Yazınsal Çukuru...

  • “Herkes kendi gördüğüne doğru der” **

                    Bazen yağmurun içinde boğulup gidebilmek için yalvarıyor insanlar.. Tabi kimse geberemiyor..  Gece uzayıp giderken uyuyamayanları düşünüyorsun.. Neden uyuyamaz ki insanlar? Ya da niye uyumak zorundadırlar? Bunca geceden sonra, bir sonuca ulaşamadım hiç.. Yıldızlar gökteydi, arabalar park etmişti ve kimisi ağır ağır ilerliyordu karanlığı yaran farlarıyla..                 Anlatabilmek gerekir…

  • Kirlenirken her şey, ben şehirden ayrılıyordum..

                    Ve göstermelik yaşamlarımızda önemli yer tutan yolculukların birinde,  gelip gittiğim o asfalt üzerinde varlığını sürdüren tüm canlılara büyük saygı duyumsadığımı bir kez daha belirtmekten alıkoyamıyorum kendimi.. Bir gece vakti öyle tükenmiş, öyle yücelmiş bir vaziyette çıktığım yolun, dönüş istikametinde eski benden çok farklı olacağını henüz bilmiyordum..                …

  • Birkaç Cümleden Öteye Gidenler..

    Gri bulutların ruhsal buhranlara neden olduğu fikrini taşımaktayım.. Dağınık odaların ve tam manasıyla tertipli odalarınsa bu buhranların dışa vurumunun ufak bir kırıntısı olarak ele almaktayım.. Pencereye dayayıp başımı, dışarıdaki yaş manzarayı izlerken neyin ters, neyin düz olduğu çok da mana taşımıyor.. Birileri ıslanıyor, su birikintileri oluşuyor ve küçük derelerde yer değiştiren taşlar, çöpler, dışarıdakiler; içerdekilerin…

  • Boşluklarda süzülüyorum..

                   Gece her zaman ki gibi sinir bozucuydu ve sokaklar anlamını yitirmiş aydınlıklar taşıyordu.. Sokak lambalarında uçuşan sinekler misali gereksizdi soluk alıp verişimiz.. Bir yatakta, birkaç kitapla sevişmeye bırakırdı yalnızlar, gece uzar giderdi..                 Çok şeye sahip olup çok şeyden yoksun bırakıldık.. Bir anne sıcaklığına uzaktık artık.. Sevgilimiz gitmişti.. Çok…

  • Oradan 15-16 anahtarı uzat..

                    Mat renkler hakimdi her yere.. Sağda solda kırık dökük arabalar vardı.. Ve kaynak sesleri, çekiç sesleri, araba sesleri işitiliyordu.. Barut vari bir kokuya, boyanın o iç geçirten kokusu eşlik ediyordu.. Ve pek tabi, kıyıda köşede kalmış bir köfteci ızgaraya attığı köfteleri çevirmekle meşguldü.. Köftenin de o çekici kokusu…

  • Önden bayanlar ve çocuklar lütfen!

    İşten izin alıp eve geldim.. Hanidir birikmiş bulaşıkları yıkadım ve spor yapmak için çıktım dışarı.. Bir süre koştum.. Çeşitli spor aletlerini kullanarak bedenimi yordum ve bugünlük yakmam gereken kaloriyi yaktığım kanısına varıp eve doğru yürümeye başladım.. Hava kış mevsiminin her bulgularını içeriyordu.. Soğuktu ve tabi ben terliydim.. Bir inşaatın önünden geçtim.. İşçiler harıl harıl çalışıyorlardı….

  • Saygılar!

    Beyaz güvercinlerin barışı temsil ettiklerine bile inanmıyorum artık, uçtukları her coğrafyada savaşın hüküm sürdüğü bir gerçek… Ben bir yazar olarak barış yanlısı falan değilim! Ölene kadar savaşın ahmaklar! Öldüğünüzde belki bu savaş bitecek ve sağ kalan birkaç bağrı çıplak çocuk, bir somun ekmeği paylaşırken adil olabilecekler! İnanmıyorum; savaşlarınızın haklılığına da, haber kanallarınızın yaptığına da, sevginizin…

  • Geceye Düşülen Notlar-19

                    Işıltılarını saçarak kaldırımda yürüyen küçük kıza inat; çekilmez bir soğuğun ilk demlerinin esirliğinde sürüklenir buluyorum kendimi.. Darmadağınık evlerin bacalarından çıkan hüzün göğe yükseliyor… Ve kimsesizler yurdunda uyku vakti gelip, geçiyor.. Uyumuyor çocuklar, belki de yarının bir farkı olmayacağını bildiklerinden..             Göz yumulan her gecede, binlerce rezilliğin döndüğü yüzlerce…

  • Rahatlama Anı..

                    Yarın işe gidecek olmak yada yarın gidecek işinin olmaması ne kadar kötü.. Yarın akşam dönecek işinin olması ne kadar kötü yada yarın akşam iş arayıp işsiz olarak eve dönecek olmak ne kadar kötü..                 Bu döngüde, saflar keskinleşmişken; ben seçemiyorum.. Yollar düğümleniyor, gözüme toz kaçıyor ve bir göt,…

  • Uykusuz Adamın Düzdükleri…

    Tüketirken ömrümüzü sanal budalalıklarda, kaçırmışken treni ve gecenin geç saati uyumak için türlü nedenler var iken; mutsuz köşelerde, umutsuz yazılar okumaktayız… Herkes varken evde aslında herkes yok.. Ve biz milyonlarcasının düzüştüğü kentlerde otuz birlere kaldıysak ve umursamıyorsak hiçbir şeyi bitmiştir her şey… Yıkılmıştır evler… Yollar çatlamıştır… Bankada sıra beklemekten yorulan insanlar vardı… Her birinin kredi…

  • Gereksiz İnsanlardan Sıkılmıyor Musunuz?

                    Kusmuk gibiydi.. Sıçmık gibi.. Öyle boktan bir pizza yaptım ki, hayatımda yediğim en kötüsüydü.. Soğuk yatağa daldım önce.. Biraz uyur gibi yaptım.. Hiçbir şey ifade etmiyordu uyumak.. Anlamsızdı ve soğuk bir odada pek başarılı değildim uyku konusunda, kim başarılıydı ki?..                 Kirli ellerle yapılan her şey daha bir…

  • (Charles Bukowski’nin Kayıp isimli şiirine cevaben yazılmıştır..)

    (Charles Bukowski’nin Kayıp isimli şiirine cevaben yazılmıştır..) hayır kazanacağız bu mümkün sana kazanamayacağımızı inandırmışlar bir an için doğru sanmıştın ama sonrasında yanıldın şimdi yanılıyorsun ve yanlış biliyorsun hareketsiz dursak kazanamayız koşalım.. doğru davranmak ne, hata yapmak ne bilmiyorum başka biri kazandığını sanabilir biz kazanacağız.. o yüzden o orada durabilir biz koşalım… KorsanKalem 13.01.13 14.02

  • Geceye Düşülen Notlar-18

                    Her daim avuçlarımızın arasından kayıp giden gökyüzüne inat, daha bir çelimsiz yürüyoruz ince ip üzerinde.. Zıplayan bedenlerimizin, o ilk heyecanı sarıyor içimizi.. Ve gece upuzun hüzünler birikiyor, uykusuzluklarımızın üzerine.. Karanlık düşlerde mutluluk arıyorken, soluksuz uyanıyoruz kabuslardan.. Anlaşılmıyor hiçbir şey, solgun tablo misali.. Bir umut birikiyor, bir neşe doğuyor…

  • Uyuyan Adamlar, Uyuyan Kadınlar ve Uyumayanlar..

    Soğuk bir yaz akşamı ya da kıştan kalma bir gün sonu, Sıcak yataklarına çekiliyordu milyonlarcası.. Bazılarıysa, uyuyamamaktaydı.. Gün ışığının yerini tutamayan, solgun bir ampulün yanı başında delice yazanların ötesinde, karanlık sokakların soğuk duvarlarına yaslanarak sızmaya çalışan o ayyaşların hüzün saçan kokusuydu içimizdeki.. Kırıktı her şeyimiz.. Kalplerimiz, gözlüklerimiz, tekerlekli sandalyelerimiz.. Hayat kırıklıklarını, zamanın kırılmalarıyla birleştirdiğimiz şarkıların…

  • Biz boşuna olmadık savaş karşıtı!

    Var olduğumuzdan beri bu dünyaya gözyaşı saçıyoruz.. Hüzün tohumları ekmekten başka bir uğraşı bulamadık henüz.. Büyüyoruz, gelişiyoruz ve değişiyoruz ama; günler acılara gebe.. Günler gözyaşlarıyla anlaşma içerisinde.. Beceremedik doğru dürüst yaşamayı.. Ve yaşatmayı!                 Babalarımız bir sabah vakti gittiğinde operasyonlara, anladık hayatın ne denli karmaşık olduğunu.. Ölüm haberlerini izlerken içimiz burkuldu.. Cenaze ardından yakılan ağıtlar…

  • Hoşça kalın..

                    İhtiyar, yatağına uzanmış kapıdaki bizlere bakıyordu.. Çağırdı eliyle.. Ve yanına gittik.. Önce her birimizi gözleriyle inceledi.. Yüzümüzde anlamsız telaşlarla bezenmiş hüzün katmanları.. Kimi fena kaptırmış, gözlerinden yaş bile süzülüyor.. Oysa iyi yaşamış ihtiyar, tam 93 yıl.. Oradakilerden hiçbirimizin bu kadar yaşayacağına inanmıyorum.. Ve sonra ihtiyarın boğaz hırıltısını işittik…..

  • Yolumuz açık ola..

                    Bizim yazıya başlama sürecimiz, ülke koşullarının bir yansıması olarak ortaya çıktı.. Seksenlerin kuşatılmış gençliğinin apolitik olmayan yanıydık bizler.. Hayatı sorgulayarak yaşadık ve hayat desturumuz hep buna odaklı oldu.. Yani dimdik yürünecekse bu engebeli yolda, yine bunu bizler başaracaktık.. Başarmak zorundaydık.. Okuduğumuz kitaplar ve edindiğimiz ülke ve tabi ki…

  • Bir mızıkam olsun isterdim..

    Bir mızıka ezgisinde bitirebilirdik tüm savaşları… Küçük adamlar değildik! Bedenimiz büyüdükçe küçülen dünyalarımız vardı.. Küçüldükçe şiddetlenen bir topluluğun, azınlık haklarıydık.. Kararırken gökyüzü sevgilerin düzüşlerinde, Kirli yataklarda son bulurdu hayatlar.. Ve kan her zaman ki gibi kırmızı olmazdı, Farklı bir renk alırdı, Farklı ve iğrenç.. İnsan gibi..   KorsanKalem 08.12.12 17.35

  • Ölüm hüznü çok yapmacık, öyle değil mi?!

                    Oluk oluk kan kusuyordum.. O an kızılcık şerbeti içmiş olmayı yeğlerdim.. Ağır ağır ölüyordum ve ölümüme ses çıkaracak ya da ölümümü durduracak kimse bulunmuyordu.. Her gün yuttuğum onca hap, çektiğim bunca ızdırabın nihayetinde ölecek olmam mide bulandırıcıydı.. Yarım saat fazla yaşamamı sağlayacak bir tedavi üzerinde çalışıyorlardı doktorlar ve…

  • Boktan Muhabbetler..

    KSR:naber abim nasılsın? KK:boktan sen nasılsın? KSR:benimki de seninkinin başka bi rengi KK:ölüyoruz nihayetinde.. KSR:bataklıktayız.. KK:ben bataklıkta ölmeye gocunmuyorum, gocunduğum ölümü engellemeyi seçmeyişim.. batıyorum.. KSR:abi ayvayı yemişiz ben bok sen bombok nasıl olucak bu iş? KK:lağım bizi anlar bence.. lağımda kalmak mı sürüklenmek mi isterdin? KSR:kendi tuvaletimde kalmak isterdim KK:o zaman tuvaleti kokutursun KSR:ama en…