Geceye Düşülen Notlar-19

                Işıltılarını saçarak kaldırımda yürüyen küçük kıza inat; çekilmez bir soğuğun ilk demlerinin esirliğinde sürüklenir buluyorum kendimi.. Darmadağınık evlerin bacalarından çıkan hüzün göğe yükseliyor… Ve kimsesizler yurdunda uyku vakti gelip, geçiyor.. Uyumuyor çocuklar, belki de yarının bir farkı olmayacağını bildiklerinden..

            Göz yumulan her gecede, binlerce rezilliğin döndüğü yüzlerce şehrin ışıkları, olabildiğine parlak ve gösteriş yarışlarındaymışçasına -onların deyimiyle- enfes… Arka sokakların o pis, o is kokan kaldırımlarında ise tezatlıklar yaşanmakta.. Geriye itilmişlerin, kenara süpürülmüşlerin var olduğunu bilerek gülmek ne fena!

            Tüm  güzelliklerin, tüm çirkinliklerin, tüm temizin, tüm pisin üzerine bembeyaz bir örtü sermişti doğa.. Eşsiz manzaraların soğukluğunda, küçüklüğümüzün o heyecan dolu anları beliriyor birden.. Eldivenlerimiz ıslanana ve soğuğu kemiklerimizde hissedene dek oynadığımız o kar oyunlarındaki gülüşlerimizden eser yok artık.. Hasta olacağımızı bile bile yuvarlanırken ve kayarken buzun üzerinde, ya da bir kartopu savaşı esnasında; hiç kafamızı yormazdık yarınların getirecekleri üzerine..

            Herkes aynı hayalleri kuruyordu.. Herkes aynı düşleri görüyordu.. Bir valizin içinde tomarla para bulacaktık ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.. Fiyakalı yaşanacaktı.. Televizyon programlarının kallavi konukları arasında yer edinilecekti.. Son model hayatların, son modelleriyle takılınacaktı.. Ve eski köhne mahalleye hiç uğranmayacaktı.. Çok katlı rezidansların yalnız kovboylarının düşünü güdüyorduk.. Türlü fırıldakların döndüğü bu dönek dünyanın, beyefendiliğine soyunacaktık..

            Yani demem o ki bilader, boktanlık ve hayallerin renksizliğinde yaşam savaşını kaybetmek üzereyim.. Rüzgarlar fırtınaya dönüşüyor içimde.. Ve bu kasırgaların o muhteşem hortumlarında savruluyorum.. Ağaçlar köklerinden sökülüyor ve yerin altındaki iskeletleri kalmış cesetlerin göğe yükselişine ortak oluyorum.. Ölmüyorum, veyahut ölemiyorum.. Ama bir gemi hareket ediyor sabaha karşı.. İçimden,yüreğimden; öteki dünyalara.. Güneşin kızıllığına doğru yön veriyor kaptan..

            Bazı insanlar kızgınlıklarını camlardan, aynalardan çıkarıyor.. Ki, kesilen bileklerinin ardından dehşete düşülüyor.. Kan kaybı mı önemli yoksa benliğin kaybı mı? Bilemiyorum.. Ama birilerinin intiharı seçmiş olması bile bazen mantıklı geliyor.. Yavuz ÇETİN’İN Yaşamak İstemem Artık Aranızda şarkısının üzerine, ne yapması beklenebilirdi ki! Murat KEKİLİ, Bu Akşam Ölürüm dedi ama ölemedi.. Onun şarkısıyla gaza gelip çok kişi öldü ama! Ölmenin bir anlam taşıdığı ya da taşımadığı birçok ortamda bulundum aslında.. Ve her iki duruma da anlam veremedim.. Ne için ölmek ve yaşamak?

            Bir cephenin savunuculuğuna düştük biz.. Bir intikamın alımına.. Bir davanın yılına daldık biz, bir savaşın haklılığına.. Ölümü seçmedik, seçtirildik çoğunlukla.. Elimize tutuşturdular bir silahı ve o öteki dediler işte.. Bu pis! Bu göt ve bu seni yok etmeden sen onu göm! Ve yatıp çimenlerin üzerine, gökyüzündeki yıldızları izlemeden büyüdük.. Sevmeden seviştik..  Noksanları bir süre sonra görmezden geldik ve yürüdük o cilalı kaldırımlarda..

            Boş vermiştik.. Manayı aramaktan vazgeçmiştik.. Sevgiyi katletmiştik çoğunlukla.. Ki sonra benimsediğimiz o somut soğuk yaşamın savunuculuğunu üstleniverdik.. Geldiğimiz, yükseldiğimiz konumlarda katı nemrut suratsızın biri oluverdik.. Bir sene önceki konumumuzla aynı olan insanların üstüydük artık.. Ve burnu havadılığımızı asalet saydık.. Oysa asillik sadece doğanın kendisinde vardı.. Bizler budala ve ahmaktık.. Sakladığımız, saklandığımız tek mevzu buydu işte..

KorsanKalem 00.20 04.02.2013

Benzer Yazılar

  • Geceye Düşülen Notlar-7

    Düştük uleyn yine geceye yine,notumuzu.. Çok yoruldum bugün çok gezdim İzmir’de.. Özlemişim.. Yusuf’la baya gezdik abicim ya 🙂 Hayatı sorguladık, fotoğraf çektik, doğal yaşamı tanıdık, dünyayı ve insanları anlamaya çalıştık.. Çok güldük.. İlerleyen süreçte facebooktaki (Bir An) sayfamızda paylaşırız, fotoğrafları.. Ama ayaklarıma kara sular indi.. Artık geçmiş bizden, ya da çok hamladık biz.. Bu gün…

  • Geceye Düşülen Notlar-28

    Geceye Düşülen Notlar-28 Kendini bir döngünün içine soktuğunda, dönüşü olmayan bir yola da çıkmış oluyorsun. O yollar çekilmez oluyor, ama çekiyorsun. Kurtuluşu olmayan esirler gibi, ölüme giden idamlıklar gibi çaresizsin. Ve bir bulut yığını kaplamış tepeni. Yağmur yağdı yağacak. Ama bazen insan her şeye kayıtsız kalabiliyor. Aynadaki yansımama boş gözlerle bakıyorum. Dökülen ve hızla beyazlayan…

  • Geceye Düşülen Notlar-32

    Yazmaya kaç zamandır elim gitmiyor. Günler trenler gibi geçip giderken, ben de çoğunun unuttuğu bir kasaba gibi duruyorum Anadolu’nun bir köşesinde. Anlamaya çalışmıyorum. Tek bir satır okumuyorum. Günler vagonlara doluşup geçerken, istasyonumda tek bir yolcu bile yok. İşte bu yüzden hiç durmuyor o trenler buralarda. Ben ise her geçen trenin ardından bir sigara tüttürüyorum. Her…

  • Geceye Düşülen Notlar-8 / Savaş Çıktı..

    Gecenin bu vaktinde düşündüğüm tek şey, insanların kini.. Herşey kötüye gidiyor, yoruldum artık.. Kan şu kürede her daim akıyor. Kirli çok kirli, iğrenç planlar yapmış birileri ve ilerliyor işte süreç.. yazasım yok, yani düz.. Savaş Çıktı Yağmurlarım tükenmişti,Fırtına öncesi sessizlik de değildi bu,Güneş ısıtmıyordu bile,bulutlar olabildiğince saydam..Oysa ıslanmak istiyordum,evet istediğim tam da buydu, sırılsıklam ıslanmak…..

  • Geceye Düşülen Notlar-10

    Çok sıkıcıydı.. Sistemin çorak arazisinde, birbirlerini öldürüyorlardı insanlar.. Ve herşey boştu o anda, çiçekler, güzel kokular, aşk falan.. Dün gece deliliğe övgüler düzdüm yine, hakan sabaha karşı karşıma çıktı. Sohbet ettik öyle ayaküstü.. Değişik bir bot vardı ayağında, top sakalı baya bir uzamıştı, saçları hafif Bob Marley tarzı.. İçinde içlik ve üzerinde lacoste ceket. Elinde…

  • Geceye Düşülen Notlar-5

    Acıydı hayat.. Ama şiddeti hep değişti.. Yorgunum bugünlerde, aslında severdim temmuz ayını. Bu ayın renklerini.. Tadı tuzu yok oysa! Çoğu insan sessizliğin asaletini farkedemedi.. Çatık kaşlarını her daim gösterdi hayata.. Mutluluk neydi? Göreceli.. Bu günlerde hastayım ve de huzursuz.. Gece hep hüzün katmıştır ruhumuza ve ben hüzünlüyüm işte! Anlamadı hiç, anlatamadım kendimi! Ben yaşadıklarımı ulu orta…