“Gecenin tam üçünde..”

“Düz değil düzen değil az değil ezen değil
Boz değil bozan değil
Bir gül biter içimde içimde içimde
Tam bildiğim biçimde biçimde biçimde
Oy gecenin tam üçünde gecenin tam üçünde
Sevda gibi kanımda can verirken elimde
Pençe gibi düşümde uy değil uyku değil
Uy değil uyku değil
Bir gül biter içimde
Gecenin tam üçünde
Can değil canan değil er değil eren değil
Geç değil erken değil
Bir gül biter içimde içimde içimde
Tam bildiğim biçimde
Oy gecenin tam üçünde gecenin tam üçünde”

Gecenin köründe bir şarkı eşliğinde yazmak hoşuma gider, motive eder beni.. Hüzünlenirim, kederlenirim, derin derin düşünür yazmaya başlarım.. İçimi dökerim şu sitenin sanal sayfalarına.. Kimin okuduğuna bakmadan,kimi zaman imla kurallarını, görgü kurallarını, ahlak kurallarını ve aklıma gelemeyen-gelmeyen- tüm kuralları hiçe sayarak yazıyorum işte.. Başta tek başımaydım, daha sonra birkaç arkadaşımla birlikte yazmaya devam ettik..

Yaprak dökümü benim tutumumdan, boşlayışımdan, tavırsızlığımdan ve yanlış oluşumdan başladı.. Nihayetinde Madam sitede yazmayı bıraktığını açıkladı, sanırım dündü.. (gün kavramını iyice yitirdim!) Nihayetinde iyi dileklerden başka dileyebileceğimiz ve elimizden gelen pek de bişey yok.. Zaten kendi kendimizi avuttuğumuz bu sitede herhangi bir okur kitlemiz olmadığını bu vesileyle de görmüş bulunmaktayız…

Bu sene biraz daha fazla kitap okuyacağım.. Bu okumaların sonucunu burada olumlu olumsuz görebileceksiniz.. Bir de film izlenimlerimi sizlerle paylaşmayı düşünüyorum.. Bir de yeni bir bölüm açıyorum kendi kategorime (Kimsesiz Notlar), içeriğini paylaşımlar yaptığımdan biraz daha anlarsınız.. Ayrıca Üstadlardan bölümü Üstadlar ve Üstadlardan olarak değişecek,  yazar ve şairlerin hayat hikayelerini yayınlamayı düşünüyorum.. Site konusunda ve köşem konusunda yapacaklarım bunlar.. Açıkçası diğer yazar arkadaşların yazmaya devam edip etmiyeceklerini bilmiyorum bu arada “ksr” diye bir kategori açtık geçen gün, orada ksr mahlaslı arkadaşımız paylaşımlarda bulunmaya başladı..

Tatil bitti.. Biletim elimde işte.. Anneme veda edeceğim.. Bunu düşününce de üzüldüm işte.. Birgün temelli veda edecek olmak zor.. Hala alışamamış kendi ettiği vedaya.. Gözleri hala doluyor.. Hala anılarını anlatıyor.. A guzum diyen anneannemi o kadar özlemiş ki annem.. Hayat bu; çözülmez denklemleri olan ve insanların çok güçlü ya da güçsüz nitelemelerini kullandığı adi, çekilmez, yalanlarla ve kirli oyunlarla çevrili olan bir tımarhane köşesinden ibaret..

Gecenin tam üçünde..

 

Benzer Yazılar

  • Ölmek hiç bu kadar ızdıraplı ve zor olmamıştı!

    Ağızlarını doldura doldura nasıl uşaklık ettiklerini anlatıyorlardı.. Nasıl kabullendiklerini haykırıyorlardı sağa sola.. Anlamaktan, algılamaktan çok uzaktaydım her birini.. Akışını izlerken bir derenin, öylece süzülen balıkların saflığına gülümsüyorum.. Pek çok şey oluyor.. Dünya dönüyor.. Uyanıyoruz ya da uyuyoruz fark etmez.. Kulağımıza çalınan birkaç ezgiden aldığımız tadı hiçbir muhabbetten alamıyoruz mesela.. Ve insanlar tokalaşmaktan bile uzak iken,…

  • Ve zamanı geldiğinde “ feleğin tekerine çomak sokarım”..

    Öyle bozuktum ki aslında.. Yüzümdeki göstermelik gülüşlerle dolandım aranızda.. Öyle kırıktım ki, öyle dağılmıştım ki; her yana öyle saçılmıştım ki toplanmaya, durulmaya ve yeniden kurulmaya gücüm yoktu aslında.. Gökyüzü de meymenetsizdi ve toprak aynı kokmuyordu.. Öyle geceleri sabah ettim ki, ölmek neymiş denilesi zamanlardı.. Ve kıçımın üzerinde, tutarsız bir telefonun, bir kapının ya da çalabilecek…

  • İhanet..

    İhaneti gördük, oradaydık oradaydılar ve herbiri ağız birliği etmiş susuyordular.. İhanet, ihanet kokuyordu toprak, sinmişti toprağa kokusu ihanetin! İşitiyor, hissediyor ve görüyordular.. Ortalık yerdeydi ihanet, Alenen yapılıyordu, Göz göre göre, Utanmadan, sıkılmadan hem de! Sırtımızdan gammazlayanlar oldu, Ardımızdan kurşunlayanlar.. Susmadık hiç ve yılmadık! Şükürler olsun! Yıldıracak yürekleri yoktu, Ki zaten yılacak yürekler de değildi bizimkiler…..

  • Böyleyken böyle oldu…

    Amasra epey kalabalıktı bugün.. Kalabalığın içinde derin bir yalnızlık ve üşüyen bedenim.. Kafamın içinde tirilyon tane soru işareti. Anlamsızlaşan bakışlar, hafif dalgalı bir deniz.. Öğle vakti yaptım kahvaltımı.. Telefonuma anlamsız bakışlar atıyorum. Ama çalmıyor işte.. Annem bile aramıyor.. Denize kederli bir bakış atıyorum. Evet biliyorum, nefes almak huzur verici.. Sevmek de bir o kadar uzak…..

  • Sımsıkı Sarıldığım

    Ekmek kırıntılarını taşıyordu karıncalar Ve kırık döküktü sevdalar Aşklar da yarım yamalaktı işte Sokağın hüznüne mi dalmalıydı? Yoksa, yine aynı evlerin karanlığında mı son bulmalıydı gece? Oysa ağzımızda heceleyemediğimiz sözcükler barınmaktaydı, Dokunamadığımız ellere inat hem de! Sevda güzel bir kadın adıydı bu mertebede… İnsanlar bir gün daha mutsuz kılınıyordu semtin her köşesinde! Kaldırım hüznüydü bu,…

  • Boşveriş…

    Boşvermişlikten öte, bişey düşünmüyorum şuan.. Boşverdim yani. Hani büyük idealler falan! Kim için? Ne için? Neden? Sokakta dilenen bir çocuğa neden dönüp bakayım ki! Neden üzüleyim Libya’ya, Irak’a, Filistin’e? Kılım neden kıpırdasın yani! Boşuna boşverdiğimi biliyorum. Yapamıyorum işte, acıyor içim! Herkez gibi değilim napayım.. Yoruldum ama artık, hani boşverdiklerim var, evet.. Gözgöze gelmiyorum artık.. Gözlerim…