Babişko..

Küçüktüm.. Elindeki sıçak çay bardağını tuttururdun bilerek, elim yanardı.. Ve gülerdin, hoşuna giderdi verdiğim tepki.. Ben sen gülüyorsun diye belki de defalarca tutardım elimle o sıcak çay bardağını.. Rakı sofralarına, su içmek için geldiğimde sek rakıyı uzatırdın, su diye.. İçim yanardı, aynı hoşluğu yaşardın.. 🙂

Büyürdüm yavaş yavaş ve sen giderdin hep.. Görevlere.. Hep özlem duydum yıllar yılı.. Ama döndüğünde babişko diye atlardım boynuna.. Farklıydı hep aramızdaki bağ.. Hayata hep olumlu bakışın bile çok güzeldi.. Umursamayışın hiçbirşeyi..  Duygularını saklaman askerliğin mi hayatın mı verdiği bir özellikti bilemiyorum..

Ama benim ben olmamın önemli payı sana aittir.. Dikliğimden ödün vermeyecek olmamın en önemli destekçisi olacaksın.. Yanlışlara gözümü kapatmayacak kadar cesur olmamı da sağlayan sensin.. Paraya tapmayacak birisi olarak yetiştirdin beni.. Bayrağı senden alıp seninle aynı mesleği seçmemde de duygusal olarak senin etkin vardır.. Belki şimdi üniversitede sizi üzüyor olacaktım.. Ki rahat durmayacaktım..

Sinir ederdin beni 🙂 Annemin; “yok bu çalışmıyor, adam olamayacak” şikayetlerine tek şey söylerdin: ” Bu ülkeye çöpçü de lazım, işçi de, amele de..”  Saati öğretmek için kağıttan yaptığın saatle, saatlerce bana saati öğretmeyi denemiştin.. Beceremediğim de verdiğin tepkiyi hiç unutamam 🙂 “Git yat sen,git yat”..

Güzeldi, yüzmelerimiz, yemek yemelerimiz, gezmelerimiz, özgür bırakışın beni, hayatta tek olduğumu anlamamı sağlaman, boyun eğmemeyi dimdik durmayı öğretmen..

Babişkom babalar günün kutlu olsun, pek önemsemezsin bunları ama adet yerini bulsun..

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Nihayetinde hassas bir mizaca sahibim..

    Odaların içindeki insanların, sokak köşelerinde kriz geçiren sarhoşların derdini anlamalarını beklememek lazım.. Benim seni nasıl sevdiğimi de, ciğeri beş para etmeyen kerizlerin algılamaları güç.. Kimsenin kimseyi, bizim insanları anladığımız tavırla anlamalarını da beklemiyorum. Toplumumuzun çoğu manken, çoğu üst düzey bürokrat zaten! Biz birkaç orta sınıf babanın çocuğu, aşk diye piçlik peşindeyiz. Oysa bilmiyorlar ki; piçler…

  • Başlık bulamadım bea abi!

    Uykuya yenik düşmek ne beter bir haldir, oysa ben uyuduğum dakikaları boşa geçirdiğimi düşünüyorum. Bu da ir hayli canımı sıkıyor. Evet, uyumadan da olmuyor ama keşke olabilse.. Yarın sınavım var ama umrumda bile değil.. Akşam büyük bir içme etkinliği yapacağız, iyi sarhoş olacağıma garanti verebilirim.. Sarhoş olmak güzel ne olursa olsun ertesi günki nöbet servisine…

  • DELİLİK…..(!)

    Bu yazıyı Ezginin Günlüğü’nün Aşk iki kişiliktir şarkısnı dinleyerek okumanızı yazarı olarak tavsiye ediyorum, lütfeen:) http://www.dailymotion.com/video/xdklpv_ezginin-gunluu-ak-ki-kiiliktir_creation Yabancılaşmak ve insana yakışmayan kötülükte yaşamak… Aslında bu tabir neye göre doğru? Yani insana ne yakışıyor , hangi değer yargıları ve görenekler ? Kötüye gidiyor herşey, kötümser de değilim inanın.. Ama söylediğim doğru.. Baksanıza her geçen gün yaşlanıyorsunuz. Ve…

  • Savaş tanrıçasının fahişeliklerine ve İç savaşlarım üzerine düzülmüş bir yazı…

    Dirseklerimizi yerlere süre süre, ilerlediler.. Yanımızda dayak yiyenlerin sesleri ve bir kadının çaresiz yakarışları vardı.. Kirletilen bedenler değildi, kirletilen tertemiz gelecekti sadece.. Ve gece hala soğuk rüzgarlar eserken, gece yarıları terlemiş vaziyette ve soluk soluğa ölümden kaçışanlar vardı sokak aralarında.. Kaos diyordu bir gazeteci, bir yazar değişen dünya düzeninden dem vuruyordu, bir asker mükemmel sonuçlanan…

  • Düşerken omuzlarım çocukluğumda..

    Böyle günlerde, kana kana susar bakışlarım.. Ve çığlıklar yankılanırken acil köşelerinde, Bir ölüm, bir kalım davasının tam ortasında, Kuytu bir köşede saklanır bulurum çocukluğumu.. Bir gece yarısı gelir ölüm, Bir gün ortası vurulurum, Bir sabah yelinde yeniden çığlıklar atarak açarım gözlerimi dünyaya.. Kahrolurum, mahvolurum, Seni yeniden bulurum.. Sevdiğim, ölümdaşım, düş ortağım.. KorsanKalem 12.50 24.07.13 Görüntüleme:…

  • Böyleyken böyle oldu…

    Amasra epey kalabalıktı bugün.. Kalabalığın içinde derin bir yalnızlık ve üşüyen bedenim.. Kafamın içinde tirilyon tane soru işareti. Anlamsızlaşan bakışlar, hafif dalgalı bir deniz.. Öğle vakti yaptım kahvaltımı.. Telefonuma anlamsız bakışlar atıyorum. Ama çalmıyor işte.. Annem bile aramıyor.. Denize kederli bir bakış atıyorum. Evet biliyorum, nefes almak huzur verici.. Sevmek de bir o kadar uzak…..