Hayat çok basit

Hayat çok basit

Uzaklaştığım şey, aslında beni ben yapan en mühim şeydi. Günlük boş sohbetlerin ve bir türlü kurtulamadığımız gündemin savurduğu ruhuma sahip çıkmak neredeyse imkansızdı. Hoşnutsuzluklar her yeri sarınca insan bir çıkış yolu arıyor. Ekonomik zorlukların da üstümüze yığılmasıyla neredeyse nefes alamaz hale gelen ruhumu huzura ulaştıracak şeyin bundan 10-15 sene önce gece gündüz aralıksız bir hale gelen yazma eylemine sarılmak olduğunu geç de olsa fark ettim. İnsanların acımasızlıklarını, ego savaşlarını, adaletsizlikleri ve daha pek çok acınası hali bir döngü halinde yaşadığımız şu dünyada sığınacak bir yeri olmalı insanın. Ben cümlelerin içinde dik bir duruş sergileyerek bunu bulmuştum yıllar önce. Fakat sistem dediğimiz şu garabet beni de eleğinden geçirdi. Boş vermenin kusursuz rahatlığı içinde amacımı ve hayallerimi unutmaya başladım. Herkesin içinde büyüyen o boşluk benim içimde de hızla büyüdü ve bu günlere geldi. Şimdi o boşluğu yeniden doldurmam gerekiyor. Yoksa boşluk beni esir alıp istemediğim yerlere taşıyacak ve aynaya baktığımda tanıyamadığım bir yüz göreceğim. Bu sebeple ne olursa olsun yazmam, anlatmam gerek. Hiç kimse okumasa da yazmam, hiç kimse dinlemese de anlatmam gerek. İnadına yaşamak, inadına anlatmak!

Bugün evin huzurlu ikliminden uzaklaşıp dışarıya çıktık. Kalabalık her şeyi bir kenara bırakmış bir Pazar gününde alelade hayatlarını kafelerde, AVM’lerde, parklarda sürdürüyor; dahası her şeye rağmen bir günü daha sevdikleriyle geçirip güne anlam katmaya çalışıyordu. Biz ise geleceğin belirsizliğine inat hayaller kuruyorduk sevdiğim kadınla. Birbirimizin umudu, birbirimizin en iyi dostu olarak yarınlarda hayalini kurduğumuz şeylere tutunuyorduk. Birbirimizden öğrenecek ne kadar çok şeyimiz vardı. Birbirimize neler katmıştık…

Şimdi evde herkes bir köşede; Korsan uyuyor; Sevdiğim, bir romanın derinliklerinde ilerliyor ve ben cümlelere sığınıyorum. Hayat çok basit, karmaşa istemediğimizde…

İnstagram hesabımı takip edebilir, diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz. Ya da her neyse…

Benzer Yazılar

  • Arada

    Peşinen söyleyeyim; hiçbir şeyin önemi yok! Sancısını çektiğim düşlerin büyük bir kısmı bugün benim için bir şey ifade etmiyor. Dünüme mi yabancılaştım, yoksa dünden bir ders çıkarıp yeni yollara mı saptım bilmiyorum. Bir şeyleri daha az önemsiyorum artık. Etiketler, sayılar, hashtagler, onlar, bunlar, taraflar, taraftarlar, takımlar, anlatılanlar, anlaşılanlar, yorumlar, dakikalar, falanlar ve tabii ki filanlar……

  • Hayata Dair Yazılar: Değişim…

    Hayata Dair Yazılar: Değişim… Eksikleri tamamladıkça, hayatın doğal akışına bırakıyorsun kendini. Üstesinden geldiğin tüm zorlukların bir üst mertebeye ulaştırdığı oyunun farkına varıyorsun. Ama her süreç tereyağından kıl çeker gibi atlatılmıyor. Boğuştuğun hayat süreçleri, kafanda büyüdükçe büyüyor. Öyle koy veremiyorsan hayatı, mesela bu yüzden gece yastıkla boğuşuyorsun. Sanki bütün dertleri akıttığın bir su gideri gibi. Ama…

  • Geceyi anlamlı kılan…

    Bazen imkânsızlıklarla çevrilidir hayatın. Dikenli teller girmiştir sevdalarına ve izin verilmeksizin yaşamaktasındır hayatı… Ya da hayatın ölmekle geçecektir, zira böyle yaşanmaz!!! Direniş sabahlarına uyanırsın, kanlı pusularında kâbuslar görür ağlarsın. Bu hayatın sevimsizliğini gördükçe kahrolacaksın! Gece yarısını çoktan geçmiş ve sokakların uykusu henüz başlamıştı… Huzur dolu bir karanlık… Sabahın koşuşturmacalarından öte gecenin soğuk ve tehlikeli sessizliği……

  • Neden Bilmem

    Anlamsız gelen şeyler, anlamını yitiren şeyler ve diğer şeyler… Yapış yapış bir ağustos gecesi. Uykuya saygısızlık etmekte direnen ben. Biraz ağrılı, biraz kaygılı ve uzunca bir süredir boşladığım bu bloğun başına geçip temiz bir sayfayı cümlelerle doldurma niyetindeyim. Yanıbaşımda Yoyo, az önce Korsan’la olan koşuşturmacasından yorgun düşmüş beni seyrediyor. Arada –göz göze geldiğimizde– anlamsız sesler…

  • Tek Tanık Martılardı

    Tek Tanık Martılardı Anlamlı cümleler kurmak isterdim. Yağmurun yağışındaki anlam kadar anlamlı cümleler… Bir şeyleri değiştirebileceğime inansaydım eğer… Fakat anlamını kaybetmiş cümlelerle dolu bir bavul taşıyorum. Büyük planların ortasında kalmış bir oyuncağım oysa. Sırtımın yükünü kâğıttan bir gemiye yük ettim. Seyrediyorum batışını. Suskunluk geçiyor içimden. Trene atlamış askerler. Bilindik güzel hikâyelerle avunuyor dört bir yanım….

  • Son Bulan – Bölüm 4: Peşinden Koştuğun Duygu

    1.Bölüm İçin Tıklayın 2.Bölüm İçin Tıklayın 3.Bölüm İçin Tıklayın Sohbet ilerledikçe, ihtiyar gençleşmeye başladı. Önce bembeyaz saçları siyahlaştı, ardından yüzündeki çizgiler silindi, dişleri beyazladı. Tersine giden bir şeyler vardı. Sanki ihtiyar konuştukça, tüm yükünü bana yüklüyor; yükü azaldıkça da rahatlıyordu. Bir süre sonra, ihtiyarlamış ben ile gençleşmiş bir ihtiyar oluverdik. İşleyişin bu olduğunu kavradım. Karşımdaki…