BAZAN.. (Bazen..)

 

Yolda yürürsün, sessiz varlığının hiçbir önemi yoktur aslında.. Birçok bedenin hiçlik üzerine yokolduğunu bilirsin.. Birşey yapamazsın bu durumda, sadece izlersin.. Bazan mevsim hüzün getirir, gözyaşı yağar, soğuk eser, yel alır..

Gülüşler kabahat gibidir bazan.. Gölgeler belirir etrafında.. Kahkahalar arasında gözyaşı doğar.. Bazan bağıra çağıra, haykırarak, salya sümük ağlarsın.. Neden diye soranlara, bir nedeni olmadığını anlatamazsın dilin tutulur..

Bazan bir üstadın bir mısrasında dalar giderken, aklına en olmadık şey gelir; gülebilirsin.. Gülüşüne kızabilir, sarhoş olursın.. Sarhoş olup ağlarsın.. Nihayetinde hep ağlarsın..

Bazan telefona saatlerce bakarsın.. Çalmaz! Bazan hiç çalmaması gereken bir anda çalar.. İnsan hep tutarsızdır.. Susulması gereken yerde geveze, gitme demiyecek kadar suskun ve aptal! Bazan sevemezsin.. Bazan seversin sevilmezsin..

Bazan herkesin anlattığı bir konu hakkında hiçbir yorumda bulunamazsın.. Sıkılır, kırılır ve yanılırsın..

Bazan yazacak milyarlarca kelime aklından kayar, tek kelime yazamazsın.. Bazan nefes alamazsın.. Bazan almak istemezsin…

Benzer Yazılar

  • Mahkumiyet..

    Kendimi bile göremiyorum çoğu kez aynada.. Aynalar da tanımıyor zaten.. Acayip bir adam oldum çıktım.. Ne bu keder bitecek, Ne de koşulsuz şartsız yaşayabileceğim. Ay ışığı dolduracak gecemizi, Bunu biliyorum.. Gün ışığı gözlerimizi kamaştıracak, Hüzünleniyorum.. Ve bir sahil kasabasında öğle vakti uykuya dalacağız hep birlikte.. Usulca esen rüzgara inat, belki de horlayacağız ağız dolusu.. Olsun…

  • Sımsıkı Sarıldığım

    Ekmek kırıntılarını taşıyordu karıncalar Ve kırık döküktü sevdalar Aşklar da yarım yamalaktı işte Sokağın hüznüne mi dalmalıydı? Yoksa, yine aynı evlerin karanlığında mı son bulmalıydı gece? Oysa ağzımızda heceleyemediğimiz sözcükler barınmaktaydı, Dokunamadığımız ellere inat hem de! Sevda güzel bir kadın adıydı bu mertebede… İnsanlar bir gün daha mutsuz kılınıyordu semtin her köşesinde! Kaldırım hüznüydü bu,…

  • Saçma Sapan Saçmaladım…

    Hüznün ve kederin sardığı bedenimi alkolle uslandırdım dün gece yine.. Zil zurna tabirinin ne olduğunu anladım yani.. Bazen gerekiyor içmek ve de kendinden geçmek.. Şuan karanlık bir Amasrada laptobın yarım şarzıyla medeniyete ulaşma çabalarımı bir kenara bırakıp bu yazıyı yazıyorum. Bir anafikri ve vermek istediği bir mesaj yok, zaten yazdıklarımı okuyan da yok ve zaman…

  • Moseyo..

    Günün sıradanlığı nüksetmişti yine.. Öğle arasına denk gelen bir an aptal kutusunda öylece gezinirken denk gelinen bir belgesele takılmıştık nihayetinde.. Leoparların daha doğrusu dünyanın bir gözlemiydi o belgesel.. Bir leoparın hayatını gözlemlemişlerdi ve kayıt altına almışlardı, başını kaçırmıştık sanırım sonuna yetişebildik ve belgeselciler de mutlu sonları sevmiyordu.. Zaten mutlu son yoktu! Bu arada leoparımızın adı…

  • Böyleyken böyle oldu…

    Amasra epey kalabalıktı bugün.. Kalabalığın içinde derin bir yalnızlık ve üşüyen bedenim.. Kafamın içinde tirilyon tane soru işareti. Anlamsızlaşan bakışlar, hafif dalgalı bir deniz.. Öğle vakti yaptım kahvaltımı.. Telefonuma anlamsız bakışlar atıyorum. Ama çalmıyor işte.. Annem bile aramıyor.. Denize kederli bir bakış atıyorum. Evet biliyorum, nefes almak huzur verici.. Sevmek de bir o kadar uzak…..

  • Tepe takla

    Tırmanıyorsun. Attığın her adımda ha gayret diyorsun. Ha gayret az kaldı. Kimi zaman attığın adımın hemen ardından toprağın titrediğini hissediyorsun. Biliyorsun, zemin sağlam değil. Sırtındaki yükün ağırlığı bir süre sonra adeta katlanıyor, katlanıyor, katlanıyor ve taşıyamayacağın bir hale geliyor. Omuzların yırtılıyor. Bir yandan sıcak,  diğer yandan terinin tuzu; hiç durmadan yarana saldırıyor. Ve attığın her…

2 Comments

  1. Bazen telefona saatlerce bakarsın çalmaz…samimi bir yazı kalemine sağlık…

Comments are closed.