Ve platonik sevdik hep kadınlarımızı.. Sevgimizden başka verecek bir şeyimiz olmadığı için..

ko

Herkesin her şeyi bildiği; ama herkesin her şeyi görmezden geldiği bir zaman içindeyiz. Herkesin herkesten sakındığı bir dönem bu.. Yaşanılanların göz ardı edildiği ve yaşanılamayanların göz yaşıyla uğurlandığı bir dönem.. Arada kalmış gençliğimiz, arada kalmış hayatlarımız.. Yaşantılarımızın sınırları üç kuruşluk takım elbiselerin emirleri altında çizilmiş. Ve alnımıza yazılan kara yazı değil, hüküm ve yükümlülüklerimizmiş aslında.. Herkesin herkesten bir şeyler sakladığı bir dönemdeyiz. Her şeyin her şeyden değersiz olduğu bir dönem bu. Görmekten ve duymaktan; yaşamaktan utanılan zamanlar.. Kırılmış milyon kere kalplerimiz ve dağılmış zamana ayak uyduramayan suratlarımız. Pek bir suratsız olmuşuz, kaldırımlarda yere bakarak yürürken..

Şehrin amaçsız koşuşturanlarıyız bizler.. Şehrin çöp karıştıranları.. Sokakların düşkünleriyiz bizler.. Devletin memurlarıyız.. İki kuruşluk zamlarda tükenen hayatlarız.. Bir kere olsun gitmemişiz tiyatro sahnesine.. Bir kere boğazda bir lokantaya oturup, gönlümüzce yiyip içmemişiz.. Şarabın adisine, rakının kaçağına düşmüşüz, sigaranın en kanserlisini çekmişiz ciğerlerimize.. Gazel okumuşlar bize, ölümüze de sala. Adi bir tabutun içinde son yolculuğumuzu etmişiz; ilk yolculuğumuzun fakirliğinden bir kuruş öteye gitmeden.. Babamız hep aynı ceketiyle düşmüş rüyalarımıza.. Başka ceket giymemiş ki ömrü boyunca.. Anamız bin bir çeşit duasıyla yalvarmış Allah’ına, elinden ne gelirdi ki başka? Önümüze çektikleri barikatlar, mutlu yaşamamıza engeldi. Ve bir ömür aşamadımk o duvarları. Yaşanacak nice mutluluk varken, yaptıkları mutsuzluk havuzunda boğulduk.

Soğuk mahallerin kömür kokuları sinmiş hayatlarındandık.. Çakımız cebimizde, cebimiz delikti bizim.. Türlü türlü trajedinin hepsine tanık olmuş, bizzat trajedinin içinde, trajedinin kendisi olmuştuk. Elimize tutuşturduğumuz birkaç romanın düşüyle başladık yazmalara ve hayat gayemiz olması uzun sürmedi.. Yazdığımız şiirlerde tanıdık ve sevdik aşkı. Aşık olmayı romanlardan bildik..  Ve platonik sevdik hep kadınlarımızı.. Sevgimizden başka verecek bir şeyimiz olmadığı için.. Bu dünya çok garipti. Bu garip dünyanın içinde garip olmaksa ağır bir yüktü.. Ne tam yaşayabildik gönlümüzce, ne de özgürce ölebildik! Araf dediklerini dünyada yaşayıp, boyumuzca bir mezar bıraktık geriye, dikili bir taşı bile olmayan..

KorsanKalem 12.04.2014 15.55

Benzer Yazılar

  • Herşeyde Biraz Hüzün Var!

      Yüzüne bakıyordum.. Aslında öylesine baktığında, adeta bir insan gibiydi.. Yani ayakları, elleri, kolları, gözleri, burnu, kafası.. Herşeyi yerli yerindeydi.. Ama birşey eksikti.. Beynin içindeki insanlık maddesi.. Bomboş gözlerle bombok bakıyordu.. Suratına tükürmemek için zor zapteddim kendimi.. Yapacak çok bir şey yoktu onun için.. Biraz konuşmayı denedim, kapalıydı.. Bir moron balığı gibiydi.. Ölü bir moron!…

  • Uzak dur..

    uzak dur, benim talihsizliğim bulaşıcıdır, uzak dur güzel kız, sevdirme kendini bana.. yalansız, dolansız dolandım durdum, yalan çok, yalancılar çokmuş, aldandım, çok safım.. gelirsen benimle, öyle büyük şeyler bekleme,isteme.. hayal kur, olmayacak olsa bile.. umut var, umut yok, bir öyle, bir böyle, hayat bu, gözyaşları olacak işte.. hesapsız kitapsız olur sevgiler bu kentte.. Elbet sevecektir…

  • Gün.. Kadının mı?

    Bugün o gün mü? O gün bu gün mü yani?? Galiba evet.. Kutlanacaksa eğer kutlayalım o halde.. Evi mi süslüyorduk, yok ya çiçek falan alıyorduk.. Cama bayrak asılıyor muydu ki? Ne olur ne olmaz bir paket şeker alayım.. Nerdeydi şu milli marş cdsi? Kafam karıştı iyice.. Sahi ya bugün 8 Mart.. Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü…..

  • Dönen olmadı..

    Hızlı adımlarla çıktım evden.. Nasıl da geçmişti zaman.. Bir asır gibi koskocaydı oysa saniyeler.. Uyuklarken bir köşede, depar atmıştı yelkovan.. Ve yetişme telaşı sarmıştı bedenimi.. Hızlı adımlarla ilerlerken, kentin insanları evlerine girmişti bile.. Serindi hava ve o vakit evden çıkarken sırtıma aldığım ceketin ne kadar gerekli olduğunu farketttim.. Ellerimi ceplerime sokup hızlıca otobüs terminaline yürüdüm…..

  • Gereksiz İnsanlardan Sıkılmıyor Musunuz?

                    Kusmuk gibiydi.. Sıçmık gibi.. Öyle boktan bir pizza yaptım ki, hayatımda yediğim en kötüsüydü.. Soğuk yatağa daldım önce.. Biraz uyur gibi yaptım.. Hiçbir şey ifade etmiyordu uyumak.. Anlamsızdı ve soğuk bir odada pek başarılı değildim uyku konusunda, kim başarılıydı ki?..                 Kirli ellerle yapılan her şey daha bir…

  • Pisliğin İçinden Bildiriyorum..

    İnsanlar hep aldanıyorlar aslında.. Aldatıyorlar kendi kendilerini.. Kandırıyorlar türlü yalanlarla.. Değersizleşiyorlar ve değerli olan ne varsa, değersizleştiriyorlar.. Bulaşıcı bir hastalık gibi yayılıyor toplumun içinde.. Kirli telaşlarla, bembeyaz rüyalara saldırıyorlar.. Yani güneş doğduğu gibi batmıyor; insan uyandığı gibi yatmıyor yatağa.. Çoğu kez canın sıkılıyor.. Saçma ve gereksiz olaylardan.. Çoğu kez tökezlemeni bekliyorlar.. Tökezleyip yere kapaklanmanı.. Kapaklandığında…