Hiç bilmiyorum..

Her yanı toz sarmış bir evin içinde yaşam savaşı veriyordum.. Her şey; ben de dahil, pisti.. Kendi kokumdan iğreniyordum ki zaten kendimden iğrendiğim gerçeğini yüzüme vurmak için pis kokuyordum.. Tırnaklarım eğri büğrüydü, hayatımın da bir farkı yoktu tırnaklarımdan.. Hiç bu kadar kötüleşmemiştim de! Sigara kullansaydım eğer, yatağa bile sigarayla girerdim.. Bir zamanlar fena alkoliktim.. Alkol tedavisi görecek kadar fenaydım yani.. Ama sonra bıraktım.. Her şeyi bırakabileceğimi gördüm.. Doktorları o günden sonra sevmedim hiç.. Uydurma hastalıklarla beyinleri uyuşturmaktan ve bedenleri köreltmekten başka bir halta yaradıkları yoktu.. Bir gün ağır bir hastalık geçirsem ve iki seçeneğim olsa, seçeneklerden biri hastane köşelerinde bir hayat diğeriyse ölüm olsa, derhal ölümü seçerdim.. Ağır bir hastalıkla kavga edecek güce sahip olmadım hiç.. İbne siyasetçilerin kaypak siyasetleriyle savaşabilirim bak.. Ömür boyu hapislerde özgürlük türküleri söyleyebilirim.. Darağaçlarında hiçbiriniz bir halt değilsiniz siktirin gidin diye bağırabilirim; ama bir hastane köşesinde en sinir edici makine sesleri eşliğinde ölümü bekleyecek kadar aciz değilim! O zihin bulandıran hastane kokularından nefret ediyorum! Şimdi gün batıyor ve milyonların umurunda bile değil.. Hiçbiri gün ışımasını izlemedi ki batışına hüzünlensin! Ürkek ışıkların solumasında sevdiğim geceleri, günün ilk ışımalarını ve denizin o berrak huzurunu tatmayan onlarca yüreksiz, onlarca bileksiz dolaşıyor sokaklarda.. Her birinin cüzdanları dolu, çantaları dolu, mideleri dolu, bağırsakları dolu ama kalpleri boş beyinleri nahoş..  Kirletiyorlar hızla.. Kirleniyoruz.. Neler yaptık ellerimizle, bedenlerimizle ve ruhlarımızla.. Bu korkunç.. Bu en korkunç filimden daha gerçek ve daha korkunç.. Göstermelik tabelalar gibi yüzlerimiz.. Ve hayatlarımız olsa da olur, olmasa da.. Yarın için planları bir köşeye bırakıyorum.. Bugünü öldürmeden yarınla boğuşamam.. Ve kardeşimle bile konuşamıyorken bu dünyada, kime neyi anlatıyorum? Niye anlatıyorum? Hiç bilmiyorum..

KorsanKalem 28.05.2013 21.25

Benzer Yazılar

  • Babişko..

    Küçüktüm.. Elindeki sıçak çay bardağını tuttururdun bilerek, elim yanardı.. Ve gülerdin, hoşuna giderdi verdiğim tepki.. Ben sen gülüyorsun diye belki de defalarca tutardım elimle o sıcak çay bardağını.. Rakı sofralarına, su içmek için geldiğimde sek rakıyı uzatırdın, su diye.. İçim yanardı, aynı hoşluğu yaşardın.. 🙂 Büyürdüm yavaş yavaş ve sen giderdin hep.. Görevlere.. Hep özlem duydum…

  • Gün.. Kadının mı?

    Bugün o gün mü? O gün bu gün mü yani?? Galiba evet.. Kutlanacaksa eğer kutlayalım o halde.. Evi mi süslüyorduk, yok ya çiçek falan alıyorduk.. Cama bayrak asılıyor muydu ki? Ne olur ne olmaz bir paket şeker alayım.. Nerdeydi şu milli marş cdsi? Kafam karıştı iyice.. Sahi ya bugün 8 Mart.. Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü…..

  • Kadınlarımız..

    Bir kadını sevmek; uzun bir yola çıkmak gibidir, ya da bir ameliyat masasına uzanmak gibi gelir, gider,döner, koşar, batar, çıkar, doğar yeniden..   Bir kadına sarılmak; güneşin o yaz sıcağıdır, bir özlemdir çocukluğumuzun sevinçlerine..   Bir kadına vurulmak; dokuz milimetrelik bir iştir, ızdırap, kan, korku, göz yaşı ne halt varsa içindedir, karmaşıktır işte..   Bir…

  • Kişisel bir mesele bu

    Kaldırımda basit bir yürüyüşü bile sürdüremeyenlerin kafasından bir tane sipariş etmeliyim. Ve hatta yedek olsun diye iki tane. İki değişik kafayla hayatımı meşgul etmekte çekinmeyeceğim. Bulutların terk ettiği bir gecede, yıldızlarla sevişir gibi yapıp, ne kadar daha delirebileceğim hakkında yorumlarda bulunacağım. Basit bir denklem değil yaşadıklarım. Karmaşık bilmem kaç dereceli bir şey! Rakı içiyorum. Günaha…

  • Kısa-Zira sildiğini çabuk unutur insan..

    Hayat bu kadar basit mi yani? Yada insanlar çok mu tutarsızlar? Hiç mi düşünmeyiz atılan adımları ve hiç mi bilmeyiz herkezin bir kalbi olduğunu? Dün çok mu farklıdır bugünden yada bugün ne değişmiştir düne göre? Tutarlı olmalıdır insan, bunca gözyaşıyla birlikte tutarlı olmalıdır.. Yazarken imla hataları yaparım hep, genelde üstüne bir çizik atarım ki yaptığım…

  • Ölüm Ölüm Dediğin..

    Baş ağrılarım yeni yeni belirdi daha, oysa ben kalp ağrılarından sakınmıştım. Hastalıklar bulaşmıştı bedenime, böbreklerim sancılanmıştı.. Yapayalnız bir odada yediğim bisküvilerin şişkinliğini taşıyordum. VE Amasra’ya çökmüş sisin gizemini.. Kaç kere not defterini açtım-kapadım. Yazasım gelmedi. Fena bir durum! Verimliliğim düşmekte.Aslında doğal bir durum bu, zira İzmir’den Bartın’a uzunca bir yoldan geldim, ve nöbetteyim.. Uzun süre…