Geceye Düşülen Notlar-28

Geceye Düşülen Notlar-28

Geceye Düşülen Notlar-28

Kendini bir döngünün içine soktuğunda, dönüşü olmayan bir yola da çıkmış oluyorsun. O yollar çekilmez oluyor, ama çekiyorsun. Kurtuluşu olmayan esirler gibi, ölüme giden idamlıklar gibi çaresizsin. Ve bir bulut yığını kaplamış tepeni. Yağmur yağdı yağacak. Ama bazen insan her şeye kayıtsız kalabiliyor.

Aynadaki yansımama boş gözlerle bakıyorum. Dökülen ve hızla beyazlayan saçlarıma… Göz altı torbalarım bugün de yükselişte, sakallarım da beyazlıyor mu acaba? Zaten yarı köse gibiyim. Ne gerek var bunları düşünmeme? İki saat uykuyla yirmi dört saat ayakta nasıl duracağım? Sigaram bitmiş! Tabakamı yine kaybettim. İnatla kayboluyor! Şemsiye al diye tutturdular. Nereye gitsem şemsiye al diyor birileri. Ben ıslanmayı seviyorum. Hastalanacaksın diyorlar sonra. Hastalanmayı da seviyorum. Ve nihayet öleceksin diyorlar. Olası diyorum! Olası diyorum ve bir eksiklik hissi kaplıyor bedenimi. Tamamlayamamam, tamamlanamam çok kötü! Misal vedalaştığın her şey, önce içine öküz gibi oturuyor. Ve sonra uçup gidiyor. O uçup gidiyor ve senin içinde öküz gibi bir boşluk birikiyor.

Bazen dünyanın en beceriksiz herifi benmişim gibi geliyor. Resim yapamıyorum, bir müzik aletinde dikiş tutturamadım ve yazdıklarıma, dizilerin reklam boşluklarında dahi göz atmıyor insanlar. Oysa reklamlar çok uzun ve hayat çok kısa…

Niye böyle bilmiyorum. Böyle olmasını ister miydim? Belki… Ama pişman mıyım? Hayır… Düştüğüm yol, çektiğim acı hep benim sırtımda… Hep ben çekiyorum cefasını. İnsanlar, kendilerine öğretildiği gibi yaşamaya çalışıp; farklı olanları da evcilleştirme derdindeler. Zaten bu yüzden anlaşamıyoruz. Ve gözlerine baktığımda başımı döndüren ne varsa korkutuyor artık beni. Kaçıyorum… Ben günün belli vakitleri, olur olmadık şeylere içerleyip gözyaşı akıtıyorum. Kimin için ve neyin için aktığı önemsiz; belki de kendim için akıtıyorum.

Bir deniz kadar berrak olmayı isterdim. İçimde yaşattığım dünyayı görmenizi mümkün kılabilmeyi… Ama görmemek için sebepleriniz vardı. Peşinden koşturacağınız gelecek kaygılarınız ve kaygılarınızı giderecek olan para, çok para, daha çok para… İyi bir hayatın sonucunda, bir ev ve bir arabanın mutluluğu daha cazip geldi insanlara. Oysa ben çok paraya sahip olacağıma, dünyanın dört bir yanında yaşayan bir sürü dosta sahip olmak isterdim… Saatlerin anlamını yitirdiği yılları savunurdum mesela… Ya da dünyada açlık ve savaşı yasaklardım!

Kıyısından yürüyüp geçtiğimiz şu denize bak hele; pis kokuyor, bok kokuyor, denizden çok ötede bir şey kokuyor… Kurabilseydik düşümüzdeki hayatları ve kalbimizin özgürce attığı aşkların kuralsızlığında buluşabilseydi gözlerimiz, bir ateşin etrafında birbirinden güzel türküler söylerdik hep bir ağızdan… Ama reklamlar çok uzundu bir aşkın mükemmel sahnelenişinde. Ve bölündü kusursuzluğumuz. Silindi tertemiz yürekler, kirli bez parçalarıyla. Ve kirlendi her atışında… Kirlendi her geçen gün biraz daha…

Kuru bir hüzündür arda kalan yüreğimde… Menekşelerimden eser kalmadı artık. Oysa dünyanın en güzel moruna sahiptiler. Anlayamazdınız. Anlamak için bir çabanız dahi olmadı hiç. Her günümüz katlediliyorken, şimdilerde pazartesi kırgınlıklarıyla açıklanıyor mutsuzluklarımız. Kendini bir döngünün içine soktuğunda, dönüşü olmayan bir yola da çıkmış oluyorsun. O yollar çekilmez oluyor, ama çekiyorsun. Anlamını yitirdikçe insanlığın, her gün biraz daha bencilliğe sarılıyorsun. Yatağın soğuyor, ellerin soğuyor, bedenin soğuyor; ölüyorsun…

İnstagram hesabımı takip edebilir, diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz. Ya da her neyse…

KorsanKalem 05.50 18.11.15

11178268_773303846098121_3591113203689191137_n

– Geceye Düşülen Notlar-28

Benzer Yazılar

  • Geceye Düşülen Notlar-5

    Acıydı hayat.. Ama şiddeti hep değişti.. Yorgunum bugünlerde, aslında severdim temmuz ayını. Bu ayın renklerini.. Tadı tuzu yok oysa! Çoğu insan sessizliğin asaletini farkedemedi.. Çatık kaşlarını her daim gösterdi hayata.. Mutluluk neydi? Göreceli.. Bu günlerde hastayım ve de huzursuz.. Gece hep hüzün katmıştır ruhumuza ve ben hüzünlüyüm işte! Anlamadı hiç, anlatamadım kendimi! Ben yaşadıklarımı ulu orta…

  • Geceye Düşülen Notlar-19

                    Işıltılarını saçarak kaldırımda yürüyen küçük kıza inat; çekilmez bir soğuğun ilk demlerinin esirliğinde sürüklenir buluyorum kendimi.. Darmadağınık evlerin bacalarından çıkan hüzün göğe yükseliyor… Ve kimsesizler yurdunda uyku vakti gelip, geçiyor.. Uyumuyor çocuklar, belki de yarının bir farkı olmayacağını bildiklerinden..             Göz yumulan her gecede, binlerce rezilliğin döndüğü yüzlerce…

  • Geceye Düşülen Notlar-24

    Uyumayacağım gerçeğiyle yüz yüzeydim.. Ve bunu ne kahve ne de başka kimyasalla gerçekleştirecektim. Bizzat benliğimin tam merkezinden gelen bir dürtüyle yazma eylemine giriştim. Yaşanacak bütün hikayeler tam bu saatlerde son bulur, şehrin son otobüsleri de motor sustururdu. Ve ben gözlerimi kısık bir ışığın etkilerine alıştırırdım. İnsanoğlu öyle yada böyle uyum sağlıyordu her şeye.. Ben de…

  • Geceye Düşülen Notlar-22

    Aynadaki yansımama bakıp çocukluğumdan ne kadar uzaklaştığımın ayrımına varıyordum.. Bir süre öyle kayıtsız gözlerle izledim yüzümü.. Yüz hatlarımı, kirpiklerimi, alın çizgilerimi, kırışıklıklarımı ve bu yaşımda erken beyazlamaya başlamış saçlarımı.. Zamanın insanlara verdiği ızdırapların en hızlı yansımasını yüzlerden ve tabi ki ellerden anlarsınız.. O yüzden önce yüzünü ardından da ellerini incelerim yeni tanıştığım bir insanın.. Bana…

  • Geceye Düşülen Notlar-16

    Gün kara bulutlara doğmuştu ve hakim güç, gürüldüyordu, gökyüzü.. Böyle günler ıslaklığın ve rüzgarın bedeninize ve çevrenizdeki herşeye neler yapabileceğini gözlemlersiniz.. Benim gözlerim çoğu kez pencerelerdedir.. Pencerelerden dışarıyı seyreden, kadınlar, çocuklar, nineler, teyzeler, insanlar.. Yorgun ve kederlidirler.. Dışarısı haşarı bir çocuk gibidir.. Zaptedilemez.. Uzun süre sonra hastahaneye gittim.. Bir arkadaşımı belki de ilk kez ziyaret…

  • Geceye Düşülen Notlar-14

    Kirli, ıslak, çelimsiz ve kalabalık.. Eski, kırık dökük, paslı, küflü ve yırtıktı.. Bit pazarları çalıntı mallarla, çalıntı yaşamlarla doluydu.. Satıcıların soluk tenleri, alıcıların karanlık bakışları ve kumarbazların adi gülüşleri içindeydim.. Pis bir koku.. Ölü hayvan kokusu.. Bir leş.. Şişmiş.. İçler acısı yalnızlığı hatırlatıyor.. Herkes sevgilerini ellerine almış.. Pazarda yok pahasına satılık kalpler.. Herkes sevmeye hazır…..