Düşerken omuzlarım çocukluğumda..

Böyle günlerde, kana kana susar bakışlarım..
Ve çığlıklar yankılanırken acil köşelerinde,
Bir ölüm, bir kalım davasının tam ortasında,
Kuytu bir köşede saklanır bulurum çocukluğumu..
Bir gece yarısı gelir ölüm,
Bir gün ortası vurulurum,
Bir sabah yelinde yeniden çığlıklar atarak açarım gözlerimi dünyaya..
Kahrolurum, mahvolurum,
Seni yeniden bulurum..
Sevdiğim, ölümdaşım, düş ortağım..

KorsanKalem 12.50 24.07.13

Benzer Yazılar

  • Nedensiz Sevmek

    Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış. Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar. Hemşireler, önce pansuman yapmışlar ve ‘biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini’ söylemişler. Yaşlı bey huzursuzlanmış; “acelesi olduğunu, röntgen istemediğini” söylemiş….

  • Buraya bakacağını sanmıyorum…

    Şarabın gazabından kork… Ellerimi tutma, gözlerime ise hiç bakma… Sevme beni… Seveceğin de yok zaten… Dökme yollarıma gözlerini… Yıkılsın bu düzen, şarap bitsin artık ve geceyle gündüz hiç eşitlenmesin benim dünyamda! Hiç eşit olmadılar da zaten.. Ben bir yolcuyum, yolum tutarsızlıklarla dolu ve sen hiç dokunmadın benim yarama. Yollarımız hiç kesişmemiş. Şimdi evlerinde hüzün, ellerinde…

  • Bazen; dökülmüyor gözden yaşlar…

    Dökülmeyen yaşlar gözlerde Dudaklar ve yorgun yüzler suskun. Çaresiz bir bekleyiştir hayat… Düşen yaprakların kederi Ve yazın, hiç yaz olmadığı günler… Unutulacak, Unutulmak zorunda, Yaşanan, yaşandığıyla kalacak… Gidip gelen, gelip duran, Gelmeyen ve beklenenlerin kederi bu! Bir şeyleri yarım bırakmanın arifesi, Yarım bırakılmanın kırıklığı, Ya da kısaca soğuk algınlığı… Anlamak, anlatmaktan güç Anlatmak bir o…

  • Oradan 15-16 anahtarı uzat..

                    Mat renkler hakimdi her yere.. Sağda solda kırık dökük arabalar vardı.. Ve kaynak sesleri, çekiç sesleri, araba sesleri işitiliyordu.. Barut vari bir kokuya, boyanın o iç geçirten kokusu eşlik ediyordu.. Ve pek tabi, kıyıda köşede kalmış bir köfteci ızgaraya attığı köfteleri çevirmekle meşguldü.. Köftenin de o çekici kokusu…

  • Düşünün, tek hayvanlarız! Düşünen değil!

    Muhabir “Cepheden iyi haberler gelmiyor” diyordu.. Ne bekliyordu ki? İyi haber neydi? Karşı taraftan yada bu taraftan birileri ölüyordu işte.. Ölümün hangisi iyi haber olabilirdi ki! Kanın ve vahşetin neyi çözeceğini düşünüyordu bunca budala? Şimdi öylece masamda yazı yazarken birileri ölüm saçıyor.. Ölüm saçanları geçtim, onlar zır cahil.. Benim takıldığım nokta, koca koca adamların karanlık…