Hayata dair şeyler ve kibir budalalarına ithafen oluşturulmuş, gereksiz kelimeler bütünü..

kkkkkkkk

Yine her şey karma karışıktı. Yazdıklarım, çektiklerim, romanların, bulaşıklarım, yalanlarım, dolanlarım, falanlarım, filanlarım.. Uzatabilirdim.. Pek uzatmadım oysa.. Ömrüm boyunca kısa kesip attım cümlelerimi.. Hayatımı işgal eden her şeyin karma karışık olması benim suçum. Ve bu durum hiç iç açıcı değil. Aksine iç karartıcı.. 10 sene önce dünyayı kurtaran ben, şimdi bana göre büyük bir evin hakkından gelemiyordum. Yaşadığım hayat ise tam bir kaos hali..

Hava sisliydi.. İnsanlar bir anda karşına dikiliveriyorlardı bu yüzden.. Öyle bir hava vardı ki kutsal hikayeler geliyordu aklıma. Aklıma hep olmadık şeyler gelirdi zaten. Bu böyle olmuştur. Hep, iç isyanlarımın mutsuzluğunda uyuya kalmışımdır yatağımda, masamda, koltukta.. Kahve hoşluğunda yaşamak isterdim. Özgür olmak isterdim. Bu günlerde bu kelimenin ütopik olduğunu düşünmeye başladım. Bu günlerde her şeyin ütopik olduğunu kavramaya başladım. Sistemsel hatalar yapılmıştı ve kimsenin umurunda değildi.. Aynı vagonlar aynı lokomotiflerin ardından ilerliyordu. Aynı lokomotifler aynı vagonlarla aynı insanları taşıyorlardı.. Bir noktadan bir diğerine gidilen-götürülen kahreden binlerce hayat..

Kendine misyon yüklemiş piçler vardı çevremizde.. Kibirlerinin kokusu, dünyanın bütün lağımlarınınkinden daha beterdi. Yüzlerine bakmaktan, seslerini duymaktan tiksiniyordum. Sistemin lağım fareleriydi her biri. Kendilerini bir halt zannettikleri bu çöplükte alabildiğine haykırıyorlardı; “ben sizin efendinizim” diye! Hiçbir halt değildin aslında. Yüreğin beş para etmezdi, baksan bir kere aynaya, bir kere gülüşünü, duruşunu uzun uzun seyretsen aynada, hiçbir boka benzemeyenlerin başı olduğunun farkına varırdın belki.. Ama cüzdanın kabarık, sırtın sağlamdı.. Götün açıkta kalmadı hiçbir soğukta.. O yüzden büyüdün.. Büyüdüğünü sandın. Bir çiftçinin sümüğünden daha değerli değildi varlığın. Varlığını yokluğuna tercih ederdim. Ve yoksaydım iğrendiğim varlığını.. Otuz sene sonra göreceğim ben seni. Kıçındaki kıllar ağardığında, yüzün sarktığında, ellerin titrediğinde göreceğim. Belki o zaman anlamış olacaksın, hayatın kibirlerinden ibaret olmadığını! Yada hala, aynı kafayla bir hastane köşesinde geberip gideceksin. Mezarına tüküreceğim o vakit. Hiç çekinmeden helal etmeyeceğim hakkımı. Öldüğün vakit, yok saydığım bedeninin gerçek yerini bulduğu için sevineceğim hatta.. Şimdi ölsen, şuan atmasa kalbin umurumda bile olmazsın. İnsanlık vasfını kaybetmiş biri için hüzün kaplanamaz yüreğim. Gereksiz hayatını erken nihayete erdirmiş olman senin suçun ve rütbelerin, makamların ve gücün umurumda bile değil! Sen bir hiçsin. Ve hiçliğin mahvoluşunu tadacaksın..

İnandığım gibi yaşayacağım.. İnandığım doğruları savunacağım bir ömür.. Zenginlik hayallerim olmayacak hiç! Katlarım, yatlarım, uşaklarım olmayacak. İnsanlığını kaybetmemiş her insanın elini sıkacak, omuz vereceğim hayat mücadelesinde. İnsan olmak kolay iş değildir. Kolay olsa milyarlarca insan bu kaosu yaratmaz, aksine çözüm üretirdi.. Bu dangalak Şubat ayında tir tir titrerdik misal.. Sevinen şebeklere bakıyorum.. Ay diyor ne güzel hava.. Evet öyle, ayy ne güzel hava.. Oysa günlerin getirdiği bozuk dengeli bir dünyanın hiç de güzel olmayacağı açık.. Ama umurunda mı dünya? Çeşit çeşit gösterişli kıyafetlerle gezinmek varken? Ya da sokaklarında dolanıp caka satmak dururken, dünyanın içine ettiğimizin farkında olmak mühim bir şey mi? Bunca savaş varken, bunca pislik dönerken hayatımızın tam ortasında, aykırı bir tavır takınıp doğrudan bahsetmek kolay mı?

Görmek istenmeyen hayatları terk eder ve görmezden geliriz. Niye? Çünkü sıradan değildir o hayatlar, sistemin içinde yer edinmemiş ve özgür kalabilmişlerdir kendilerince. Bu yüzden insanlar kalabalık neredeyse onun içine girmek için mücadele ederler. Yani savaşırlar.. Bu savaşlar boşuna değil, yani sıradan bir dünyada yaşanıp ölünmek için. Bundandır; aykırılık hem çeker, hem de iter insanları.. Aykırılar da hep tehlikeli bir yan, bir durum vardır.. Oysa en büyük tehlike kibirdir.. Kibirlerinize aldırış etmeden yaşamanız dileğiyle..

KorsanKalem 22.02.2014 17.40

Benzer Yazılar

  • Değişir Dünya…

      Ve ben tüm bu çaresizliğe rağmen, bir çocuk gibi koca bir umut büyütüyorum bu dünyaya dair. Geçen her gün, yiten tüm insanlar ve olan tüm kötü olaylara rağmen hem de… Kırık bir şarkıya sığınıyorum tüm bu günahlardan. Kaldırımlardan aşağıya düşüyor gençliğim ve kimi zaman dizlerim kanıyor. Ama hiç önemsemedim ki bu yaraları ben.. Ama…

  • Güzel Bir Gündü…

    Güzel bir gündü..Kahvaltı yaptık deniz kenarında bir mekanda.. Daha sonra birkaç küçük işim vardı. Onları hallettikten sonra. Balık tutmaya karar verdik.Kurucaşile’ye doğru yola çıktık.Gerçekten çok sisliydi. Yolda ilerlemek bile güçtü. Birkaç farklı yerde durduk.Balığın olabileceği ve piknik yapabileceğimiz bir yer olmalıydı. Sonunda bulduk böyle biryer.. Yada öyle olduğunu sanıyorduk… Bir kısmımız balık tutmaya çalışırken bir…

  • Korsan Kalem

    Nasıl bir insanım bilemiyorum.. Kapalı kutu..  Çok sıcak kanlı değilim, bunu biliyorum.. Ben kendimi anlatmayı sevmeyen biriyim.. Monoton yaşıyorum genelde ama insanların da monoton yaşadığı iddaasındayım.. Sevgimi kolay belli edemem yani dilime pelesenk olmamıştır sevgi sözcükleri.. İçimde yaşadığım çok şey oldu ama dışa vurumlarda eksik kaldım hep.. Genelde bu yüzden kaybettim, bir çok şeyi.. Plan…

  • Yolumuz açık ola..

                    Bizim yazıya başlama sürecimiz, ülke koşullarının bir yansıması olarak ortaya çıktı.. Seksenlerin kuşatılmış gençliğinin apolitik olmayan yanıydık bizler.. Hayatı sorgulayarak yaşadık ve hayat desturumuz hep buna odaklı oldu.. Yani dimdik yürünecekse bu engebeli yolda, yine bunu bizler başaracaktık.. Başarmak zorundaydık.. Okuduğumuz kitaplar ve edindiğimiz ülke ve tabi ki…

  • Su giderindeki hayatlar..

    Bir süredir izliyordum onu. Sürekli o deliğe birşeyler taşıyordu. İnatla ve azimle.. Anladım ki o soğuk deliği yuva seçmişti kendisine yani yavrularına.. Birkaç gün sonra incecik cıvıldamalar.. Deliğe usulca yaklaşıp baktım.. Dört yavru kuş.. Ağızlarını havaya kaldırıp cıvıldıyorlardı. Annesi deliğe girmeden önce tel örgüye konuyor ve o güzel ötüşünü gerçekleştiriyordu.. Bunu duyan yavruları da, cıvıldaşıyorlardı…..

  • Borsa..

    Az biraz paran oldu mu düşünürsün hemen, ne yapmalı? Kimi har vurup harman savurur. Kimi yastık altıcıdır, kimi yabancı paraya çeviriverir hemen kimi altına.. Kimisi de hisselere,lotlara.. BORSA!! Her gün binlerce kişi alır-satar, zengin olur-batar.. Borsa bir gece de imkansızı yaratırken, bir gece de yokoluşun simgesidir. Hisslere düşer-çıkar.. Lot lot alınır, lotun bir fiyatı vardır…..