yolcu için 20 yolcuyu 30-40 dk. bekletti! Nihayetinde saat 23:00 de Bartın’a vardım! Normalde başka bir şirketle yolculuk yapıyordum.Malum biletler tükendiğinden METRO TURİZM’den bilet aldım almaz olaydım! 5 saatlik yolu 8 saatte getiren ve adeta eziyete dönüştüren METRO TURİZM’e de şikayetimi yazıyorum! Zira bu hizmeti! her ortamda anlatacağım! Para almayı bilen ama adam gibi hizmet veremeyen bu tip firmları da burada teşhir edeceğim….

Benzer Yazılar

  • ..pahalı elbiseleri olmayanların dünyasındaki, abuk subuk haykırışlarımın kelimelere yansıma olayı..

    Denize girdim çıktım, duş aldım.. Şuan bir bira yudumlamaktayım. Derin boşluklardayım. Sanırım bir depresyon.. Sevmem psikolojik buhranları ama oluyor işte! İnsanız nihayetinde. Küfürlü bir metin yazma isteğim var. Gelmişine geçmişine.. Yapmayacağım.. O kadar derine daldım bir sinüsleri boşaltamadım ya! Var mı bundan ötesi?  Neyse.. Ensemble Galatia adlı gurubun nazikliğiyle ruhumu dinlendirmeyi deniyorum. Anlamadığım dillerde söyleseler…

  • Şah-Mat!!!

    Şah çekip duruyorsun! Ve her şah çekişinde böbürleniyorsun, garip bir gururlanma.. Şaşkınlıkla izliyorum oyunu, yapmak istediğini biliyorum. Tüm gücünle bana saldırıp köşeye sıkıştırmak tek hayalin.. Gözümün, yenilmiş pislik bakışını almasını görmek istiyorsun işte.. Nasıl bir hırstır, ne gözü dönmüşlük. Hamle hamle yaklaşıyorsun ve köşeye sıkışmaktayım. Hakaretler ediyor, yanındakilerle eğleniyorsun.. Çok da önemsiz bir haldeyim,yanınızda.. Sıradan giyinen,standart bir adamım…

  • Gözlerim kapalı..

    Bu yaşlar da silinir gider elbet.. Bu dertler de tükenir. Düşmek yaralamadı ki beni. Yediğim yumruklar acıtmadı hiç. Yediğim tokada gocundum ben sadece. Duyduğum söze darıldım. Çok gibi hissedip, yok olduğumu öğrendim. Bu düzen de sürer gider böyle.. Günlerin ardın sıra gittiği gibi. Hiçbir şeyin tadının olmadığı gibi.. Bayat bir çay gibi.. Bozuk bir saat…

  • Silinen Bir Yazının Ardından..

    Koskoca bir sessizlik kaldı şehirden arda kalan.. Ve henüz yeni kaplamıştı gökyüzünü bulutlar.. Böcek cızırtıları ve denizin bitmek bilmeyen uğultusuydu içime dolan.. Tek tük geçen arabaların mekanik sesleri olmasa ölmek için en mükemmel anlardan birisi olabilirdi.. Ama yaşarken mükemmele ulaşamamışken, ölümün mükemmel olmasını beklemek ahmakça olur.. Herkes uyuyor şimdi yataklarında.. Herkes yeni bir gün hırsıyla…

  • Bugünün işi…

    Bugün eski bir şeyi yeniymiş gibi tekrardan öğrendim. Bugünün işini yarına bırakmamak gerekiyor hayatta. Eğer böyle bir hataya düşersek sonuçları üzücü olabiliyor. Bugün can sıkıcı bir gündü. Oluyor işte bazen böyle, hiç bir anlam ifade etmeden geçip gidiyor zaman… KorsanKalem Görüntüleme: 331

  • Bizlere reva görülen zamansız ölmektir!

    Kamplaşırken dünya, uçurumlara giderken insanlık kolaydı unutmak herşeyi.. Ölümlere üzülünürdü eskiden, şimdiyse içten içe gülüyorlar.. Cahillik, geri kalmışlık.. Demokrasi denilen kurmaca herkese demokrasi olmuyor bazen.. Şimdi sinir bozcudur soğuk.. Taş toprak, ölüm kokusu.. Beton blokların ezdiği vücutlardaki ağrılar, sızılar.. Kayıpların o çekilmez acısı.. Eski mahallenin yeni yüzü.. Küçük kıyamet.. Doğanın yıkıcı gücü, insanın acizliği… Ölümlerin…

One Comment

  1. kanka benim başıma da METRO denen otobüs firmasından bişeyler gelmişti.belki anlatmışımdır..5 TL’miz daha yok diye 4 arkadaşla birlikte ıssız bir yerde indirdiler bizi..bu adamlar böyle.kendilerini Türkiye’nin en büyük firması gibi bişey sanıyolar ama uzaktan yakından alakası yok..bu adamların hepsi bi moktan öteye gidemezler..SAYGILAR..

Comments are closed.