Yazdım işte,öyle..

Annem doğum günlerimize çok önem verirdi.. Hiç eksik etmedi yaş pastamızı. Her yaşgünümüzde pastayı keserken,mum üflerken, ilk lokmayı ağzımıza atarken çekildiğimiz fotoğraflar vardır.. Hersene aynıydı.. Sıkıcı gelirdi..

Ama beterin beteri varmış. Bu gün onu anladım. Sıkıcıydı ilk defa doğduğum gün..  Zaman geçmek bilmedi.. Yalnızlaştıkça yalınlaştım.. Askerler nöbet değiştikçe kutladılar doğum günümü telsizlerden.. Güzel bir hava vardı, izledim saatlerce denizi.. Telefonum birkaç kişi dışında çalmadı bile..

Bir mum üfleyemeden geçiyordu ve bu ne kadar da değerliymiş şimdi anladım. Bir sene daha yaşlanıyordum, ama hiç  yaşlanmamıştım doğum günümde. İlk defa böyleydi ruh halim.. Aynaya baktım uzun uzun. Saçımdaki birkaç beyaz tele! Ve dedim ki dünya çok hızlı dönüyor be..

Başımı dayayacağım bir güzel aradı gözlerim.. Yine yoktu işte. Yok oldu.. Artık Mayısa giriyorduk. Yani benim günüm geçiyordu.. Bitsin artık! Sıkıldım çok sıkıldım. Yitirilmişlikler yaşadım, hep yitirmişim..

 

KK

Benzer Yazılar

  • Düşünün, tek hayvanlarız! Düşünen değil!

    Muhabir “Cepheden iyi haberler gelmiyor” diyordu.. Ne bekliyordu ki? İyi haber neydi? Karşı taraftan yada bu taraftan birileri ölüyordu işte.. Ölümün hangisi iyi haber olabilirdi ki! Kanın ve vahşetin neyi çözeceğini düşünüyordu bunca budala? Şimdi öylece masamda yazı yazarken birileri ölüm saçıyor.. Ölüm saçanları geçtim, onlar zır cahil.. Benim takıldığım nokta, koca koca adamların karanlık…

  • Yorma beni..

    Yorma beni.. Henüz yeni duruldum, daha yeni nefes alabiliyorum doğru dürüst.. Yorma beni güzel kız, çık git odadan, kalbime telaş sarma, nafile bu heyecanlar, insanlar mutlu olamayacaklar! Daha yeni terim kurudu, git.. Mecalim yok artık koşturmaya, Yorma beni güzel kız.. Ben şimdi bacaklarımı uzatıp, Cem Baba dinleyeceğim, işim var, yemek yemeyeceğim! Günlerce odamdan çıkmaya niyetim yok! Takatim…

  • Yorum yok! Yorum çok yada Bok!

    Bunca bok çukuru varken dünyada,hergün fena haberler izlerken, yazasım gelmedi.. Gelmiyor.. Mutlu tablolar çizemiyorum ne bileyim.. Komik geliyor renkli cümleler.. Manasız.. Umudunu kaybetmiş,huzursuz bir ruh hali içindeyim.. Ve yağmur yağmakta, hava soğuk.. Kahreden telaşımı bir kenara bırakmışım.. Beş kitap birden okuyarak zihnimi dinlendiriyorum. Boşluğun o tarifsiz duygusalında süzülüyorum.. Gelen günlerin karamsarlığı sarıyor.. Bu arada aptal…

  • Moseyo..

    Günün sıradanlığı nüksetmişti yine.. Öğle arasına denk gelen bir an aptal kutusunda öylece gezinirken denk gelinen bir belgesele takılmıştık nihayetinde.. Leoparların daha doğrusu dünyanın bir gözlemiydi o belgesel.. Bir leoparın hayatını gözlemlemişlerdi ve kayıt altına almışlardı, başını kaçırmıştık sanırım sonuna yetişebildik ve belgeselciler de mutlu sonları sevmiyordu.. Zaten mutlu son yoktu! Bu arada leoparımızın adı…

  • Dönen olmadı..

    Hızlı adımlarla çıktım evden.. Nasıl da geçmişti zaman.. Bir asır gibi koskocaydı oysa saniyeler.. Uyuklarken bir köşede, depar atmıştı yelkovan.. Ve yetişme telaşı sarmıştı bedenimi.. Hızlı adımlarla ilerlerken, kentin insanları evlerine girmişti bile.. Serindi hava ve o vakit evden çıkarken sırtıma aldığım ceketin ne kadar gerekli olduğunu farketttim.. Ellerimi ceplerime sokup hızlıca otobüs terminaline yürüdüm…..

  • Anadolu’da Akşam Oluyor!!

    Neşeme, kederi katmak istiyorum, kederimi neşemle süslemek.. Yapayalnız rüyalardan uyanıp, dolunayı seyrediyorum.. Neden yanlış var ve neden yanlışı seçiyoruz? Kalbim serçe ürkekliğiyle seviyor nedense artık.. Kırmaktan ve de kırılmaktan korkar oldum. Henüz büyümemiştim, mutluydum. Henüz işgal edilmemişti topraklar, Anadolu’da bir halk vardı ve herşeye rağmen üretiyorlardı. İnatla çalışıyorlardı. Alınlarındaki çizgiler şeref saçıyordu etrafa, bunca şerefsize…