Şiir: İsimsiz Masal

İsimsiz Masal

İsimsiz Masal

196188127487404396pvzKmH5hc

Sokağımda köpekler yatıyor benim,
Sokağımdan hüzün akıyor.
Ve evimin salonunda belirsiz zamanlarda,
sigaralar tüttürülüyor…
İsmi konulmamış çocuklar oluyoruz kalabalık semtlerde,
İsmi bulunmamış masallar anlatıyoruz çevremizdekilere…
Saat beşe geliyor.
Saat beşi geçiyor,
ve söylenecek bir sürü kelime birikiyor yataklarımızda,
Yataklarımız yalnızlık kokuyor.
Rengârenk patikler örüyor kadın,
İlmik ilmik işliyor hayatını her şeyiyle…
Gündüz kararsızlık koşuyor sokağımdan,
Gece kararlı bir hüzün sarmaş dolaş…
Bulutlar pamuktan üretiliyor masallarda,
İsimler balıklardan çalınıyor.
Denizlerin kokusu sokağımda savruluyor ,
Topuklu bir ayakkabı adım adım tüketiyor sokağımı.
Sigaramdan arta kalan zamanlarda,
hiç gelmeyen onca şeyi düşünüyorum,
ve giden onlarca şeyi tabi ki de!
Bir kitabın bilmem kaçıncı sayfasında rastlıyorum hüznüme,
Kapalı kaldığım odanın anahtarı yok,
anahtarı çok kapalı kaldığım odanın…
Ama sana bunları anlatmak da zor,
senin bana anlatacaklarınla beraber…
Bir mektup diyorum,
ne kadar dokundurabilir parmak uçlarını bir başkasının parmak uçlarıyla?
Ya da kaç kişi kaldı, bilinmez bir dünyaya mektuplar gönderecek?
Her şey ıskalamak ve ıskalamamaktan ileri geliyor
Yani eksikliğimiz de, fazlalığımız da bundan
Misal bir kuş ıskalasa ölür,
Bir kedi de öyle…
Ama biz,
biz çok farklıyız işte!
Biz ıskalarsak eğer;
eksik yaşıyoruz,
ölü gibi, ama değil.
Başka bir şey bu!
Katı değil,
sıvı değil,
gaz hiç değil!
Başka bir hal…
Biraz gözü yaşlı, biraz telaşlı,
Biraz da masalsı
İsmi yok,
hepsi bu!

05.35 05.12.15

İnstagram hesabımı da takip edebilirsiniz.

Diğer şiirlerime de göz atabilirsiniz.

İsimsiz Masal

Benzer Yazılar

  • Şemsiyelere de lanet olsun şu hayatta!

    Aynı şemsiyenin altında, ıslanmıyorduk. Ama ben ıslanmak istiyordum. Güneşin bulutlar ardına gizlendiği her gün ıslanma taraftarıydım. Şemsiyelere o yüzden karşıydım. Islanmaktan korkuyordu. Sanki eriyecekti hanımefendi. Sonra ben durduğumuz yerden uzaklaştım. Yağmurun içine doğru… Sokağın birinde ıslanıyordum. Mesaj attı. “Nereye gittin be adam?” yazmış. Cevap yazamadım. Dokunmatik ekranların en büyük gazabından biri bu… Islanınca yazamıyorsun.  Yazamayınca…

  • Anaların Feryadı

    Anaların Feryadı Peki güneşin hiç doğmadığı bir kentin sokaklarında, sersefil bir hayatı düşlediniz mi? Günü gelip geçmiş bir ihtiyar yalnızlığına sığınıp, kansız bir pusuda yiten gözyaşlarını silebildiniz mi? Acı gerek diye katılmış aşımıza, Yaşı gerek diye serilmiş gözümüze, Canı acır diye vurulmuş elimize… Kalbin yarasını öpebildiniz mi? Uzun ve yaslı bir hikâye bu, sesi kısık…

  • Keşke olmasaydı bu şarkılar

    Bir dağın zirvesi, Bir düşün kırığı, Bir yangının alevi, Kaldı elimizde… Yaşadıklarımızı düşünüyorum da, Ne düşkünmüşüz birbirimize.. Parmak uçlarına bile anlamlar yüklemişim! Keşke diyorum, Keşke bu şarkılar olmasaymış! Bir çölde doğsaymışım mesela; Seraplarla bezeli bir ömürde, Kendimi şeyh ilan etseymişim.. Nasıl bir çağda yaşıyoruz bir düşün, Utanmıyor musun sen de gördüklerinden? Tanık olmak en büyük…

  • İntihar Eşiği

    İntihar Eşiği Yorgun düşmüştü solgun tenindeki gözyaşları, Basit bir çocuktu mahallenin içinde savrulan, Saf tuttuğu yorgunlukların altında kalmıştı. Kırgın bir çocuktu kaba saba günlerin şaşkınlığında… Zamansız girmişti sevmediği kadınların koyunlarına Ve belki de hiç sevemeyecekti kadınlarını… Cahil bir çocuktu bu adi dünyanın peşinde koşturan, Hayalini kurduğu düşlerin ihtimalsizliğiyle uyumuştu. Şeker sanıp uyuşmayı denediği, Tütün sarıp…

  • Biz dağ adamları; çok yorulduk!

              Ruhundan orospu çıkan bir güruhtuk Şapkadan tavşan çıkaran zihniyete inat Deştiğimiz her toprak parçasından kemik parçaları çıkıyordu Çaresiz eşlik ediyordu rakımıza sigara hazretleri Bir gün daha nihayete ererken, Kaç kadının canına mal oluyordu erkekleri? Ve tüm bu erkekler, öldürdüklerine inat bir kadın tarafından dünyaya getiriliyordu… Adını bilmediğimiz ülkelerde insanlar, insanca…

  • Aylak..

                      Boş sokaklarda boyadık aşkın renklerini Ve polislerden kaçarken Soluk soluğa seviştik aşklarımızla.. Yorgun bedenlerimizi alkolle dindirdik Güç bela düzüşlerimizin arasında döktük göz yaşlarımızı.. Özledik çocukluğumuzu, özledik annelerimizi, özledik hayallerimizin olduğu yılları.. Gelmeyecek, geri dönmeyecek her şeyi özledik.. Bir başka zamanın yokluğunda, bir nasihatin boşluğunda yaşadık durduk.. Döküldü saçlarımız,…