O köpekte...

O köpekte …

O köpekte …

Siyah beyaz fotoğraflarda anlamsız bir huzur buluyorum. İçimde rengini yitiren şeylerin mi etkisidir, yoksa şairin dediği gibi renklerin kirlenmesinden midir bilinmez… Anlamsız kavgaları bırakalı epey bir zaman oldu. Kabuğuna çekilmiş bir kaplumbağa çaresizliğiyle savrulduğum -savrulduğumuz- şu dünyada çok da önemsenmeyecek bir hayat sürdürüyorum -sürdürüyoruz-. Bir heves giriştiğim -giriştiğimiz- şeyler boş vaatlere dönüşüyor. Sanki dört bir yandan boş vaatlerle kuşatılmamış gibi bir de kendi kendimi -kendimizi- bu girdabın içinde baskı altına alıyorum – alıyoruz. Sanırım boş vaatlerden sıkıldım. Artık sizin adınıza da konuşmayacağım. İster üstünüze alınır, ister tatlı bir uykunun içine salınıp güzel rüyalar görmek için dualar edersiniz… Orası size kalmış…

Sanırım artık herkes aynı şeylere gülüyor, aynı konuları konuşuyor ve farklı açılardan herkes kendini haklı, güçlü, erişilmez, marjinal, muhalif, yancı, şarkıcı, sanatçı, insan, düşman, politik, apolitik görüyor. Ha bir de fanatikler var; siyah, sarı, beyaz, kırmızı, yıldızlı, yıldızsız, sponsorlu, şikeci, en büyük, çok büyük, pek büyük, yok büyük!

Sanırım yaşlandım. Her şey gözüme pek güç geliyor. Her şey çok mu hızlı değişiyor, herkes pek mi biliyor, herkes çok mu geziyor? İçimden akıp giden cümlelerim mideme kramp olup inerken, aparkatla kaç kişiyi nakavt edebilirim diye iç geçiriyorum. Sanırım silahlanmalıyım, topu tüfeği kuşanmalıyım, bu çılgınlıkla başka türlü mücadele etmek güç… Ve ihtiyar heyeti, asık suratlarıyla her gün sokak aralarında pusular kurarken yaşanacak yıllarıma, ben utanmadan hayaller kurabiliyorum. Yarınlara dair…

Abartıyı sevmem… Sanırım yasaklandım. Kartlar hileli dağıtılıyordu masamda. Görmezden gelseydim, pastanın iyisini yiyebilirdim. Elimizde sevgimiz kalmıştı. Masum, tutarlı ve her şeyden farklı… Her şerde üstüne çullanmayı arzulayan şeytanları gördüm, bildim, tanıdım. Yüzleri yoktu, bir kere olsun içten gülebilselerdi belki zafer bizimdi… Biz kimdik? Sahi tanıdığım masalların hiçbiri insanı anlatamamıştı bana. Tanımadığım gerçeklerin paslı hançeri inerken sırtıma, en bilindik yalanlara kanan milyonlarcası utanmadan sırıtıyorlardı. 

Konuşmayı sevmem… Sanırım akıllandım… Her cümle kısa bir sessizliği bozsun diye çıkıyordu ağızlardan. O ağızlardan ne haramlar geçiyordu… İşine gelen, işine geldiği şekliyle avuçluyordu hileyi. Kestirme yolları bilen herkes biraz içindeydi bu işin. Ama toz kondurmuyorlardı onurlarına. Kim bilir kaç yaşında gömmüşlerdi, hangi yol ayrımında satmışlardı, nasıl bir vaat döndürmüştü gözlerini?

Bakışmayı sevmem… Sanırım aydınlandım… Ne yaparsa yapsın tek gerçek gözlerin içindeydi ve bakmasını bilen her şeyi apaçık orada görebiliyordu. Güçlü görünenin ne kadar güçsüz, ahlak elçisinin ne denli ahlaksız, cesur diye salınanın korkak, şeref diyenin şerefsiz olduğunu görüyor, biliyor, anlıyordu bakmasını bilen…

Bugün bir köpek boylu boyunca oturduğum masanın yanına uzandı. Bir süre keçelemiş tüylerini ve kuyruğunu yaladı. Ardından kanlı gözleriyle etrafı süzdü. Onu gören kediler, bir süre korkulu gözlerle bakıp ardından yollarını değiştirdi. Köpeğin gözlerinden akan yaşlardan haberdar değillerdi kediler. Kediler ona baktığında devasa bir köpek görüyorlardı. Ben ise çaresizliğimizi görüyordum o köpekte…

O köpekte...

İnstagram hesabımı takip edebilir, diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz. Ya da her neyse…

– O köpekte …

Benzer Yazılar

  • Hayat çok basit

    Hayat çok basit Uzaklaştığım şey, aslında beni ben yapan en mühim şeydi. Günlük boş sohbetlerin ve bir türlü kurtulamadığımız gündemin savurduğu ruhuma sahip çıkmak neredeyse imkansızdı. Hoşnutsuzluklar her yeri sarınca insan bir çıkış yolu arıyor. Ekonomik zorlukların da üstümüze yığılmasıyla neredeyse nefes alamaz hale gelen ruhumu huzura ulaştıracak şeyin bundan 10-15 sene önce gece gündüz…

  • Yaşama dair, yaşamın ötesinde…

    Yaşama dair, yaşamın ötesinde… Yağmurlu bir İstanbul… Aklımdan bin türlü şey geçiyor. Evde iki kedi var. Etrafımda çeşitli şımarıklıklarıyla dolanıyorlar. Korsan farklı bir evde, kalabalık insanlar ve kendinden büyük bir kediyle yaşadığı farklılığa uyum sağlamaya çalıyor. Şaşkın, evin sahibi… Kendinden küçük bir kediyle nasıl oynayacağı konusunda gelgitler yaşıyor. Bir süre sonra belirsizlikler silinip bir uyuma…

  • Pencerelerden Dışarıya Bakan Gözler

    Pencerelerden Dışarıya Bakan Gözler Uzun süredir yazmakta olduğum, bitirmeyi düşlediğim romanımla ilgilendim bugün. Farklı dosyalar açtım bilgisayarımda. Farklı bir çalışma yöntemi geliştirip uygulamaya başladım. Notlar aldım. Notlar sildim. Bir günü daha pencerenin önündeki masamda nihayete erdirdim. Kulağımdaki kulaklıktan “Grandma on the Roof” akıp gelmekte ruhuma doğru… Bir gün daha biterken, karşı apartmandaki ihtiyar çiftle göz…

  • Hayata Dair Yazılar: Değişim…

    Hayata Dair Yazılar: Değişim… Eksikleri tamamladıkça, hayatın doğal akışına bırakıyorsun kendini. Üstesinden geldiğin tüm zorlukların bir üst mertebeye ulaştırdığı oyunun farkına varıyorsun. Ama her süreç tereyağından kıl çeker gibi atlatılmıyor. Boğuştuğun hayat süreçleri, kafanda büyüdükçe büyüyor. Öyle koy veremiyorsan hayatı, mesela bu yüzden gece yastıkla boğuşuyorsun. Sanki bütün dertleri akıttığın bir su gideri gibi. Ama…

  • Neden Bilmem

    Anlamsız gelen şeyler, anlamını yitiren şeyler ve diğer şeyler… Yapış yapış bir ağustos gecesi. Uykuya saygısızlık etmekte direnen ben. Biraz ağrılı, biraz kaygılı ve uzunca bir süredir boşladığım bu bloğun başına geçip temiz bir sayfayı cümlelerle doldurma niyetindeyim. Yanıbaşımda Yoyo, az önce Korsan’la olan koşuşturmacasından yorgun düşmüş beni seyrediyor. Arada –göz göze geldiğimizde– anlamsız sesler…

  • Beklediğim Gibiyim – Büyük Ev Ablukada

    Beklediğim Gibiyim – Büyük Ev Ablukada Boş zamanlarda boşluklar yaratma telaşının içinde geçip giden her şey, gelip yığılan her şey gibi anlamsızlaşıyor. Eskide kalmak, çocuk kalmak, sızıp kalmak, bakıp durmak… Bir yerlerde mutlu bir şeyler var. Uzanıp koparasım geliyor. Çirkinleşmek bu mudur? Güzele düşman olmak? Dönüp dolaşıp vardığımız yer, yıllarca kaçmaya çalıştığımız yerse? İçimden akıp…