Geceye Düşülen Notlar-24

kkkkk

Uyumayacağım gerçeğiyle yüz yüzeydim.. Ve bunu ne kahve ne de başka kimyasalla gerçekleştirecektim. Bizzat benliğimin tam merkezinden gelen bir dürtüyle yazma eylemine giriştim. Yaşanacak bütün hikayeler tam bu saatlerde son bulur, şehrin son otobüsleri de motor sustururdu. Ve ben gözlerimi kısık bir ışığın etkilerine alıştırırdım. İnsanoğlu öyle yada böyle uyum sağlıyordu her şeye.. Ben de kimi zamanlar bedenimi tüketircesine kullanır ve yorgun argın girerdim yatağa.. Günün ilk ışımalarında beynimde dolanan kabuslarla dalardım.. Kısa, huzursuz, ağrılı ve garip bir uykuyla zehredilen bir ömürdür benimkisi..

Aklıma eskiye dair kelimeler geldi.. Eskimiş ve anlamını yitirmemiş, yitirememiş kelimeler.. Bir mektubun ya da bir yüreğin içinde dizilmiş ve aslında şans eseri bir uyum sağlamış ve bu uyumun da insana unutamama dürtüsünü katmış olması ne garip öyle değil mi? Lise sıralarında kurduğumuz düşlerin hiç birine ulaşamamış bir gençliğiz biz. Ve yaşımız ufaktan geçmeye başladı. Çoğumuzun yaşı geçmeden içi geçmişti zaten.. Öyle bir arada kaldık , öyle bir boşluğa itildik ki; hiçbir psikolog yada sosyolog bunu algılayamayacak ve bu konuda değer verilen genel kurallar koyamayacaktır.. Ne yazık ki bir çoğumuz vasatın bile altında ikamet ederken var olma mücadelesinin, aslında bir yok olma ön koşulu olduğu gerçeğiyle yüz yüzeyiz.. Evet aklını kullanamayan bir neslin, bedenini kullanması öğretildi bizlere.. Bedenlerimizi sunduğumuz kalabalıklar vardı ve bedenlerini beklediğimiz yaşıtlarımız.. Bu kahreden durumun, her bireyin iç dünyasında açmakta olduğu o derin yaranın hala farkında olmayan toplumcu sosyal psikopatların varlığı beni ve benim gibileri iğrendiriyor..

Koca bir şehri boş gözlerle izlememiştim uzun zamandır.. Ben İzmir’e aşıktım.. Ama artık bütün şehirlerden nefret ediyorum.. İçinde yaşadıkları kirli bataklığın, farkında olmayan sefil yaratıklardan da öyle.. Ne yazık ki kirli suratlarına tüküremeyeceğim.. Ne yazık ki yaşadıkları-yaşadıklarını sandıkları- düşsel bir parıldamadan ibaret.. Kaybettikleriyse küçük kasabalarındaki bölüştükleri sıcacık tertemiz o ekmektir.. Bunu anlamalarını bekleyemem.. Paranın kiri, her şeyi örtmeye yetiyor zira günümüzde..

Ve ben savaşı kaybettim. Benden beklenileni yapamayacak kadar güçlüyüm artık.. Tükürülesi suratlara gülmekten vazgeçtim. Nefes aldığım müddetçe, yüzlerindeki yağ ile şehrin pisliğinin kaynaştığı o insanlarla samimi olmayacağım. Menfaatlerini utanmaz çocuk gibi savuran o gösteriş budalası bencillerin sistem dedikleri şeyi ben tuvalet kağıdı yaparım! Sistem benliğimizi kaybetmemize yarayan ve kendine bile yakıştıramadığı o adi işleri görmemize mani olan kısa ve öldürücü bir kavramdır. Gün geçtikçe boğazımıza sarılır ve dar boğazlı bir hayatı kabullenmemize neden olur. Herkes bir robot gibidir en sonunda.. Ne bir soru sorulur ne de itiraz edilir. Sistemin gözü kapalı savunucusu ve bir kölesi daha olmuştur..

Ve ben vazgeçtim, bu kirli bu komik oyunlarınızdan.. Kardeşi kardeşe kırdıran, dostu düşman eden, aşkları nefrete dönüştüren bu saçmalıklarınızı reddediyorum! 

KorsanKalem 03.50 06.01.14

Benzer Yazılar

  • Geceye Düşülen Notlar-15

    Sokaklarda çalanlara,söyleyenlere; sokak sanatçıları deniliyor.. Ama beni iğrendiren şey; önlerine atılan bozuk paralar.. Sesi bile iğrenç.. Çok sokak sanatçısı tanıdığım olmadı; ama çok sokak tanıdım,geçtim.. Sevimsiz ve pisti çoğu..Tükürmek bile cesaret işiydi ve o sokaklarda yaşayan kadınlar balkonlarda çıplak olurlardı.. Bir erkek gördüklerinde, balkondan aşağı sarkar ve dolayısıyla göğüsleri de yerçekimine uyum sağlayarak avı kendinden…

  • Geceye Düşülen Notlar-21

    Tam da böyle oldu.. Bir öfke gecesinde sarıldım şişelere.. Saat gece yarısını çoktan geçmişti.. Ve çevrede bir sürü insan evleniyordu.. Geceye düzüşle başlayacak bir sürü genç çift.. Şerefe gençler.. Bir yanda düğünler bir yanda ölümler.. Size hiç adaletten bahseden oldu mu?  Sokaklarda park etmiş arabalara küfürler ederek evin yolunu tuttum.. Kahrolası insanlar yazın akın ediyordu…

  • Geceye Düşülen Notlar-5

    Acıydı hayat.. Ama şiddeti hep değişti.. Yorgunum bugünlerde, aslında severdim temmuz ayını. Bu ayın renklerini.. Tadı tuzu yok oysa! Çoğu insan sessizliğin asaletini farkedemedi.. Çatık kaşlarını her daim gösterdi hayata.. Mutluluk neydi? Göreceli.. Bu günlerde hastayım ve de huzursuz.. Gece hep hüzün katmıştır ruhumuza ve ben hüzünlüyüm işte! Anlamadı hiç, anlatamadım kendimi! Ben yaşadıklarımı ulu orta…

  • Geceye Düşülen Notlar-32

    Yazmaya kaç zamandır elim gitmiyor. Günler trenler gibi geçip giderken, ben de çoğunun unuttuğu bir kasaba gibi duruyorum Anadolu’nun bir köşesinde. Anlamaya çalışmıyorum. Tek bir satır okumuyorum. Günler vagonlara doluşup geçerken, istasyonumda tek bir yolcu bile yok. İşte bu yüzden hiç durmuyor o trenler buralarda. Ben ise her geçen trenin ardından bir sigara tüttürüyorum. Her…

  • Geceye Düşülen Notlar-31

    Akdeniz’in sıcak ikliminde, soğutulmuş bir odada, terli eller, üstte tişört, altta boxer, türlü bunalımlarla savrulan bir ruh hali ve Yavuz Çetin’in “Dünya”sı eşliğinde bir seremoni olarak tuşlamaktayım okuduğunuz metni. Bir yazarın bağımlısı olduğu en önemli şeyin yazmak olduğunu bildiğim halde, gündelik parçalanışlarımı bir araya getirememenin bir cezası olarak da tutukluk yapmış durumdayım. Hani o savaş…

  • Geceye Düşülen Notlar-9

    Geçenlerde anlatmayı unuttuğum bir şiddet olayını bugün anlatmanın önemli olduğunu düşünmekteyim.. Türbanlı bayan, eşi ve oğluyla birlikte yokuş aşağı iniyorlardı. İnerken de hararetli bir tartışma içerisindeydiler.. Çaktırmadan izliyordum.. Birden adam kadına öyle bir tokat attı ki irkildim.. O an insanlıktan, erkeklikten, dinden, hayattan, aklınıza gelen ne varsa herşeyden utandım,tiksindim.. Kadın da ne olduğunu anlayamamıştı.. Ve…