Sevgi Dozajı

Sevgi Dozajı

Sevgi Dozajı

korsSıyrılmak isteyip de sıyrılamadığım düşüncelerimin bedenimi esir alması ne kadar sürecek bilmiyorum. Bir balığın -büyükçe bir balık- karmaşık kılçıklarını ayıklarkenki komik halim geliyor aklıma. Lüks lokantalarda, kibarlık budalası ahmakların nasıl da becerikli olduğuna şaşırmamalı.. Kısır bir döngüde, her şey herkes tarafından başarılabilir. Hırsına yenik düşen herkesin aynı derecede ve aynı noktalarda hata yaptığını gözlemlediğim günden beridir, birçok duygumu yitirdim. Kahrolası meyhanelerin ağız kokusu loşluğunda hüzünlenir oldum çoğu zaman. Halimden memnun değildim. Halimden memnundum da aynı zamanda.

Kendimi hep eksik kalmış olarak nitelerdim. Ama şimdi görüyorum ki arada kalmışım ben. Bir sürü insan gibi.. Lavabo tıkandığında, giderin içinde kalan pis sudaki tortuymuş tüm gerçekliğim. Geri kalan her şey de, tiksine tiksine girilen lağım boruları.. Saf sevgi yoktur ve hatta çoktur demişti bir bilen. Ne zaman dedi, kim dedi hatırlamıyorum. Hatta biraz zorlasam iç sesime bile söyletebilirim bu sözü.. Günümüz yapaylığındaki aforizmaların bile önemi kalmadığından; Anonim, günümüzün en büyük bileni.. Saygı duymuyorum büyük toplumların peşinden koştuğu insanlara. Onların tatmin edemediği egolarına ağız dolusu kusuyorum. Hiç okumadan bilenlerden tiksiniyorum ve çoğu zaman cahilce kestikleri ahkamlarla dalga geçiyorum.

Yüreksiz sevenler ve arabesk göstermelikler mideme ağır hasar veriyor ve uzaklaşıyorum günümüz sevgilerinden. Ben ekmeği bölüşürken yaşadığım sevgileri özlüyorum. Bir yıldızın -sönük bir yıldızın- soru işaretlerindeki öpüşleri arıyorum çoğu zaman. Her şeyi yaptım’dan çok, henüz hiçbir şey yapamadık’ları bekliyorum.. Kuralsız yaşamın sınırlarını deşmek istiyorum sevgimle. Dizilerin tanımladığı o poşet aşkların altını oyuyorum gönlümce. Dizelerin altında uyumayı düşlüyorum.. Yanmak nedir biliyorum.. Sızlamak ve ağlamak gönlümce. Dozajı ayarlı sevgilerinizin kocaman yüreklerde küçücük kaldığını haykırıyorum. Üç günlük ayrılışların, beş günlük yalanların ve riyakarlığınızın, sözde hüzünlerinizin ve tiksindiğim yaşamlarınızın her birini gözlerimle görüyorum!  Hiçbiri tatmin etmeyecek beni. Hiçbir gün anlayamayacaksınız.

Gitmenin ne demek olduğunu bilmeden, çıkacaksınız yola. Ve daha ilk virajda şarampole yuvarlanacaksınız. Kolunuz, kanadınız kırılacak ve bu zamana kadar yaşadıklarınızın, bundan sonra yaşayacaklarınızın yanında çok basit olduğunu anlayacaksınız. İş işten geçmiş olacak artık. Yoldan çıkmış bir hayatın baş figüranı olup, kendinizi başrolle avutacaksınız. Tecrübe ile sabittir. İki bacak arasından geçen yollar, iki kuruşa heba edilen hayatlar tanıdım ben. Ve her şeyden bir haber, kendinizi çok güçlü sanarak çıkacaksınız yola. Bedel ödemeden güç elde edilmiyor şu zamanda. Şu zamanla da alakalı değil bu, insan var olduğundan beridir hep aynı terane!

Daha demin yanı başımdan geçen tekerlekli sandalyedeki çocuğun yaşadıklarıyla uzaktan yakından yarışamaz sizin küçük hüzünleriniz ve sahte buhranlarınız! Hiç anlamadan yaşayıp, hiç anlamadan yiteceksiniz kendi bolluğunuzda. Savaşların her birine karşı olup, savaştan yana taraf olmaktır sizin hayat özetiniz. Oysa ben insan olabilmenin her şeye kadir olduğunu anlatmayı denedim. Sizin kalıplaşmış bilgilerinizin, bilgisizliğinizden ileri geldiğini söyledim hep. Susmanın erdem olduğu öğretildi sizlere. Hak aramayarak, dünyadaki tüm haksızlıklara izin verdiğinizin farkına ne zaman varacaksınız?

17.08.2014

İnstagram hesabımı da takip edebilirsiniz.

Hayat – Memat kategorisindeki diğer yazılara da göz atabilirsiniz.

Sevgi Dozajı

Benzer Yazılar

  • Benim dengemi bozmayın!

      *Sizin alınız al inandım Sizin morunuz mor inandım Tanrınız büyük amenna Şiiriniz adamakıllı şiir Dumanı da caba Bütün ağaçlarla uyuşmuşum Kalabalık ha olmuş ha olmamış Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum Ama sokaklar şöyleymiş Ağaçlar böyleymiş Ama sizin adınız ne Benim dengemi bozmayınız Aşkım da değişebilir gerçeklerim de Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yangelmişim diz…

  • Gazete Küpürleri-1

    Kadınlar günümüz dünyasında güçlü olmak zorundadırlar. Çünkü günümüzde her şey kadın üzerinden temellendirilmektedir. Onların bedeni, kıyafeti, doğuracakları çocuk sayısı, kadının yeri… Bunlar dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de çok tartışılmakta. Çoğunlukla bu kavgaların sonucunda üzüldüğümüz söylemleri ve uygulamaları gözlemlemekteyiz.  Ben günümüzde yaşayan bütün kadınların iyi bir eğitime sahip olmasını ve ekonomik özgürlüklerini sağlamış bireyler…

  • Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

    Boş bir sayfaya bakıyorum bir saattir. Solitare oynadım, ardından Freecel… Neden yapıyorum bunu bilmiyorum. Zamanımı bu iki oyunla baya harcadığımı düşünüyorum. Ya da zaman öyle ya da böyle geçiyor işte. Durduğunu gören oldu mu bilmiyorum. Gelip geçici yaşanmışlıklar üzerine kurulu bir sistem nihayetinde! Bir süredir tek bir cümle bile kurmadım hayata dair. Dergiyle uğraştım. Epey…

  • Bilinsin isterim ki; ben Turgut Uyar’ın kederli bakışıyım!

      Süslü masalar, sandalyeler.. Çimlerin üzerine kurulu bir düzen.. Bir kısmı betonla kaplı.. Şık, cüretkar ve parlak elbiseler giyinmiş kadınlar.. Gömleğimin bağrı açık.. Lacivert pantolonum üzerime tam oturmuş.. Parmağımda hep taktığım yüzük ve bileğimde saatim.. Mutluluğu ölümsüzleştirecek fotoğraf makinem de omzumda asılı.. Defter, kitap; kalem kağıt yok üzerimde. Yazacak bir şey bulamazsın ki düğünlerde.. Zira…

  • Bir sevgiyi büyütmek, bu zamana dair değil!

    Dedem at arabasıyla bostana giderken, bilmediğim türküler söylerdi. Bir keresinde yolda karşımıza bir araba çıktı. Az daha kaza yapıyorduk. Bir küfür savurdu hemen. Ama öyle ağır bir küfür değildi. Sanırım “deyyus” gibisinden bir şey… Dedem, karpuz ekiyordu. Karpuzlar o zamanlar farklıydı. Büyük çekirdekleri vardı. Baya kabak çekirdeği kadar büyüktü çekirdekleri. Hatta onların da içi yenilirdi….

  • Bir takım isteklerim var Ağbiler!

    Büyüdüğü evin yıkılışını izleyen çocuklar gibi izliyoruz şimdilerde… Bir ülkenin ve dünyanın neye dönüşeceği korkusu içimizdeki… Oysa biz eskiden sokaklarda; yırtık kazaklarımızı, yamalı pantolonlarımızı umursamadan oynardık hep birlikte… Yıllar geçti, büyüdük. Aynı oyunları oynadığımız mahallemizin çocuklarıyla, şimdi aynı sokakta bile yürüyemiyoruz. Bırakın selamlaşmayı, rastlaşmamak için yolumuzu değiştiriyoruz. Her şeyin biraz eskidiği bir çağdayız sanırım. Ya…