Ben Hayatta En Çok Kendime Yalan Söyledim..

Konuşacak kimse kalmayınca odada, yalnızsındır.. Aslında oda doluyken de yalnızsındır, ama bir farkındalık katar odanın boşalması.. Oda boştur ve sen bu kadar saattir boşuna konuşuyorsundur.. Aslında kendin olabilmeyi başardığın kadar varolursun.. Başkalarının hayatlarını kopyalarsan, içindeki seni tüketeceksin.. Koca bir tutarsızlık olacaktır bu..

Akıntı yorar insanı.. Kulaçların gitgide güçsüzleşir.. Denizin içinde akıntı yorar insanı.. Kulaçların yiter bir süre sonra.. Bir süre çırpınırsın.. Sanırsın ki güneşli bir gün daha olacaktır.. Güneş birgün daha doğacaktır öylece.. Oysa güneşli bir günde sevdiğin deniz katilin olur.. Katline martılar eşlik eder.. Sular durulur.. Sular çeker içine seni.. Bir bütüne karışırsın.. Balıklar doluşur etrafına ve gözlerinin feri gider.. Nefesin kesilir..

Yoruyor, yoruluyorum.. Bedenimin kaldırabileceğinden fazlasını taşıyorum.. Çoğu şey ağır geliyor.. Çoğu kez uykusuz kalıyorum.. Kahvenin bağımlısı haline geliyorum bir süre sonra.. Yazmak umut veriyor, yazmak yeşillendiriyor bu taş duvarları.. Yazmak hayal kurduruyor, mavi bir kelebek fotoğrafı gibi..

Bazen koskoca şehirde, çığlıklar atıyorsun binalara çarpıp geri geliyor sesin.. Bazen farklı sesler geliyor.. Ya da hiç gelmiyor.. Şehrin parklarına dalarım bodozlama.. Hep boş oluyor genelde.. Oysa yılları geri iade edip salıncakta sallanmalıyım.. Bunca emek boşa gidiyor çoğu kez.. Bunca şarkı anlatamıyor çoğu şeyi.. Aslında gözünün içine girerken herşey, bazen farklı açılara odaklanıyorsun.. Bir hikaye yazıyorsun misal.. Sonu gelmiyor.. Sarpa sarıyor işler.. Yıllar geçiyor, gelmiyor beklenen bir son.. Sonsuza yazılmış hikayelerden oluveriyor.. Ama insanlar bencil ve aç gözlü.. Herşeyin sonunu getiriyor.. Herşeyi bitiriyor..

Benden salt bir sevgi beklemek anlamsızlığına düşülüyor çoğu kez.. Bunca kelimenin arasında kalmışken bekleneni verme çabasına hiç girmedim giremem de zaten..

Gecelerim oldu.. Gündüzleri beklediğim.. Karanlıktı.. Yazmaya başladım gündüz oldu.. Uzundu yazmalarım.. Platonik ve sessiz sevdalarım.. Annem,gökyüzünün o ilk maviliğinde yakalardı hep beni.. Ben de yeni kalkmış havasında “Günaydın” derdim.. Koca bir yalancıyım..

Dümdüz yaşıyorlar.. Ve dışlıyorlar kendileri gibi olmayanları.. Dışlıyorlar, kendileri gibi sevmeyenleri.. Bocalıyordum.. Tüm oyunların içinde bocalıyordum hep.. Körebe oynarken herkez alttan bakardı.. Ben bakmazdım.. Ve kendimi herkesin bakmadığına inandırırdım.. Ben hayatta en çok kendime yalan söyledim!

KorsanKalem 27.05.12 05.41

Benzer Yazılar

  • Soma’lı çocuklar, Bizim çocuklarımız..

        “Koşuyor altı yaşında bir oğlan,  uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. “                                                   Nazım Hikmet    *Gece uzayıp giden uyanıklığım ve ardından gündüze sarkan uykularımla; hayatımın en sorunlu, hayatımın en kederli günlerini yitiriyordum. Yitip yitmediklerini belki de hiç bilmeyeceğim. Ama dünyalar kadar pişmandım…

  • Annem..

    Sana; 13 saat, 760 kilometre,7 şehir, bilmem kaç trafik lambası uzağım.. Uzaklık genellikle insanın değerini ortaya çıkarıyor.. Evet bu doğru, seninle kavgalarımız çocukluğumuza dayanır.. Garip bir rekabet içindeydik hep.. Her kavgamızın ardından, kısa küslüklerimiz olurdu. Ama hemen gönlümüzü alırdık işte.. Günler geçti ve büyüdüm..Dinlemediğim uyarılarının haklılığını geçen günlerle anlamaktayım.. Kendime senin baktığın gibi bakamıyorum. Ne…

  • Şemsiyelere de lanet olsun şu hayatta!

    Aynı şemsiyenin altında, ıslanmıyorduk. Ama ben ıslanmak istiyordum. Güneşin bulutlar ardına gizlendiği her gün ıslanma taraftarıydım. Şemsiyelere o yüzden karşıydım. Islanmaktan korkuyordu. Sanki eriyecekti hanımefendi. Sonra ben durduğumuz yerden uzaklaştım. Yağmurun içine doğru… Sokağın birinde ıslanıyordum. Mesaj attı. “Nereye gittin be adam?” yazmış. Cevap yazamadım. Dokunmatik ekranların en büyük gazabından biri bu… Islanınca yazamıyorsun.  Yazamayınca…

  • Bir ev, bir bira, bir havuç ve eski bir kaşar.. Tutarsız bir hikaye..

      Boş bir evde en derbeder şey su sesleridir.. Malum İncir Reçeli isimli filmin de vurguladığı bir temaydı.. Mutfağın musluğu damlatıyor.. Ve ben bunu salondan işitiyorum.. Bu çok sinir bozucu ve gücüme gidiyor.. Havuç sevdiğim meyvelerdendir(sebzelerdendir*).. İki katmanlıdır havuç.. Bilenler bilir bilmeyenler ise hayatın çoğu rengini kaçırmıştır çoktan.. Ben önce dış katmanını sonra iç kısmını…

  • Ki zaten..

    İşte biz bu günlerde -kalbimizi nefes almanın bile lime lime ettiği şanssız günlerden bahsediyorum- biz böyle günlerde türlü duygu çeşitlenmeleri yaşarız. Üşürüz misal, terleriz sonra, baktık olmuyor kahkaha atarız, ağlarız. Böyle günler diş ağrılarının ayyuka çıktığı günlerdir. Hani gök gürültülerinden hemen önce parlamaların olduğu.. Kederlidir bu günler ama; gözyaşı dökemeyiz. Sigaranın külü dökülür en fazla;…

  • Gel Otur Şöyle Yaver, Sana Anlatacaklarım ve Bir Teklifim Var..

    Sana anlatacaklarım var.. Söyleyemeyi düşündüğüm  birkaç cümle.. Hayatın garipselliği üzerine biraz kafa yorma telaşı benimkisi.. Kafan karışacak biliyorum, benim epey çorba oldu bile.. Ama anlatmazsam öleceğim.. Yaver günler geçiyor, sıkıyor da bazen.. İsyan etmek, haykırmak, çıldırmak.. Ufaktan ufağa yalnızlaşıyorsun.. Bekleneni verememek.. Tabağını bitirmek, hediye beklemek, sevgi sözcükleriyle sahte ama huzur veren bir zırhla kendini kaplayıp…