Kötü bir gece

uzay

Karanlık odalarımıza sığındık.
Binlerce sayfalık kitaplarımıza sarıldık
Seni aradık,
Gökyüzünde değildin
Gökyüzünde olsan olmazdı yeryüzündeki kötülük
Yerin binlerce kilometre altında değildin,
Yerin altında ecelsiz öldürülen bedenlerden başka bir şey yoktu çünkü
Toprağına çıplak ayaklarımızla bastık,
suyunla yüzümüzü yıkadık
Ne hikmet vardı,
ne rahmet,
ne huzur,
ne sevgi…
Tükenen kaynaklar arasındaydı insanlık
Sana yüzümü sürmek isterdim
Ağlayan gözlerimi akıtmak
Kelimelerin büyüsüyle sevişmek isterdim,
Sana seni aradığım gecelerden bahsetmeliydim
Sen hiç gelmedin
Bilmedin acımızı
duymak bile istemedin
İyi günler bitti
Kötü bir gece kaldık elimizde…

KorsanKalem 02.15 18.03.16

Benzer Yazılar

  • 07.10.2011 01.40

    07.10.2011 01.40 Yarının türlü koşuşturmacalarına, bilerek ve isteyerek adapte olacağız.. Sabahın 8 inde uyanıp,evde yarım saatlik kısa koşuşturmaca ve servise yetişme telaşı..Ardından mesainin o bitmek tükenmek bilmez stresi.. Öğle arasının dingilliğinde yiyeceğim bir yemek.. Ve günün ikinci yarısında gitgide düşen performans ve ters orantılı olan sinirlilik hali.. Saat 6ya gelirken sabırsızlanmalar ve heran fazladan bir iş…

  • Yazılara Dönmek..

    Gönlünce yaşa hayatı,Bir gün gelecekÖlümlerden ölüm beğeneceksinBu karmaşık dünyanın,koşuşturmacalarından yorulup,tökezleyeceksin..Anlamsız gelir bazen herşey,ya da yitirir anlamını,Umursamayacaksın!Kötü çocuk olma hayatta,ya da nedir kötülük? Sorgulayıcı olmak.. Toplumun bakış açısını sorgulamak? Kalıplaşmış ve tabulaşmış kavramları kurcalamak.. Evet gerçekten yürek ister.. Neye göre kötü? Ya da iyi? Neye göre deli? Gücün egemen olduğu bir dünyada ahlakın varlığından bahsetme budalalığına…

  • Büyük adam, küçük kadın ve sonsuz boşluk, mutsuz bir son..

    Küçük kadın, kapıyı çekti usulca. Büyük adam, bulaşıklarla bir başına kaldı. Ve her geçen gün dağ gibi birikti o evde yalnızlık. Bulaşıkları adam yıkadı. Kadının en sevdiği bardak kırıldı. Büyük adam, salonun ortasındaki kırık kalp parçalarını süpürdü. Solgun aynalarda parlak kederi izledi bir süre. Duş aldı, düşlerinden arındı. Sokağa çıktı sonra. Bir kış günüydü. Ama…

  • 05.30 Yazısı.. (Bu yazı için uyumadım be!!) “Yat Geber”

    Koskoca sevgi denizindeki, çorak bir sevgisizlik adasıydım.. Güzelim düzlük ovaları çevreleyen karamsar sıradağlardandım.. Gecenin beşinde, kek yiyerek yazma cesaretini nereden buluyordum?.. Ve herkes uyurken.. Büyük şehirlerden nefret ediyorum.. Evet ben uzaklaşmışım insanlardan.. Yabancılaşmışım.. Ama üzüldüğümü söyleyemem.. Metrodaydım ve iki kadın işyeri muhabbetlerini bitiremiyorlardı.. Saat 23.34.. Ve metroda aslında ne iyi bir şef olabileceğini anlatan bir…

  • Hoşça kalın..

                    İhtiyar, yatağına uzanmış kapıdaki bizlere bakıyordu.. Çağırdı eliyle.. Ve yanına gittik.. Önce her birimizi gözleriyle inceledi.. Yüzümüzde anlamsız telaşlarla bezenmiş hüzün katmanları.. Kimi fena kaptırmış, gözlerinden yaş bile süzülüyor.. Oysa iyi yaşamış ihtiyar, tam 93 yıl.. Oradakilerden hiçbirimizin bu kadar yaşayacağına inanmıyorum.. Ve sonra ihtiyarın boğaz hırıltısını işittik…..

  • İzmir’de olmak,yeniden..

    Uzun zaman sonra binip de dolmuşuna, Karşıyaka’ya varmayı özlemişim.. Karşımda koskoca Karşıyaka. Ama değişik.. Metro çalışması nihayet bitmiş. Ve ben bunun şaşkınlığı içindeyim, toz toprak gitmiş ve bir istasyon çıkmış ortaya.. Gayet de güzel olmuş. Sanırım artık orası buluşma mekanı olmuş.. Zira, benim güzel kardeşimle orada buluştuk. Ben onu bıraktığımda küçük hoş bir kızdı. Ama…