Çalıntı bir kalemle yazılanlar..

Akşamüstü duramadım evde.. Nedenini bilmiyorum.. Deniz kenarındaki bir banka attım kendimi. Denizin o ürkek çırpınışlarının verdiği huzuru tadıyordum.. Bank sıradan bir banktı işte.. Hemen arkamda metal spor aletleri vardı. Yürümekten aciz bir sürü insan salak salak hareketler yapıyorlardı o aletlerle birlikte.. Serbes’in kitabını yudumluyordum deniz eşliğinde.. Hava serindi ve gün batıyordu aynı doğallığıyla.. Ülkenin dört bir yanı isyan etmişti.. Bense oturmuş sus pus kitap okuyordum! Göz açıp kapamanın bile zor olduğu günlerdi. Bir şeye ihtiyacım vardı. Bir şeye ihtiyacımız vardı.. Söylenecek onca söz varken susuyorduk..

Çevrede başıboş köpekler vardı. Hemen arkamda da, parkın ortasına oturmuş denizi seyreden bir köpek bulunuyordu.  Öyle mayışık bir haldeydi ki özenmedim dersem yalan olur.. Ama ne olduysa, ne gördüyse ya da aklına ne geldiyse; birden ayaklandı.. Denize doğru ilerledi ve havlamaya başladı.. Öyle çılgınca, öyle güçlü havlıyordu ki çevrede ne kadar köpek varsa yanına topladı ve hep bir ağızdan denize doğru havlamaya devam etti.. Aralarından bir kaçı bana da havlıyordu ve ben sadece yanı başımdaki bu meydan okumasını gülen gözlerle seyrediyordum.. Elimden çok da bir şey gelemezdi o vakit..  Gelip saldırsalar parçalarlardı büyük ihtimalle.. Ama yeltenmediler.. Korkmamıştım, çevredeki ve parktakilere inat sakindim ve korkmuyordum..  Kitabı okumaya devam ettim.. Onlar da dağıldı.. Az önceki yakarışın lideri bankın yanına gelip yattı.. Diğerleri de uzaklaştı.. Ben de biraz sesli okumaya başladım belki de hoşuna giderdi? Sonra bir adam çakmak sordu.. Çakmağım da sigaram da yoktu.. Hiç olmamıştı ve muhtemelen hiç de olmayacaktı.. Başka bir adam önümden geçip az ileride işedi.. Rüzgar her estiğinde, sidik kokusu saçılıyordu çevreye..  Hava da soğumuştu zaten.. Genelde bu ihtimal dahilindeki en beterlerini yaşardım.. Yine aynı sondaydım ve aktör de dublör de bendim..

Ertesi gün köpekler küçük bir köpeğe saldırdılar.. Ben yine kitap okuyordum.. Bir yandan inleyen köpeğe üzülürken, diğer yandan gürleyen göğün getirmekte olduğu şeyi düşünüyordum.. Birileri hak arıyordu ve birazdan yağmur yağacaktı..

KorsanKalem 03.06.13 22.20

Benzer Yazılar

  • Yoruldum..

    Ölmek için baya vakit varken(ya da öyle olduğunu düşünüyorken) şimdi yaşamak gerekiyor aslında.. Gece huzurluydu, gece sessiz.. Düzensiz yaşamın hayat damarlarından biri de uykuyu probleme çevirmek oluyor. Evet düzensiz yaşıyorum.. Çok da dert ettiğim yok bunu.. Çevremde olup biteni algılayamıyorum bazen. Bu herkezin başına geliyordur diye düşünüyorum.. Umarım öyledir..  Ezginin Günlüğü.. İşte budur  ya.. Gerisi…

  • Geyiklerin boynuzu..

    “Söz-44:Hiç kimseye iyi dileklerde bulunmuyorum, bunca yıl bulundum da noldu? Hep daha beterini yaşadık, ne haliniz varsa göreceksiniz bu sene de hakettiğimiz gibi.. KorsanKalem” Saat 16.00 suları içmeye başladık. Daha öncesinde eve temizlik ayarı yaptık biraz. Öyle çok bişey değil, biraz süpür, biraz çöp at, bulaşık yıka falan.. Daha da öncesinde alışveriş yaptık, biraz nevale…

  • Kankiden Yankee(yanki)!!

      Hava bulutlu.. Rüzgar içini üşütüyor insanın.. Ürpertiyor.. Tüylerini diken diken eden bir havaya sahibiz.. Kah yağmur çiseliyor, kah sis iniyor düzlüğe.. Hava kömürün lanetini taşıyor.. Nefes bile almak güçleşiyor.. Evet ülkenin hava durumu bu şekilde..Yani ülkenin durumu bu şekilde.. Tutsaklık ve renkli rüyaların dışında, soğuk ve hazin bir tablo.. İskelet sistemi insanı herşeyden önce…

  • Mutluluğun Kıyısından Dönenler

      İhtiyar, aksak adımlarla kapıyı zorladı.. Basite indirgemişti hayatını.. Az yiyor, çokça içiyordu uzun yıllardır.. Al al olmuş yanakları müzmin bir ayyaş olduğunun göstergesiydi.. Masaya oturdu..  Sabahtan kalan şarabından bir bardak aldı ve yudumladı.. Her yudumda maziyi deşen zihni, yine onu çok eski yıllara götürmüştü.. Bir sahil kasabasında yedek subaydı.. Günler çok ilginç geçiyordu. Zira…

  • Karamsarlıktan Öteye Gidemiyorum..

    Çevremdeki masalarda olanca heyecanıyla okeyler oynanıyordu.. Bense okeye üçlü aramıyordum bile! Zira yoktular.. Yalnızdım.. Sert bir kahve içip terketmekti tüm planım.. Birileri dönerken okeye, acı ve öldürücü kahvemi yudumluyordum usulca.. Terliyordum.. Ve ter kokumu bile dert edecek kimsenin olmadığını biliyordum.. Üzerimde mavi bir gömlek vardı.. Gömleklerden hoşlanırdım.. Sanki bir duruş katıyordu insana.. Yüzlerde tatilin getirdiği geçiciği gülüşler.. Evin yolunu…

  • Saçma Sapan Saçmaladım…

    Hüznün ve kederin sardığı bedenimi alkolle uslandırdım dün gece yine.. Zil zurna tabirinin ne olduğunu anladım yani.. Bazen gerekiyor içmek ve de kendinden geçmek.. Şuan karanlık bir Amasrada laptobın yarım şarzıyla medeniyete ulaşma çabalarımı bir kenara bırakıp bu yazıyı yazıyorum. Bir anafikri ve vermek istediği bir mesaj yok, zaten yazdıklarımı okuyan da yok ve zaman…