Nerede doğduğunu, ne zaman öldüğünü burada yazmanın bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Dileyen okurlar, internet ortamından çok rahat bir şekilde ulaşacaklardır bu tip bilgilere. Bir yazarın, bir düşünürün, bir aydının ya da bir siyasi liderin bu gereksiz bilgilerine takılıp özü gözden...
Bir ihtimal daha var.. O da (sevmek) mi dersin?
Dolma kaleminin içindeki mürekkep kurumuştu.. .Kendi içinin de kurumuş olabileceği ihtimali vardı. Eski evine göre daha küçük ve tahta bir eve yerleşmişti. Uygundu kirası ve büyük evlere göre temizlik daha kolaydı bu küçük tahta evde.. Yıllar önce cilalanmış kapıların...
Öyle gecelerde, öyle anlar olur ki; hayatının hiç bir anında aklından çıkaramazsın.. Ve ölümler, düğünlerle iç içedir bu hayatta.. KK
Ve sen istediğin kadar yıka, parlat, cilala hayatı; biri gelip tosyalayacaktır tam ortasından.. Bunca yıldır verdiğin emeği heba edecektir yani.. Sırf böyle anları bekleyen milyonlarca insan var.. Köşelerine sinip o anı bekleyen yok ediciler.. Bitmek bilmeyen koşturmacaların ardından beklediğimiz o...
Mutluluğun Kıyısından Dönenler
İhtiyar, aksak adımlarla kapıyı zorladı.. Basite indirgemişti hayatını.. Az yiyor, çokça içiyordu uzun yıllardır.. Al al olmuş yanakları müzmin bir ayyaş olduğunun göstergesiydi.. Masaya oturdu.. Sabahtan kalan şarabından bir bardak aldı ve yudumladı.. Her yudumda maziyi deşen zihni, yine...
Bir tabut korkutmaz insanı; eğer içinde değilse.. KK
Geç saatte evin yolunu tutmuştum. Dışarısı çok soğuk ve aynı orantıda boştu.. Çöpün kenarına bırakılmış çöp poşetlerini kediler parçalamakla meşguldü.. Birilerinin çöpü birilerinin umudu.. Hayat bu şekilde bir denge kuruyor olmalı.. Yoksa iyilik kötülükle, yoksul zenginle bir orta yol...
Kinyas ve Kayra
Beni derinden etkileyen özel kitaplardan biridir Kinyas ve Kayra.. Kitabın içinde aslında üç bölüm bulunmaktadır. Birinci bölüm ikisini kapsar. Diğer bölüm Kayra vardır sadece. Üçüncü bölümde de Kinyas sahnededir.. Her sayfa zihnimizde, film sahnesi gibi net bir şekilde oynamaktadır.. Bu...
Kördüğüm kelimelerim..
Herkesin yaşayacağı günler belli.. Bazı anlar öyle geçiyor ki ömrüm, bir saniye bir yıl gibi tükeniyorum.. Ilık cümleler soğuk yüzlerle karşılanıyor ve tam on sene çöküyorum karanlıkta.. Tıkanıp kalıyorum bazı köprüleri kurmadan hemen önce, ya da yola çıkmadan yoruluyorum, ölüm...
Kayıp
Bütün özgürlüklerimizi kaybediyorduk, doğarken kesmiştik kanatlarımızı, gülüşlerimizi savaşlar almıştı, sesimiz bir çığlığın ertesinde kısılmıştı, Bir mermi aldı canımızı, Gönlümüzü de güzel kadınlar.. Bütün sevgilerimizi kaybediyorduk, Kavga çıkıyordu, Kan akıyordu, çiçekler soluyordu ve güneş kapkara bulutların ardında esir düşüyordu.. Bütün çocukları...
Hava Çok Soğuk ve Ben Seni Çok Seviyorum
Soğuktu, Ortalama her evin bacası tütüyordu.. Belki de bir tek bizim evlerin tütmedi bacaları, Ve geceler boyunca titreyişlerimizin ardından, gelen bir bahar gibiydi sevgilerimiz.. Seviyorduk işte.. Aşkın büyüsüyle yatıp, sevda rüyalarıyla uyanıyorduk.. Dışarıda hala fırtına esiyordu, Birileri hala içiyordu, Biz...
Sararmıştı yapraklar, benim hüznümden midir?
İğreniyorum insanların yaptıklarından.. Kendimden iğreniyorum, çevremde olan her şeyden nefret ediyorum.. Gün ışığından, gecenin karanlığından.. İçtiğim biradan, içmediğim sigaradan nefret ediyorum.. Anlamıyordu hiç biri beni.. Ben her şeyi anlamaya çalışırken, hiçbiri beni anlamıyordu.. İyi bir çocukluk geçirmiştim.. Zorlu yıllarım olmuştu.....
Kırık bir tabakta çorba içme telaşıydı yaşadıklarımız.. Ne doyduk adam akıllı, ne de masa temiz kaldı..
Değişemiyordu.. Hep aynı yaraları kaşıyor ve hep kanatıyordum, küçük bir çocuk misali.. Korkaktım belkide; yada bencil.. Hep aynı hataları yapıp hep aynı yataklarda ağlıyordum.. Bir sürü denklemin ikileminde bir hayatı mahvediyordum.. Neden böyleydim ve neden aksilikler peşimi bırakmıyordu? Hiç bilmediğim...
Geceye Düşülen Notlar-23
Gitmenin telaşını taşıyan bedenim, gitme fikrini kabullenmiş olsa da içime yer eden burukluk canımı sıkıyor.. Eski şehirlerin yeni insanlara fazla geldiğini düşünüyorum.. Eski benliğimizin yeni bilincimize fazla geldiği gibi.. Bir gazete kadar saçma fikirler türeten öyle budalalar var ki.. Ve...
Dünyanın Son Kahramanları
Bu keşmekeşlikte yabani otlar misali girdiler hayatlarımıza, Biz çay demlerdik, olmadı iki fincan kahve yapardık, Ve oturur karşılıklı içerdik.. Bu yolda yüreğimizi oyar gibi girdiler oyunlarımıza, Tavlada bir sen yenerdin bir ben, Beraberliğe yürürdük bu hayatta hep, Ve hırslarımız yokken...
Silinen Bir Yazının Ardından..
Koskoca bir sessizlik kaldı şehirden arda kalan.. Ve henüz yeni kaplamıştı gökyüzünü bulutlar.. Böcek cızırtıları ve denizin bitmek bilmeyen uğultusuydu içime dolan.. Tek tük geçen arabaların mekanik sesleri olmasa ölmek için en mükemmel anlardan birisi olabilirdi.. Ama yaşarken mükemmele ulaşamamışken,...
Biliyorsun..
Birkaç hüzünlü şarkıydım ben, Sense gözyaşıydın.. Hep kavuşuyor, hep sevişiyor, arada dövüşüyorduk.. Güneş eşlik ediyordu gülüşlerimize, Yağmur meydan okuyordu hüzünlerimize, Sonbahar geliyordu ayrılıklarımıza, Biz baharı düşlüyorduk.. Üzerimizde bir şey yoktu bulutlardan başka, Ve sen gülümsüyordun yanındayım diye.. Özgürce yaşadığımız ne...
Ölüm yazıları-1
Onca yılın biriktirdiği kirin yanında, ilk doğduğum günden baya bir eksik olmalıyım.. Ömür tüketiciler hayatın her köşesini işgal etmiş vaziyette olduğundan, çok da mücadele etme şansına sahip değiliz.. Gecenin dinginliğini kavramakta güçlük çeken çiftler geçiyor yanımdan.. Ve önümdeki çeşmeden su...
Sallama Çayın Buğusuyla..
O güzel kadınları, o yakışlı erkekler götürdü ve sokağa yalın ayak çıkan bir çocuk gibi çaresiz bıraktı bizi bu şehir.. Kumsala koştuk birileriyle.. Üstümüzde hiçbir şey yoktu.. Çırılçıplak özgürlüktü bize sunulan ve bileklerimize kadar kilitlenmişken bu dar boğaza lanet okuyorduk.....
Kadınlarımız..
Bir kadını sevmek; uzun bir yola çıkmak gibidir, ya da bir ameliyat masasına uzanmak gibi gelir, gider,döner, koşar, batar, çıkar, doğar yeniden.. Bir kadına sarılmak; güneşin o yaz sıcağıdır, bir özlemdir çocukluğumuzun sevinçlerine.. Bir kadına vurulmak; dokuz milimetrelik...
Geceye Düşülen Notlar-22
Aynadaki yansımama bakıp çocukluğumdan ne kadar uzaklaştığımın ayrımına varıyordum.. Bir süre öyle kayıtsız gözlerle izledim yüzümü.. Yüz hatlarımı, kirpiklerimi, alın çizgilerimi, kırışıklıklarımı ve bu yaşımda erken beyazlamaya başlamış saçlarımı.. Zamanın insanlara verdiği ızdırapların en hızlı yansımasını yüzlerden ve tabi ki...
Düşerken omuzlarım çocukluğumda..
Böyle günlerde, kana kana susar bakışlarım.. Ve çığlıklar yankılanırken acil köşelerinde, Bir ölüm, bir kalım davasının tam ortasında, Kuytu bir köşede saklanır bulurum çocukluğumu.. Bir gece yarısı gelir ölüm, Bir gün ortası vurulurum, Bir sabah yelinde yeniden çığlıklar atarak açarım...






