Bomboş..

Yaşamın onca hikayesini yaşayıp, bunca şeye şaşırmak saçma geliyor çoğu kez.. Ama tipik insan özelliği devreye girdiği için, saçmalıklar pek bir şey ifade etmiyor..

Aptal kutularında yemek vakti seyredilen “sıcak” savaş haberlerinin gerçekliğini ve dehşeti göremeyen günümüz mutlu ailesi, yarınlarda aynı savaşın farklı bir cephesinde görev alacaklarını henüz kavramamış görünüyorlar.. Ama insanoğlu çabuk öğrenir.. Çabuk unuttuğu gibi..

Zenginliklerin, insanları fakirleştirerek sağlandığı şu dünyada, büyük planların harcanan çocukları olmak zorundayız.. Ya da komplo teorilerine inanmış sistemin çocukları.. Ama bir yalana inanıp uslu çocuk rolünü kabul etme niyetinde olmadım hiç..

Vagondan atlamak geçiyor içimden bazen.. Elim, yüzüm parçalansın, taklalar atayım.. Nihayetinde gitmemin istenildiği yere gitmeyip yeni bir yola çıkayım.. Yada yeni bir yol yaratayım.. Bilmiyorum çoğu şey saçma sapan geliyor evet! Ölümün varolduğu yerde, inatla ve çılgınca para peşinden koşuyorlar.. Ardlarında bilmem kaç sıfırlı malvarlıkları, evler ve arabaları.. Ve koca bir hiçlik.. Bomboş..

KorsanKalem 19.06.12 23.45

Benzer Yazılar

  • Gün.. Kadının mı?

    Bugün o gün mü? O gün bu gün mü yani?? Galiba evet.. Kutlanacaksa eğer kutlayalım o halde.. Evi mi süslüyorduk, yok ya çiçek falan alıyorduk.. Cama bayrak asılıyor muydu ki? Ne olur ne olmaz bir paket şeker alayım.. Nerdeydi şu milli marş cdsi? Kafam karıştı iyice.. Sahi ya bugün 8 Mart.. Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü…..

  • Yeni neslin yaşadığı boşluğa aparkat atmak-1*

    Halk müziği konserinde öyle içlendim ki.. Herkes serilmiş yerlere, izliyorlardı konseri.. Mutluydular yada öyle görünüyorlardı.. Eve gidip dergiyle ilgili projeler üretmeliydim.. Ama orada kalmayı tercih ettim.. Sanırım dışarıdan gören birisi için mutlu izlenimi veriyordum.. Demek ki içimdekileri dışa vurmakta güçlük çekiyordum.. Ya da her insanın durumu böyleydi.. Yani genel insanların özelliği olma ihtimali vardı bu…

  • Gece lambasının sıska kırmızısı içinde, üşümek gibisi yoktur, koca evin merkezinde..

    Sosyal yardım projlerine bile bulaşan siyasal şakşakçılık! insanlıktan çok uzakta biryerlerde, iyilik vardı sahiden.. Ya da bize öyle olduğundan bahseden kuş beyinliler! Rüzgar olanca meymenetsizliğini kentin üzerine püskürtüyor.. Boş beleş bakışlarım bir o kadar manasız.. Dostluğu, dünyayı ve yaşamı sorgularken, usul usul uzaklaştım insanların sahilinden.. Bata çıka bir seyirdi benimkisi.. Bazen yalındım denizin tam ortasında…

  • Bir takım isteklerim var Ağbiler!

    Büyüdüğü evin yıkılışını izleyen çocuklar gibi izliyoruz şimdilerde… Bir ülkenin ve dünyanın neye dönüşeceği korkusu içimizdeki… Oysa biz eskiden sokaklarda; yırtık kazaklarımızı, yamalı pantolonlarımızı umursamadan oynardık hep birlikte… Yıllar geçti, büyüdük. Aynı oyunları oynadığımız mahallemizin çocuklarıyla, şimdi aynı sokakta bile yürüyemiyoruz. Bırakın selamlaşmayı, rastlaşmamak için yolumuzu değiştiriyoruz. Her şeyin biraz eskidiği bir çağdayız sanırım. Ya…

  • Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

    Boş bir sayfaya bakıyorum bir saattir. Solitare oynadım, ardından Freecel… Neden yapıyorum bunu bilmiyorum. Zamanımı bu iki oyunla baya harcadığımı düşünüyorum. Ya da zaman öyle ya da böyle geçiyor işte. Durduğunu gören oldu mu bilmiyorum. Gelip geçici yaşanmışlıklar üzerine kurulu bir sistem nihayetinde! Bir süredir tek bir cümle bile kurmadım hayata dair. Dergiyle uğraştım. Epey…

  • Karmaşa

    Yorulası bedenlerde, nöbet tutmak.. Gözlerin yorulması ve kapanmaya çalışması.. Ve sevdiğinin aklından çıkmaması.. Gece yavaş yavaş ilerlerken sabaha doğru, çayımı yudumlayıp Ahmed ARİF’ten hoş bir şiir dinleyip de sevdiğini düşünen tek ben miyimdir bilinmez ama deneyin hoş oluyor.. İnsanlar uyurken dünyayı,sevdayı,hayatı,annemi,babamı,kardeşimi,sevdiğimi düşünmek… Çözümsüzlüklere çözüm bulmak ve bulamadıkça da daha çok düşünmek.. İşte yaşadığım tamanlamıyla buydu…..