Doğum günüm..

Bir sene daha büyüdük, bugün 30 nisan.. Doğmuşum bir gece vakti. Açmışım gözlerimi şu koca dünyaya.. Zaman bildiğiniz üzre hızlı geçiyor. Büyüdük, koşturduk,yorulduk,aşık olduk.. İşimizi aldık elimize.. Günler öyle yada böyle geçiyor işte..

Dünya çocukluğumuzda i gibi değil ne yazık ki.. Herşey kötüleşti. Şimdi diyorum ki, keşke o günlere dönsem.. Oyunca arabalarımla koca bir dünyam vardı! Şimdi çevremizde riyakarlık hakim.. Çıkar gözetmekten hiç mi hiç çekinmeyen bir insanoğlu.. Savaşlar devam ediyor, kavgalar hiç bitmiyor.. VE ben bir yaşıma daha girdim! Çok da önemli değil.. Dünya 365 gün sonra yine aynı yere dönecek.. Ben yine aynı yazıyı yazacağım..

Şu dönemde seçim telaşı sarmış ülkemi! Yine palavralarpalavralar! Alkışlar,şakşakçılar.. İnsanlar çok çıkarcılar!

Yarın 1 Mayıs.. İşçinin Emekçinin bayramı…

 

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Şehir Azabı..

    Büyük şehirlere yüklenilen anlamların; küçük kasabalarda yitirdiklerimizin bir yanılsaması olduğunu hissediyorum. Koca bir denizin koca bir vapuru yuttuğu, insanların sokaklarında uyuduğu ve büyüklük kavramanın köşe başlarındaki pis çöp kutularının içindeki zamanından önce atılmış eşyalarla ölçüldüğü küçük bir ayrıntıdır büyük şehir zırvalıkları.. İçecek çok yer vardır, kaçacak-kaçtığımızı sanacak- çok yer vardır. Kırmızı ışıklar vardır, trafik ve…

  • Greenpeace nükleer enerjiye neden karşı

    Nükleer enerji geçen 60 yılında hiçbir sorununa çözüm bulamadı. Güvenlik açıklarından, atık sorununa, artan maliyet ve inşaat sürelerine kadar pek çok konuda harcanan milyarlarca dolara rağmen nükleer enerji dünyamızın en kirli ve riskli enerji kaynağı olmaya devam ediyor. Aslında çoktan 20. yy’ın işe yaramaz teknolojileri arasında yerini alması gerekirken birileri bize tekrar tekrar nükleer enerjiyi…

  • Hiç doğmamış bir çocuk

    Mavi bir at olsa ve çocuklar oynadıkları oyunlar dışında hiçbir şey bilmese hayata dair. Mavi at oyun parklarının çevresinde dörtnala koşarken, çocuk şarkıları duyulsa uzak kasabalardan. Uzak kasabalar akla geldiğinde şarkılar fısıldansa kulaktan kulağa. Ya da şarkılar hep bir ağızdan okunsa… Düşerken yapraklar, mavi at hiç gelmedi. Ben bekledim. Ben beklerim yerli yersiz. Ben beklerim…

  • Adamın biri birgün..

    Güzel bir şeftalinin bozuk ve görülmeyen yanını ısırmaya eşdeğerdi hayat! Yüzünü ekşitip, ısırdığını geri tükürmek kadar da iğrençti belki de! Ve farklı, sürprizlerle dolu! Huzurlu ve kaygılı bir sürü bekleyiş.. Gülmeler, ağlamalar falan.. Alkolü fazla kaçırmak gibi birşey.. Oysa kederlidir içmeler ve hayat da öyle.. Hayat! Çaresizliğimizin göstergesi.. Ve ölüm hüzünlü bir son! Nasıl gerçekleşecek…

  • Hadi şimdi gömün mezarınıza, ruhumu asacağım!

      “Boynum bükük Gözlerim yaşlı Yüreğim yangın yeri Ellerim kırık…” Oysa ben; her günahı günahım, her suçu suçum, her acıyı acım bildim. İnsan Hasan ŞAŞ’ın haksız yere gördüğü kırmızı karta oturup ağlar mı? Ben ağladım… Ben içten içe başkaları için hep ağladım. Ağlarken, annemin gözyaşları gelirdi aklıma. Bir de Esen’in olmadık bir zamanda yapılan bir…