Herşeyde Biraz Hüzün Var!

 

Yüzüne bakıyordum.. Aslında öylesine baktığında, adeta bir insan gibiydi.. Yani ayakları, elleri, kolları, gözleri, burnu, kafası.. Herşeyi yerli yerindeydi.. Ama birşey eksikti.. Beynin içindeki insanlık maddesi.. Bomboş gözlerle bombok bakıyordu.. Suratına tükürmemek için zor zapteddim kendimi.. Yapacak çok bir şey yoktu onun için.. Biraz konuşmayı denedim, kapalıydı.. Bir moron balığı gibiydi.. Ölü bir moron!

İçselleştirdiğim çok şey oluyor.. Çoğu şeyden alındığım oluyor.. Yani Irak’ta ki ölümlerin sanki sebebi benmişim, Filistin’de çocuklar benim yüzümden ölüyor, Güney Doğu’da insanlar benim yüzümden karşılıklı canlar yakıyorlar.. Keşke dediğim oluyor.. Keşke, herşeyi değiştirebilecek bir güce haiz olabilsem.. Bunca büyüklükte, küçücük savaşların cephelerinde bir rütbe sahibiyiz herbirimiz..

Oysa ben bugün beklemekten bahsedecektim.. Beklemek.. Bir otobüs durağında, bir kafede ya da bir köşe başında.. Beklemek bir cephe arkasında ölüm emirlerini beklemek.. Beklemek.. Evde, uzaktaki yarini beklemek.. Beklemek.. Gelmeyeni, bekleneni beklemek.. Beklemek.. Kurtarıcıyı, umut edileni beklemek..

Neyi beklediğimi bilmeden, hüzünlü müzikler eşliğinde yazılan yazıların kederiyle yol alıyorum.. Bir mısra alıp götürüyor, bir nota sürüm sürüm süründürüyor çoğu kez.. Geçmişten gelen bir ses, ya da yutkunuşlarımın sebepleri hiç bırakmıyor peşimi.. Bir yarım kalmışlık hissi.. Yaşanmamışlık hissi bu..

Böyle günlerde bir idamlık havasına kapılıyorum.. Üstad ne demişti? “..kırılacak cammışım gibi davranıyorlar, yüzlerinde göstermelik bir hüzün; oysa birazdan boynumu kıracaklar..” Bu dizeyi yazdıran durumları anlatmayacağım.. Ama veda mektuplarını okudum Denizlerin.. Öyle dimdik yürümüşlerdi ki.. Öyle dimdik inanmışlardı ki.. Ben böyle günlerde kendimi Deniz gibi hissederim.. Yüzümde inandığım davanın heybeti, yüreğimde ürkek bir güvercin kederi.. Yaşanmışlıklar ve yaşanmamışlıklar üzerine oncası yazılmıştır belki.. Ama hiçbiri idamlık mektupların hüznünü veremez.. Zira mektuplar hayatın en gerçekleridir..

Bir kitap daha geçti ömrümden.. Birgün daha yitti.. Bir film daha seyredildi.. Bir takvim sayfası daha koparıldı.. Hayatlardan bir cumartesi daha eksildi.. Doğan güneş, bir kez daha battı.. Bunca yitirişlerin ardından, varolma mücadelelerinin komikliğine gülümsüyorum.. Gözüm hiçbirşeyi görmüyor.. Yorgunum.. Bedenimin dinlenmeye; ama benim çalışmaya ihtiyacım var.. Biliyorsunuz benim idaellerim, benim bir davam var! Hayata ve insanlara anlatılacak hikayelerim var..

KorsanKalem 01.55 29.07.12

Benzer Yazılar

  • Küçüğüm, daha çok küçüğüm… Burak’ın anısına…

    Küçük bir şey yitirdiğini zannedersin. Oysa yiten-yitirdiğin kocaman bir şeydir. Canını yakan ne varsa, önemsiz kalır bu acı karşısında… Canın, bir daha bu kadar çok yanmaz bilirsin… Her şey kurulu bir düzenin sonucu mudur? Yoksa her şey, her gün kurulmaya mı mahkûmdur? İçinden çıkamadığın sorularla büyürsün. Sahi gerçekten büyür müsün? Yağmur damlaları, gözyaşlarıma karışıyordu. Ben…

  • Sinema salonlarında ağlayan adamlardandık, çok aldandık..

    Sonra bir kadın tüm umutlarını, tüm hüzünlerini, tüm kadınlığını sana veriyor. Ve sen tüm bunların altında eziliyorsun. Gecenin tüm biriktirdiği, günün tüm kırıklığı, bütün kırışıklıkların ve boğazındaki o düğüm koca bir yük oluyor. Yaptığın hamallık da, yanına kar kalıyor. Biriken bir yığın, yuvarlanan bir kar topağı ve nihayetinde büyük bir çığın altında kalıyorsun. Toprağın kabul…

  • Kötü bir gece

    Karanlık odalarımıza sığındık. Binlerce sayfalık kitaplarımıza sarıldık Seni aradık, Gökyüzünde değildin Gökyüzünde olsan olmazdı yeryüzündeki kötülük Yerin binlerce kilometre altında değildin, Yerin altında ecelsiz öldürülen bedenlerden başka bir şey yoktu çünkü Toprağına çıplak ayaklarımızla bastık, suyunla yüzümüzü yıkadık Ne hikmet vardı, ne rahmet, ne huzur, ne sevgi… Tükenen kaynaklar arasındaydı insanlık Sana yüzümü sürmek isterdim…

  • Yeni Kararlar..

    Nefesim kısıldı öylece, kelimeler boğazıma takıldı, gözlerim yaşardı ve beni ben yapan şeyin ne olduğunu sorgulamaya itti hayat bugün.. Ne amaçlar ve hayallerden sonra gelinen bir durak.. Bugün Yusuf bana “olum sen böyle çok yaşayamazsın” dedi.. Oysa ben şu kirli deniz için bile yaşayabilirdim koskoca hayatı.. Sadece kızgınlığım ve bocaladığım nokta bize, insanlara dikta ettirilenlerdi…..

  • Borsa..

    Az biraz paran oldu mu düşünürsün hemen, ne yapmalı? Kimi har vurup harman savurur. Kimi yastık altıcıdır, kimi yabancı paraya çeviriverir hemen kimi altına.. Kimisi de hisselere,lotlara.. BORSA!! Her gün binlerce kişi alır-satar, zengin olur-batar.. Borsa bir gece de imkansızı yaratırken, bir gece de yokoluşun simgesidir. Hisslere düşer-çıkar.. Lot lot alınır, lotun bir fiyatı vardır…..

  • Teşekkürler Türkiye, her nerede uyutuluyorsan!

                    Sıkılmıştı yumruklar.. Üniversite okuyan yüzlerce cılız genç bir bütün olmuştu.. Ve karşılarında zırhlı birlikler vardı.. Kasklarının altından pis pis sırıtıyorlardı.. Yüzlerce genç ”özgürce” okumak adına çıkmıştı sokaklara.. Ve hükümetin eğitim politikasını eleştiriyorlardı.. Gençliklerinin ateşiyle yürüyorlardı.. Ellerinde pankartlarla, dikine dikine ilerliyorlardı..  Ve ardı arkasına uyarıyordu zırhlı birlikler.. “Durun yoksa…