Rastlantı..

kk12

Düşündüğümde her şey yerli yerine oturuyor aslında;
ama düşünmüyorum.
İşte sorun da buradan geliyor..
Üzerime yıkılan duvar,
altında kaldığım taşlar,
canımı acıtıyor.
Oluk oluk kanıyorum.
İçime sinmiyor böyle ölmek de!
Bağırıyorum;
Buradayım ulan! diyorum..
Duymuyorlar sesimi,
Ya da umurlarında bile olmuyorum..
Yaşanılacak her şeyi yaşadım mı diye düşünüyorum sonra,
Bir vakit eksik bir şey bulamıyorum,
Sonra kalbim sızlıyor,
kalbimden bir şey sızıyor sonra,
Rastlantı bu ya,
eksikliği buluyorum,
kalbim kanıyor..

KorsanKalem 03.40 06.06.14

Benzer Yazılar

  • 07.10.2011 01.40

    07.10.2011 01.40 Yarının türlü koşuşturmacalarına, bilerek ve isteyerek adapte olacağız.. Sabahın 8 inde uyanıp,evde yarım saatlik kısa koşuşturmaca ve servise yetişme telaşı..Ardından mesainin o bitmek tükenmek bilmez stresi.. Öğle arasının dingilliğinde yiyeceğim bir yemek.. Ve günün ikinci yarısında gitgide düşen performans ve ters orantılı olan sinirlilik hali.. Saat 6ya gelirken sabırsızlanmalar ve heran fazladan bir iş…

  • Büyüdükçe küçül oğul..

    Çok da önemli değildi aslında hayat.. Yaşanılası ve görülesi şeyler dışında.. Monotondu yani.. Basit bir hikaye.. Doğum ve ölüm arasındaki kısa soluklanış.. Buz gibi denizine gireceksin hayatın, zira gerçekliktir soğuğun sana hissettirdiği.. Titreyişin de basit bir tepkidir.. Ama korkunun aldığın nefesin bir zerresinde var olduğunu bilmelisin.. Misal aşk.. Yavaş yavaş öldürür insanı ve  hissetmezsin bile…..

  • KorsanKalem

    Hayatı fazla deşmeden yaşamak lazım. Fazla büyük beklentilere girmeden yani. Bazen olmayınca olmaz, zorlamamak lazım. Çok kolay kederlenip, hemen sırıtmamak da lazım. Umutların tükendiği de olur, gerçekleştiği de. Yaşanmaz bir hale de gelir hayat, hiç bitmesin de istersin. Bazen kendinden geçersin, bazen sevdiklerinde vazgeçersin. Herşey karşılığını görür, imasıyla hareket etmek önemlidir aslında. İnsanın kontrol mekanizması…

  • Moseyo..

    Günün sıradanlığı nüksetmişti yine.. Öğle arasına denk gelen bir an aptal kutusunda öylece gezinirken denk gelinen bir belgesele takılmıştık nihayetinde.. Leoparların daha doğrusu dünyanın bir gözlemiydi o belgesel.. Bir leoparın hayatını gözlemlemişlerdi ve kayıt altına almışlardı, başını kaçırmıştık sanırım sonuna yetişebildik ve belgeselciler de mutlu sonları sevmiyordu.. Zaten mutlu son yoktu! Bu arada leoparımızın adı…

  • Hava Çok Soğuk ve Ben Seni Çok Seviyorum

    Soğuktu, Ortalama her evin bacası tütüyordu.. Belki de bir tek bizim evlerin tütmedi bacaları, Ve geceler boyunca titreyişlerimizin ardından, gelen bir bahar gibiydi sevgilerimiz.. Seviyorduk işte.. Aşkın büyüsüyle yatıp, sevda rüyalarıyla uyanıyorduk.. Dışarıda hala fırtına esiyordu, Birileri hala içiyordu, Biz de birbirimizi seviyorduk.. İnat bu ya, inatlaşıyorduk.. Sen gülüyordun, Ben izliyordum seni.. Sen biliyordun seni…

  • Hayat Bayram Olsa…

    Hani bir şarkı var ya: Şu dünyadaki en mutlu kişi Mutluluk verendir Şu dünyadaki sevilen kişi Sevmeyi bilendir Şu dünyadaki en bilge kişi Kendini bilendir Şu dünyadaki en soylu kişi İnsafa gelendir Bütün dünya buna inansa Bir inansa hayat bayram olsa İnsanlar el ele tutuşsa Birlik olsa Uzansak sonsuza Keşke bu şarkıdaki gibi bir bayram…