Değişir Dünya…

dünya

 

Ve ben tüm bu çaresizliğe rağmen, bir çocuk gibi koca bir umut büyütüyorum bu dünyaya dair. Geçen her gün, yiten tüm insanlar ve olan tüm kötü olaylara rağmen hem de… Kırık bir şarkıya sığınıyorum tüm bu günahlardan. Kaldırımlardan aşağıya düşüyor gençliğim ve kimi zaman dizlerim kanıyor. Ama hiç önemsemedim ki bu yaraları ben.. Ama hiç düşünmedim ki sonumu ben.. Ellerinden tutmaya çalıştığım her umut, çoğu kez solmuş ve kamburum eğilmekten değil de köşe başlarında ağlamaktan çıkmış olsa da, inatla ve durmadan umut ettim. Paylaşmanın yüceliğinden ve insana dair, insanca ne varsa savundum. Hiç korkmadım ki karanlıklarından. Yüzleri ak, yürekleri kara insanlardan sakınmak için saklandım sadece. Saklanıyorum da hala.. Bir gün.. Bir gün inanıyorum, tüm kirimizi atıp sadece insan olduğumuz için kucaklayacağız birbirimizi. Kadın erkek, çoluk çocuk hem de!

Bu umut beni yaşatıyor belki de! Bu umuda sarılıyorum. Bin türlü tokat yesem de, inanıyorum bu umudun gerçekleşeceğine! Bak diyorum, göreceksin. Göreceksin gelecek o günler! Tabi sonra bir adam çıkıyor ve inandığım tüm güzellikleri yok edeceğini haykırıyor. Hiç çekinmiyor bu kini sunarken. Ve insanlar hiç sorgulamadan dinliyor sadece… Anlayamıyorum, bu yapay gerçeklik bana iyi gelmiyor. Bir mağara bulsam o an, gider o mağarada yaşamaya başlarım. Ama umut etmekten de alıkoymam kendimi. Belki bir gün birileri, beni o mağaradan çıkarır ve bak değişti her şey der, kim bilir? Çocukça geliyor belki ama, bir gün değişir her şey… Tüm sevgisizliğinize, tüm bencilliğinize, tüm adi planlarınıza rağmen; bir gün her şey değişir. Ve kaybeden kötü karanlıklar olur. Beklemeli, umut etmeli; bak gör sen değişir her bir şey…

KorsanKalem 24.05.15 01.01

Benzer Yazılar

  • Makarnaya sıkılan mayonezin düşündürdükleri…

    Oturup öylece mayonezli makarnayı çatallarken, kafamdan binlerce kelime akıyor. Öylece hayata karışıp öyle ya da böyle yaşıyoruz. Çevremizi çevreleyen dikenli telleri bile boyarken gerçekçi düşünmelisiniz demiyorum size… Diyemem… Demem! Ama doğru dürüst bir hayatı yaşamak için en ufak bir çaba bile göstermeyen insanlara hayret ediyorum. Yani kendilerine sunulanı kabullenip o şartları ne olursa olsun sahiplenmek…

  • Çalıntı bir kalemle yazılanlar..

    Akşamüstü duramadım evde.. Nedenini bilmiyorum.. Deniz kenarındaki bir banka attım kendimi. Denizin o ürkek çırpınışlarının verdiği huzuru tadıyordum.. Bank sıradan bir banktı işte.. Hemen arkamda metal spor aletleri vardı. Yürümekten aciz bir sürü insan salak salak hareketler yapıyorlardı o aletlerle birlikte.. Serbes’in kitabını yudumluyordum deniz eşliğinde.. Hava serindi ve gün batıyordu aynı doğallığıyla.. Ülkenin dört…

  • Bar geceleri..

    Bunca kelime nasıl çıkıyordu ağızlardan? Ve bu sesler ne karmaşık! Her masada ayrı düzen, her masada ayrı dünya vardı.. Güzel kadınlar, çirkin erkekler, keller, basurlular ve bel fıtığından muzdarip enayiler.. Sol kolu kangren olmuş bir ihtiyar bile vardı.. Kimse öbür şişede ne olacağını bilmiyordu.. Bir kız henüz çıkmıştı tuvaletten ve kusmaktan gücü kalmamıştı neredeyse.. Ama…

  • Sev de; seviyorum zaten..

    Kayboluyordum soğuk loşluğunda gecenin.. Anlaşılmaz ve anlatılmaz ızdıraplar içindeydim.. Hiç bu kadar yenilmemiştim, hiç bu kadar darılmamıştım ben.. Koskoca bedenim büzüşüp küçücük kaldı. Ve kaybederken bilincimi, acının dayanılmaz eşiğinde dans ediyorum.. Beni herkes gibi anlamıyorsun, beni herkes gibi yargılıyorsun.. Oysa sen kıymetlisin, oysa sen beni annem kadar tanıyan tek kadınsın.. Şimdi yağmurlara eşlik mi edeyim…

  • Hadi şimdi gömün mezarınıza, ruhumu asacağım!

      “Boynum bükük Gözlerim yaşlı Yüreğim yangın yeri Ellerim kırık…” Oysa ben; her günahı günahım, her suçu suçum, her acıyı acım bildim. İnsan Hasan ŞAŞ’ın haksız yere gördüğü kırmızı karta oturup ağlar mı? Ben ağladım… Ben içten içe başkaları için hep ağladım. Ağlarken, annemin gözyaşları gelirdi aklıma. Bir de Esen’in olmadık bir zamanda yapılan bir…

  • Ben Asım…

    -Günebakan- Sanki her şeyi yazmış, her şeyi anlatmış gibiyim. Tüm koşturmacaların yorgunu, tüm dostlukların küskünüyüm. Gecelere doymuş, gündüzlerde yorulmuş gibiyim. Gözlerim görmekten kör, kulaklarım işitmekten sağır olmuş. Kaçsam, kaçacak bir delik yok! Aklımı meşgul ediyorum. Coşkulu bir hayatın dilsiz bir zanlısıyım… Buraya çok uzak bir yerden geldim. Ben gelmek istemedim, yol beni getirdi. Buraya attı….