Gel Otur Şöyle Yaver, Sana Anlatacaklarım ve Bir Teklifim Var..

Sana anlatacaklarım var.. Söyleyemeyi düşündüğüm  birkaç cümle.. Hayatın garipselliği üzerine biraz kafa yorma telaşı benimkisi.. Kafan karışacak biliyorum, benim epey çorba oldu bile.. Ama anlatmazsam öleceğim..

Yaver günler geçiyor, sıkıyor da bazen.. İsyan etmek, haykırmak, çıldırmak.. Ufaktan ufağa yalnızlaşıyorsun.. Bekleneni verememek.. Tabağını bitirmek, hediye beklemek, sevgi sözcükleriyle sahte ama huzur veren bir zırhla kendini kaplayıp anlamsız telaşlarda bir ömrü tüketmek..

Toplumun beklentileri çok net ve acımasız.. Herkes siyahsa siyah olacak, herkes mutluysa mutlu olduğuna inanmak zorunda kalacaksın.. Aykırıları bu dünya sevmez.. Sevilemediler hiç.. Cinsel tercihlerinden,  siyasi görüşlerinden, yaşam tarzlarından dolayı yıllardır dışlanan insanlar var.. Bunlar hayatın içinde.. Ve toplum düşmanlığıyla suçlanırlar, ki bu çok ağır!

İşe hergün gelmesi gereken saatinde gelen bir memuru düşün.. Birgün geç yattı ve sabah uyanması gereken saatten çok daha geç kalktı.. Sonuçta mesaiye gecikti.. Daha sonraki gün toplu taşıma aracını kaçırdı, bindiği taksi yolu şaşırdı ve yine geç kaldı.. Üçüncü gün; polis başbakanın geçeceği yolları kesmişti, ulaşım altüst olmuş ve nihayetinde geç kaldı.. Sonuç? Amir odasına çağırdı ve  rencide ederek bir daha olmamasını rica etti(!)..

Yaver şimdi bunun tam tersini düşünerek devam edelim.. Bu arada koş iki çay kap gel, içimiz ısınsın.. Nerde kalmıştık, hah tam tersi.. Yirmi yıl boyunca, devletin şerefli memuru olarak hayatını sürdürmüşsün.. Mesaiye geç kalmayıp, üstüne üstün gün gelmiş gece yarılarına kadar çalışmışsın.. Sana bişey diyeyim mi bi gıdım takdir edeceklerini sanma, emekli olursan ne ala.. Çok kişi tanıyorum göremeden emekliliğini defolup gitti öteki diyara!! Kimsenin umrunda bile değilsin yani.. Çocuğuna istediğini yediremezken, eşinle birşeyler paylaşamazken bu koca dünyada sivrisinek kadar bile değerin yok yani..

Düzen kurucular, sistemi çoktan kurmuşlar bile.. Ve istemesen de sevmediğin bu sistemin dişlileri arasında yerini alacaksın.. Eğer o dişlilerden biri olmazsan dişliler arasında öğütülüp gidersin.. Ya da öğüttüklerini sanarlar.. Toplum onlara parazit gibi davranır, çoğu kez görmezden gelinirler.. 

Yaver şimdi dünya ekonomik değerlerinin ne kadar boktan olduğundan bahsedenler var ya.. Onlar bu dünyanın anasını.. Sana reva görülen sikindirik zam var ya, adam o parayla alınan tuvalet kağıdını kıçına bile sürmez.. Patron çocuklarının yaşam standartlarına bile erişemezken; birileri sosyal adaletten bahseder.. Gülersin tabi, gül de zaten.. Biz hep ağlanacak halimize güleriz, katıla katıla!!

Biz hep sıradan insanlarızdır yaver! Biz hep kalabalıkta yere bakarak yürüyen; içine attığı kederle, kızgınlıkla, ezilmişlikle yaşamayı kabullenmiş vızıldamalarızdır.. Doğup, öleceğizdir..

Yani yaver sözün kısası makbuldür derler ya! Öyle.. Şimdi sana bir teklifim var.. Öğle arasına geldiğimiz şu dakikalarda, günün ikinci yarısına çalışarak mı gireceksin, yoksa benimle gelip bir barda içecek misin?

Anlamadın mı? Diyorum ki; önüne konulanı mı yiyeceksin, yoksa kendin pişirip kendin mi yiyeceksin? Hadi al ceketini, sistemin ocağına bugün incir ağacı dikelim; biraz kötü çocuk olalım!

KorsanKalem

Benzer Yazılar

  • Başlıksız..

    İznin son günleriydi.. Son günler hep asabi olmuşumdur..  Geride bırakılanlar zira çok değerliydiler benim için.. Çocukluğumdular, gençliğim, herşeyim.. Geride bırakılanları düşündükçe melankolik halim artıyor.. “Melankoli halk arasında yalnızlığı tercih ve hüzün hali olarak bilinse de aslında psikolojik bir durumdur. Nedensiz yere depresyon hissi ve bir şeyler yapmaya duyulan isteksizlik olarak ortaya çıkar..” diyordu Özgür Ansiklopedi…..

  • *Bir umut için yaşamak, bir umut yaşamaktan daha kıymetlidir.

    Bir sürü hikaye… Bir sürü yaşam… Hayat bazen koca bir şarkının kısa bir nakaratıdır ve birçok kez tekrarlanır dillerde… Masalların yalanlarına kandık en başta; yapacak çok şey yok ne yazık ki. Ve yapacak o kadar da çok şey var aynı zamanda… Gelgitlerin arasında kaldığımdan beridir sürüklenirim. Bu bozgun denizi beni olmadık yerlere götürüyor. Ölsem iyi,…

  • Kısa..Cümleler.. Kurardım..Yüklemleri Eksik!

    Yolda.. Giderken.. Araçtakiler.. Yolculuk ettiklerim.. Her biri ayrı dünyalarda.. Her biri ayrı rüyalarda.. İnsanlar.. Sağdan.. Soldan.. Yoldan insanlar.. İlerledikçe.. Kilometrelerce öteye.. Ulaşılmak.. Varılmak istenen yere doğru.. Bir şeyi almak için.. Yere doğru.. Eğilmek gibi yani.. Yani.. Demem o ki.. Yani.. Salgınken bunca hüzün.. Sokaklara.. Gözyaşı hakimken.. Yani.. Kışken mevsim.. Suskun.. Tırsak çocukların olduğu.. Ve sokakalarda bir tek…

  • Susam..

    Bir saattir ekran açık öylece bakıyorum.. Ne yazmalı diye. İlk olarak sağlıktan falan bahsetmeyi düşündüm sıkıcı geldi. Zira her sabah evlerimize saçma kutulardan sağlıklı yaşam önerileri sunuyor, yetkililer.. Aşktan da bahsetmiyeceğim. Sıradanlıktan uzak yazmak istiyorum bugün.. Nisan vasat geçiyor, yazınsal olarak.. Ama bir yazar daha katıldı sitemize. Madam Hale.. Güzel şeyler bekliyorum. Bakalım merakla köşesindeki…

  • Kısa cümlelerin boyunduruğu altında

    Bu gün perşembe… Perşembe de perişan bir şekilde geçiyor. Yıkılan duvarlara inat, yeni duvarlar dikilir. Bir bayrak gönderden iner ve yeni bir bayrak çekilir saygı duruşları eşliğinde. İnsan savaşır durur, sıkılmaz. Çocuklar bu gün de vurulur ve bir kadın daha insanlığımı utandıran bir cani tarafından kirletilir. Karanlık sokakların kiri, gün ışığında apaçık görünmektedir. Başımız eğik…

  • Karadeniz..

    Güneş batardı, ülkemin bir denizci kasabasında.. Ve hüzün kokardı limanı.. Aşk kokardı,yalnızlık,hasret,, Balık kokardı elbet,hem de en hasından! Rakı kokardı.. Deniz dalgalandı mı korkardın. Zira karaydı denizi, gözü kara, Karadeniz’di! Bahtının karalığı bir yana, güzeldi karadeniz.. Az tuzlu,ılık,hırçın dalgalı.. Bir kere deydiyse ayağın, Öyle çekip gidemezdin, kolayca! Kederliydi de Karadeniz.. KOYUNCU’nun hüznünü taşırdı, Çernobil’in.. Kanserdi,…