Balık ağlarına takılan bir ceset..

ko

Bir şey vardır, hani lunaparkta ki tren en tepeye çıktığında her şey senin olmuş gibi gelir.. Ama birden iniverirsin aşağıya, döner tren, ne olduğunu bile anlamadan biter gezintin.. Sonra bacakların titreyerek inersin, yerde yürümek bile güçtür. Oturursun bir sandalyeye..

Oturuyorum..

Sonra düşünürsün, düşünür herkes.. Ne yazılır bunun üzerine diye..

Hiç bir şey yazılamaz aslında.. Kelimeler tükenir, öyle denizi izler gibi yüzlerine bakarsın insanların. Hiç biri beş para etmez denizin maviliğinin yanında. Ve dersin ki bir gün, bir gün denizin içinde süzüleceğim. Cesedim bir balıkçı ağına takılacak.. Yada balıklara yem olacak.. Ben artık o bir günü bekliyorum, ben artık o bir gün için yaşıyor, onun cesaretini topluyorum.. Her şey için teşekkür ederim..

-Çok güzel!

Güzel değil!

Ceset denizde şişer, bozulur.. Annemi düşün.. Oğlunu tanımak için morga geldiğini.. Patlak gözümü, şişmiş vücudumu görecek.. Bir ömür içinde taşıyacak o resmi.. Bir ömür göz yaşı dökecek denize bakıp. İnsanların gıpta edip baktığı deniz onun için acı verecek.. 

Bir beden ölebilir evet.. Ama bir denizi mezar bilmek, bir insana verilebilecek en ağır ızdıraptır.. Ölünebilir,ama denizde değil..

-Bir anne için ne önemi var, oğlunu yitirdikten sonra.. Ha bir denizde ölmüşsün, ha bir evin çatı katında? Bir annenin evladı öldükten sonra; ne güneş aynıdır, ne deniz, ne de gök.. Bir annenin evladı öldüğünde, bir anne yarımdır artık..

Bir intihar mektubu yazayım diyorum; “ölümümden her gün yüzlerine bakıp hiç bir renk göremediğim, siz ceset sürüleri sorumludur! Beni sizlerin kayıtsızlığı ve aptallığı bu noktaya getirdi.. Eğer üzerinde yaşadığımız dünyada -en azından yaşadığımızı sandığımız dünyada- siz nefes alıyorsanız, benim almama gerek yok, siz burada yaşıyorsanız benim öteki dünyada yerim.. Yok siz burada ölüyseniz, benim öteki dünyada doğmam gerekli.. Ne sizinle yaşayabilirim, ne de sizinle ölebilirim..” diye..

Eyvallah..

KorsanKalem 15.01.14 19.30

Benzer Yazılar

  • Kirli dünyaların soğuk mezesiydik nihayetinde..

    Cennetin ve cehennemin ayrımında, dünyanın sıradan hareketlerini gözlemliyorum.. Şeytanın aslında insan olduğunu anlıyorum.. Ölümler soluk, mat yağlı boya tablo misaliydi.. Sansasyonel haberler günden güne artmaktaydı ve gazeteler binbir çeşit yalan haberle doluydular.. Ölüme çok yaklaşmış olan insanının gözündeki o korku hali.. Ne gariptir değil mi? Arabanın çarptığı kadın; ıslak ve soğuk o pis asfaltın üzerinde…

  • İmkansız aşk

    Aşk imkansızlıktır diyorlar,oysa imkansızlıklar aşkı sürdürmeyi güçleştiriyor bence. O farklı dünyalarda ve belki de farklı rüyalarda, ben bazen kendimi şair bazen fotoğrafçı zannediyorum, bazen de çatılmış kaşları olan bir devlet görevlisiyim.. Kimim ki onun ilgisini çekeyim? Platonik masal sadece benimkisi.. Görüntüleme: 349

  • Boşveriş…

    Boşvermişlikten öte, bişey düşünmüyorum şuan.. Boşverdim yani. Hani büyük idealler falan! Kim için? Ne için? Neden? Sokakta dilenen bir çocuğa neden dönüp bakayım ki! Neden üzüleyim Libya’ya, Irak’a, Filistin’e? Kılım neden kıpırdasın yani! Boşuna boşverdiğimi biliyorum. Yapamıyorum işte, acıyor içim! Herkez gibi değilim napayım.. Yoruldum ama artık, hani boşverdiklerim var, evet.. Gözgöze gelmiyorum artık.. Gözlerim…

  • Denizin hissettirdikleri…

    “Eksik bir şey mi var, anlayamam?  Bak çayım sigaram, her şeyim tamam” Ufak ufak inandırdık kendimizi.. Usul usul kandık yalanlara.. Denizin kenarındasındır.. Rüzgarın taşıdığı deniz kokusu içine işler.. Köpüren dalgalar ve martıların haykıran sesleri.. Huzur.. Sayısız kum tanesinin içerisinde, bir deniz kabuğu gözüne çarpar. Alırsın eline o deniz kabuğunu.. Hafif saydam, kırılgan beyaz.. Ona göre…

  • Benim yazabildiklerim.. (Aslında hiçbir önemi yok!)

    Aptallık bu, bu delilik, bu ölüm.. Güzel sözler söylemeyi amaç etmedim hiç.. Hiç iyi bir adam olmak niyetinde değildim.. Önümüzdeki bunca örneği görmüş olmama rağmen bile bile beyaz olamazdım.. Uslu çocukluk bana göre değildi.. Yumruğun hep sağlamını yemeyi düşlerdim hep.. Gözüme sağlam vurmuştu bir çocuk adı; Hasan yada Ferit olacak.. Hakkını vererek vurmuştu gözüme.. Acıyı…

  • Kadınlarımız..

    Bir kadını sevmek; uzun bir yola çıkmak gibidir, ya da bir ameliyat masasına uzanmak gibi gelir, gider,döner, koşar, batar, çıkar, doğar yeniden..   Bir kadına sarılmak; güneşin o yaz sıcağıdır, bir özlemdir çocukluğumuzun sevinçlerine..   Bir kadına vurulmak; dokuz milimetrelik bir iştir, ızdırap, kan, korku, göz yaşı ne halt varsa içindedir, karmaşıktır işte..   Bir…