Son Bulan – Bölüm 4: Peşinden Koştuğun Duygu

1.Bölüm İçin Tıklayın

2.Bölüm İçin Tıklayın

3.Bölüm İçin Tıklayın

Sohbet ilerledikçe, ihtiyar gençleşmeye başladı. Önce bembeyaz saçları siyahlaştı, ardından yüzündeki çizgiler silindi, dişleri beyazladı. Tersine giden bir şeyler vardı. Sanki ihtiyar konuştukça, tüm yükünü bana yüklüyor; yükü azaldıkça da rahatlıyordu. Bir süre sonra, ihtiyarlamış ben ile gençleşmiş bir ihtiyar oluverdik. İşleyişin bu olduğunu kavradım. Karşımdaki artık eskisi kadar bilgili değildi. Daha basit konulardan bahsediyordu. Bense sistemin en ince ayrıntılarını, anlamadığım bir yöntemle öğrenmiştim. Sanki her şey zihnime yükleniyordu.

Hataların tekrarı, yaşamın döngüsünü oluşturuyordu. Sohbetimizden çıkardığım sonuç buydu. Yaşamı kusursuz olarak tasarlayan aklımız hep yanılmıştı. Kusursuzluğa ulaşma çabaları gereksiz bir uğraşıydı. Bu uğraşının peşinden koştukça hatalar yapıyor, hatalardan ders almayıp yanılgı girdabında kayboluyorduk. Oysa hayat, sadece yaşanmalıydı.

Acı ve tatlı duyguları bir araya getirdiğimizde; anıların öyle ya da böyle özlemini duyuyordu insan. Kötü günler bile özleniyordu. Çünkü bir duygu vardı her şeyin içinde. Adı konulmamış, tam anlamıyla keşfedilmemiş bir duygu… Peşinden koşturduğumuz tek şey belki de o duyguydu. Fakat insan hiçbir zaman o duyguya erişemeyecekti. Çünkü döngü belki de, o duyguya erişildiğinde yok olacaktı. İşte o zaman yaşam gerçek manada son bulacak, artık bir anlamı kalmayacaktı.

İhtiyar küçük bir çocuk olduğunda, ben artık bembeyaz saçlara sahip bir ihtiyara dönüşmüştüm. Biraz sonra O, tohuma dönüştüğünde; misafirim de yanı başıma gelmiş olacak. Eski ihtiyar yeni çocuk gittiğinde ise, misafirimin saçını okşuyor olacağım. Saçlarına her dokunuşumda, bir önceki hayatının hatalarını göreceğim zihnimde. Onun için üzülecek, sevinecek ve o adı konulmamış duyguyu içimde hissedeceğim. Sonra içine düştüğü döngüyü, ihtiyar çocuğun bana anlattığı gibi anlatacağım misafirime. Ben anlattıkça o büyüyecek, ben ise yeni bir hayata doğru küçüleceğim ve döngü bu şekilde sürüp gidecek…

-Son-

KorsanKalem 01.11.17 02.11

Benzer Yazılar

  • Yolların kattıkları…

    Uzun yollar beni hep sahil kenarına çıkardı. Geceleri uzun uzun seyrettim denizi. Kokusunu içime çektim. Her şehrin sahilinde ayrı bir koku çalındı burnuma. Garip aslında. Ama çok da önemli değil. Işıltılı dünyaları bir kenara ittim bu yolculuğun sonunda. Kıyıda köşede yaşamanın hazzına eriştim. Sigaramın dumanını savurduğum her şehir bir şeyler kattı. Bir şeyler yüklendim sırtıma….

  • “Tarihi çarşıların ve asırlık çınarların yakıldığı bir kan davasıydı yalnızlığımız..” KK

    “Tarihi çarşıların ve asırlık çınarların yakıldığı bir kan davasıydı yalnızlığımız..” KK Nefes almaktan vazgeçmek istiyorum kimi zaman.. Bu vazgeçişin intihar olarak adlandırılmasına da şaşıyorum. Yaşamak için verilen mücadeleyi fark ediyorum sonra, binlerce insan katledilirken. Hiç seyrettiniz mi bilmem ama ben seyrettim; kafalarına dayalı makineli tüfeğin ateşlenmesinden hemen önce korkulu gözlerle bakan insanları.. Sonra benim vazgeçmeyi düşündüğüm…

  • Yalnızlık..

    Ellerimin titrediğini çok kimse bilmez. Zaten yeni başladı sayılır. Aksayan bir şeyler olduğunun göstergesiymiş… Yani öyle diyorlar. Bence psikolojik… Önemsemediğim bir şey varsa, o da bu hayattaki varlığım… Önemsediğim şeyler de yıkık dökük zaten. Kirli bulaşıklara bakıyorum da, ne kadar benziyoruz birbirimize. Kullanılıp bir köşeye bırakılmış ve temizlenmeyi bekleyen… İnsan kendi kendini aklayamaz mı bu…

  • Evlerin kederli kaderi…

    Evlerin kederli kaderi… Evleri insanlar yapar. Evlerin kaderlerini de yine insanlar belirler. Mesela, ben bu yaşıma kadar onlarca ev değiştirdim. Onlarca evin duvarlarında, pencere kenarlarında, balkon demirlerinde, mutfak dolaplarında bıraktım parmak izlerimi. Ne kadar temizlerse temizlesinler, duvarlarını onlarca kat boyasınlar; yine de duracaktır parmak izlerim. Saç tellerim elbet saklanacak bir yer bulacaktır. Matkapla deldiğim deliklerin…

  • Papatya Hüznü

    Sevdaya ve insana dair, Bir şeyler yazmak da zor bu devirde! Zira eksik, İnsanlığa ve sevdaya dair şeyler… Umutsuzluğa kapılmamak çocukların işi Oysa çocuklar bile, Henüz yaşamadan çocukluklarını, Hayat kavgasına atılmış! Rezil günlerden geçiyoruz, Her bir gün biraz daha utanıyoruz Her bir gün biraz daha hüzün kaplıyor göğüs kafeslerimizi… Telleri olmayan eski bir mandolin gibiyiz…

  • Geceye Düşülen Notlar-29

    Geceye Düşülen Notlar-29 (Bu şarkıyla okursanız sevinirim) Yıldızlar kadar güzeldi yüzü… Ben hiçbir yıldızı yakından görmedim. Teleskopla da bakmadım hiç. Kavrayamadım gerçekliğini. Uzmanlara göre bundan yıllar yıllar öncesinin yansımalarını görüyormuşuz hala. Yani demek oluyor ki belki gökyüzü sandığımız kadar parlak değil. Belki gördüğüm yüz, sandığım kadar güzel değil. Ama inanmak istiyor insan. Sarsılırken hayata karşı…