Ölüşler..

Bir anlıktır aslında herşey!
Koşturmacalar,
Gülüşler sevişler..
Şekeri de vardır,
Tuzu da,acısı da..
Ki tadarsın hepsini,
kanun gibidir yani!
Hep gülen yoktur,
ağlarsın da elbet..
Tabi hepsi birgün bitecek!
Anlıktır aslında herşey,
Öpüşler,sevişler,
göz süzüşler..
Farklı bir nefes varyasyonudur aslında,
tüm hepsi,
Hani çatıya kaçan topa hüzünle bakan ve
bir şekilde geri almayı becerip de sevinen çocukların,
O ani duygu değişimi gibi bir hal..
Saat dokuzda varsındır, beş geçer hayat biter,
dünya dönmeyi bir kenara bırakır senin için!
Gözyaşlarıdır o anı anlatabilecek tek madde..
Canım çekilir,
Ruhun duymaz..
Bedenim içinde,
Ruhum durmaz..

 KorsanKalem 29.05.11 2313

Benzer Yazılar

  • Şimdi bana “A guzum” demeyecek misin?

    Uzun bir yolculuktu. Severdim aslında yolculukları. Ama bu kedere yolculuktu, ölümün hüznüne ortak oluş yolculuğuydu. O yüzdendir ki, anılar aklıma gelip durdu.. O eski güzel günleri düşündüm.. Her yaz giderdik köye, anneannelerin evine. Ben hep köy derim ama beldedir, Pelitköy.. Güzel,şirin bir belde. Dedem Mehmet, anneannem Mesiha. Ömürlerini mücadele etmekle geçirmiş, haramdan uzak, zeytinin nimetlerini…

  • Uyuyan Adamlar, Uyuyan Kadınlar ve Uyumayanlar..

    Soğuk bir yaz akşamı ya da kıştan kalma bir gün sonu, Sıcak yataklarına çekiliyordu milyonlarcası.. Bazılarıysa, uyuyamamaktaydı.. Gün ışığının yerini tutamayan, solgun bir ampulün yanı başında delice yazanların ötesinde, karanlık sokakların soğuk duvarlarına yaslanarak sızmaya çalışan o ayyaşların hüzün saçan kokusuydu içimizdeki.. Kırıktı her şeyimiz.. Kalplerimiz, gözlüklerimiz, tekerlekli sandalyelerimiz.. Hayat kırıklıklarını, zamanın kırılmalarıyla birleştirdiğimiz şarkıların…

  • Sen

    Sen Nazım Hikmet Ran sen esirliğim ve hürriyetimsin, çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin, sen memleketimsin. Sen ela gözlerinde yeşil hareler, sen büyük, güzel ve muzaffer ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin… Nazım Hikmet RAN Görüntüleme: 290

  • Bir nehir kana bulanır

    İçinden şiirler akan bir nehirim ben, Apansız ölüp giden bir mısrayım. Tutuşmuş evim, yanmışım. Amansız bir kavgaya kapılmışım. Oyuncağı kırılmış bir çocuğum ben, yitip gitmiş oyunlarım eski bir mahalle kahvesinde. Küçük bir kıza tutulmuş, ve kocaman bir adam olmuşum bir günde… Kırık dökük ne varsa midemde, gönlümde ve gözümde, bir başıma bu yalnız, bu karanlık…

  • Boşveriş…

    Boşvermişlikten öte, bişey düşünmüyorum şuan.. Boşverdim yani. Hani büyük idealler falan! Kim için? Ne için? Neden? Sokakta dilenen bir çocuğa neden dönüp bakayım ki! Neden üzüleyim Libya’ya, Irak’a, Filistin’e? Kılım neden kıpırdasın yani! Boşuna boşverdiğimi biliyorum. Yapamıyorum işte, acıyor içim! Herkez gibi değilim napayım.. Yoruldum ama artık, hani boşverdiklerim var, evet.. Gözgöze gelmiyorum artık.. Gözlerim…

  • Bana da bir duvar ayır…

    Yine yalnızlık çığındayız sayın dinleyiciler. Önüne kattığını deviriyor! Belki hava da buna müsait. Ama benim ömrüm göçebe, göçmen bir yığınım gezegende. Ondandır yurt edindiğim her memlekette, savaşlar kuşanmış insanlar. Belki kelimeler kurşungeçirmez, ama kelimeler de kanar bir şekilde. Kan kırmızısı şaraplarla yıkarım bedenimi. Bu yangın yerinde sana sığındım. Bak ellerim kocamandır benim, ellerin kaybolur bulamazsın….