Öncesi..

Çok yazık..
Kıştan çalınma bir poyraz esti üzerimize
ve toz kalktı.
Nefes almak güç..
Bir annenin çocuğunu yıkaması kadar hoş
ve sabunu kafasına vurması kadar nahoş..
Ağır kahvelerin hükmünde verildi cezam;
böbreğim kesildi,
ciğeri beş para etmeyen bir doktorun yanlış tedavilerine kurban edildi gençliğim,
genç telaşım ve sevdalar..
Huzur eski bir apartman dairesinin çürümüş balkonlarında süzülür
Ve ulaşmak arzusu bizi başka adamlara çevirir..
Bir gece ansızın düşebiliriz belki ama
bir seviş öncesi kederliyiz!

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • **geceye yakın yazılan yazılardan hayır beklememek, sıradan bir davranış özelliği göstermekte…

    Bu aralar yine eskiye dönüyordum. Malum olaylar yüzünden.. Siyasal eğilimli yazılara yani.. Eskiden dünyayı değiştirme heveslisi olmak ve şimdinin hayal kırıklıkları.. Pek de önemli değil artık! Çünkü çevrene bakındığında çok da önemli değilsin!  İnsanları iyiye yönlendirme çabaların bir süre sonra boşa gidiyor! Sonra da boşveriyorsun.. İyiliği bile belli bir çıkar amacıyla yapıyorsa insanlar, burada bir…

  • Yorum yok! Yorum çok yada Bok!

    Bunca bok çukuru varken dünyada,hergün fena haberler izlerken, yazasım gelmedi.. Gelmiyor.. Mutlu tablolar çizemiyorum ne bileyim.. Komik geliyor renkli cümleler.. Manasız.. Umudunu kaybetmiş,huzursuz bir ruh hali içindeyim.. Ve yağmur yağmakta, hava soğuk.. Kahreden telaşımı bir kenara bırakmışım.. Beş kitap birden okuyarak zihnimi dinlendiriyorum. Boşluğun o tarifsiz duygusalında süzülüyorum.. Gelen günlerin karamsarlığı sarıyor.. Bu arada aptal…

  • Yazmak

    Dün gece hiç uyumadım,bu sabahta şu saate kadar yollardaydım, ama yazmak bir hastalık gibi ve herhalini yazabilmek, deli gibi sevdalarını da çok sıkıştığında nasıl tuvalete koşturduğunu da yazmak.. En acısını en tatlısını, en siyahını yada en beyazını yazabilmek.. Korkusuzca.. KorsanKalem Görüntüleme: 285

  • Aciz

    Tutarlı olamıyorum ne yaparsam yapayım. Mesela sigara izmaritlerini kimi zaman atmasam da yere çoğu zaman fırlatıp atıyorum umursamazca! Bir umut yaşıyorken dünyada, umutsuzluğun dibinde buluyorum ellerimi Ki ellerim dokunmaya kıyamaz çiçeklere… Yüzüme bakıyorum uzun uzun, çizgilerin anlattığı derin kederlerle yüzleşiyorum. Bakmadığım zaman aynalara, yaşadığıma bile inanmıyorum kimi zaman.. Bir sürü dağınıklık benim ömrümün özeti, bir…

  • Babişko..

    Küçüktüm.. Elindeki sıçak çay bardağını tuttururdun bilerek, elim yanardı.. Ve gülerdin, hoşuna giderdi verdiğim tepki.. Ben sen gülüyorsun diye belki de defalarca tutardım elimle o sıcak çay bardağını.. Rakı sofralarına, su içmek için geldiğimde sek rakıyı uzatırdın, su diye.. İçim yanardı, aynı hoşluğu yaşardın.. 🙂 Büyürdüm yavaş yavaş ve sen giderdin hep.. Görevlere.. Hep özlem duydum…

  • Geceye Düşülen Notlar-31

    Akdeniz’in sıcak ikliminde, soğutulmuş bir odada, terli eller, üstte tişört, altta boxer, türlü bunalımlarla savrulan bir ruh hali ve Yavuz Çetin’in “Dünya”sı eşliğinde bir seremoni olarak tuşlamaktayım okuduğunuz metni. Bir yazarın bağımlısı olduğu en önemli şeyin yazmak olduğunu bildiğim halde, gündelik parçalanışlarımı bir araya getirememenin bir cezası olarak da tutukluk yapmış durumdayım. Hani o savaş…