Yazınsal Çukuru...

  • Geceye Düşülen Notlar-22

    Aynadaki yansımama bakıp çocukluğumdan ne kadar uzaklaştığımın ayrımına varıyordum.. Bir süre öyle kayıtsız gözlerle izledim yüzümü.. Yüz hatlarımı, kirpiklerimi, alın çizgilerimi, kırışıklıklarımı ve bu yaşımda erken beyazlamaya başlamış saçlarımı.. Zamanın insanlara verdiği ızdırapların en hızlı yansımasını yüzlerden ve tabi ki ellerden anlarsınız.. O yüzden önce yüzünü ardından da ellerini incelerim yeni tanıştığım bir insanın.. Bana…

  • Düşerken omuzlarım çocukluğumda..

    Böyle günlerde, kana kana susar bakışlarım.. Ve çığlıklar yankılanırken acil köşelerinde, Bir ölüm, bir kalım davasının tam ortasında, Kuytu bir köşede saklanır bulurum çocukluğumu.. Bir gece yarısı gelir ölüm, Bir gün ortası vurulurum, Bir sabah yelinde yeniden çığlıklar atarak açarım gözlerimi dünyaya.. Kahrolurum, mahvolurum, Seni yeniden bulurum.. Sevdiğim, ölümdaşım, düş ortağım.. KorsanKalem 12.50 24.07.13

  • Ölmek hiç bu kadar ızdıraplı ve zor olmamıştı!

    Ağızlarını doldura doldura nasıl uşaklık ettiklerini anlatıyorlardı.. Nasıl kabullendiklerini haykırıyorlardı sağa sola.. Anlamaktan, algılamaktan çok uzaktaydım her birini.. Akışını izlerken bir derenin, öylece süzülen balıkların saflığına gülümsüyorum.. Pek çok şey oluyor.. Dünya dönüyor.. Uyanıyoruz ya da uyuyoruz fark etmez.. Kulağımıza çalınan birkaç ezgiden aldığımız tadı hiçbir muhabbetten alamıyoruz mesela.. Ve insanlar tokalaşmaktan bile uzak iken,…

  • Mutsuzluğu en başından seçmek..

    Doğarken mutlu değildik.. Yaşarken de öyle.. Mutlu da ölemeyeceğimizin farkındayız.. Yaşıyoruz.. Bir geminin sallantısında, bir trenin gürültüsünde.. Yaşıyoruz; sıcağında,soğuğunda.. Yaşında, gülüşünde yaşıyoruz.. Öylece izlerken gökyüzünü, tuhaf şeyler oluyor çevremizde.. Bir çocuk gülümsüyor misal ve bir ümit doğuyor içimizde.. Ektiğimiz çiçek açıyor bir an.. Bulutların arasından güneşi görüyoruz.. Yeşil yanıyor.. Bir ıslık çalınıyor kulaklara.. Bize seslenilmediğini…

  • Saçmalayan yazılardan biri..

    Eskiden yazı araçları azdı, kağıt bulunmazdı ve yazacak ne çok şey vardı.. Şimdilerde kalemler,kağıtlar falanlar filanlar, yalanlar arttı, yazacak şey kalmadı.. Diyoruz da, dolu kitabevi var.. Habire osuruktan kitaplar basıyorlar.. Büyük bir mağazanın bir köşesine yığılıp bayatlamış besinlerden daha ucuza satılmak için basılan kitaplar.. Ben böyle durumlarda marketten tuvalet kağıdı alırım.. Kıçımı silmek için.. Vasat…

  • Bar geceleri..

    Bunca kelime nasıl çıkıyordu ağızlardan? Ve bu sesler ne karmaşık! Her masada ayrı düzen, her masada ayrı dünya vardı.. Güzel kadınlar, çirkin erkekler, keller, basurlular ve bel fıtığından muzdarip enayiler.. Sol kolu kangren olmuş bir ihtiyar bile vardı.. Kimse öbür şişede ne olacağını bilmiyordu.. Bir kız henüz çıkmıştı tuvaletten ve kusmaktan gücü kalmamıştı neredeyse.. Ama…

  • Bir el silah sesi duyuldu, karanlıkta..

    Bazen arka arkaya sıralanan felaketleri sadece izliyorum.. Uykusuz, yorgun ve beş parasızlığımla dimdik yürümeye çalıştığım sokakları anımsıyorum.. Umurlarında olmadığım kesindi, benim de umursadığım söylenemezdi.. Kadınlar biraz daha güzel, erkekler ise biraz daha yakışıklıydı hepsi bu.. Alnımdaki çizgileri, saçlarımdaki akları ve üzerime sinen şarap kokusunu saymazsak iyi bile sayılabilirdim.. İyi olmadığımı biliyordum, bir çabam da yoktu…

  • Darmadağınık..

    Denizin serin sularında uslandırıyordum bedenimi.. Bir ara uyumuşum, genelde böyle olur.. Sızar kalırım yani.. Bir süre yüzerek yorarım kendimi ve sahile vurdum mu bir balina gibi, sıcağında etkisiyle oracıkta uyurum bir ölü gibi.. Sıcak düşler görürüm o vakit, suların aktığı ve uygun renklerin bir araya geldiği bir tuval misalidir rüyalarım, deniz kenarlarındaki.. Buralarda hava birden…

  • Geceye Düşülen Notlar-21

    Tam da böyle oldu.. Bir öfke gecesinde sarıldım şişelere.. Saat gece yarısını çoktan geçmişti.. Ve çevrede bir sürü insan evleniyordu.. Geceye düzüşle başlayacak bir sürü genç çift.. Şerefe gençler.. Bir yanda düğünler bir yanda ölümler.. Size hiç adaletten bahseden oldu mu?  Sokaklarda park etmiş arabalara küfürler ederek evin yolunu tuttum.. Kahrolası insanlar yazın akın ediyordu…

  • Bu kalplerde direniş(diriliş) vardır!

    Parlak ayakkabılarıyla gelmişlerdi.. Tiril tiril takım elbiseler giymişlerdi.. Ve kolonya kokuyorlardı.. Parlak saçları ve yüzleri vardı.. Kısa heriflerdi.. Kalın cüzdanlar taşıyorlardı.. Konuştukları tek şey işti.. Paradan başka bir düşünceleri yoktu.. Öylece geliyorlar, yiyip içiyorlar, ceplerini doldurup başka yerleri zaptediyorlardı.. Yanlarında durmam bile benim için büyük bir mücadele gerektiriyordu.. Yüzlerine bakmak ve göstermelik sevecen tavırlar takınmak…

  • Çalıntı bir kalemle yazılanlar..

    Akşamüstü duramadım evde.. Nedenini bilmiyorum.. Deniz kenarındaki bir banka attım kendimi. Denizin o ürkek çırpınışlarının verdiği huzuru tadıyordum.. Bank sıradan bir banktı işte.. Hemen arkamda metal spor aletleri vardı. Yürümekten aciz bir sürü insan salak salak hareketler yapıyorlardı o aletlerle birlikte.. Serbes’in kitabını yudumluyordum deniz eşliğinde.. Hava serindi ve gün batıyordu aynı doğallığıyla.. Ülkenin dört…

  • Hiç bilmiyorum..

    Her yanı toz sarmış bir evin içinde yaşam savaşı veriyordum.. Her şey; ben de dahil, pisti.. Kendi kokumdan iğreniyordum ki zaten kendimden iğrendiğim gerçeğini yüzüme vurmak için pis kokuyordum.. Tırnaklarım eğri büğrüydü, hayatımın da bir farkı yoktu tırnaklarımdan.. Hiç bu kadar kötüleşmemiştim de! Sigara kullansaydım eğer, yatağa bile sigarayla girerdim.. Bir zamanlar fena alkoliktim.. Alkol…

  • Teşekkürler Türkiye, her nerede uyutuluyorsan!

                    Sıkılmıştı yumruklar.. Üniversite okuyan yüzlerce cılız genç bir bütün olmuştu.. Ve karşılarında zırhlı birlikler vardı.. Kasklarının altından pis pis sırıtıyorlardı.. Yüzlerce genç ”özgürce” okumak adına çıkmıştı sokaklara.. Ve hükümetin eğitim politikasını eleştiriyorlardı.. Gençliklerinin ateşiyle yürüyorlardı.. Ellerinde pankartlarla, dikine dikine ilerliyorlardı..  Ve ardı arkasına uyarıyordu zırhlı birlikler.. “Durun yoksa…

  • Ve zamanı geldiğinde “ feleğin tekerine çomak sokarım”..

    Öyle bozuktum ki aslında.. Yüzümdeki göstermelik gülüşlerle dolandım aranızda.. Öyle kırıktım ki, öyle dağılmıştım ki; her yana öyle saçılmıştım ki toplanmaya, durulmaya ve yeniden kurulmaya gücüm yoktu aslında.. Gökyüzü de meymenetsizdi ve toprak aynı kokmuyordu.. Öyle geceleri sabah ettim ki, ölmek neymiş denilesi zamanlardı.. Ve kıçımın üzerinde, tutarsız bir telefonun, bir kapının ya da çalabilecek…

  • Geceye Düşülen Notlar-20 (Geçit Yok!)

                Gök maviliğinde uçuşan bulutların hemen altında birbiriyle yarış içindeki iki kuş öyle özgürdü ki.. Kendi esaretimizin farkına varmamı sağladılar.. Ve yol çizgileri bitmek bilmiyordu.. Gökyüzü gibi sonsuzdu o çizgiler! Yemyeşil ormanların arasından süzülüyorduk.. Kıpkırmızı toprak üzerindeki yemyeşil ağaçlar süslüyordu doğayı.. Tükenen bizlerdik doğanın karşısında.. Tükenen gençliğimizdi, arabalarımızın ömrüydü ve yakıt…

  • Filmin sonunda adam ölüyor beyler..

                    Tutarsız kelimelerin eğikliğinde yürüyordum, o tipine sıçtığımın sokaklarında.. Renkleri solmuş duvarların yüzlerine bakıyordum ve kan revan evi buluyordum.. Kapı her zamanki gıcırtısıyla açılıyordu ve yüz yılların yorduğu insanoğullarından biri olarak süzülüyordum.. Ağzım bozuktu.. Yemek bozuktu.. Düzen bozuktu.. Ve hiç bozulmayan birkaç dostluk ve koca bir aşktı payımıza düşen…..

  • Her şey öyleydi işte..

    Her şey öyle dağılmıştı ki, toplamaya ne vaktimiz vardı ne de bir yol.. Ya yakacaktık her birini, veyahut basıp geçecektik insan yığınlarının üzerinden.. Her şey öyle karışmıştı ki, ne anlamaya vaktimiz vardı ne de anlamlandırmaya.. Ya silecektik tüm defterdekileri, veyahut devam edecektik yazmaya.. Her şey öyle dolanmıştı, öyle düğümlenmişti ki birbirine, çözmeye ne vaktimiz vardı…

  • Yılların Getirdiği..

                    Uzun otobüs yolculuklarında, geçtiğimiz ağaçları sayardım.. Daha doğrusu saymaya çalışırdım.. Ağaçların yaprakları, dalları, çeşitleri umurumda olmazdı.. Onlar benim için sadece sayıyla ifade ettiğim birer oyuncaktı.. Ve hızlı geçilen o karmaşık yollarda, sayamadığım ağaçlar için eklemeler yapardım.. Çok geçmeden cama düşen başımı, annem kendisine yaslayıp o sıcak uykuya dalmamı…

  • Sonuçsuzluk çıkmazı..

    Kimsenin okumadığı yazılar yazmak.. Hanidir yazmıyorum.. Yazdıklarımı paylaşmıyorum.. Hiç kimsenin de umurunda değil tabi bu.. Kendi ikilemlerimi ve buhranlarımı aktaracak değilim buraya.. Değersizliğimizin altını çizmek istiyorum aslına bakarsanız.. Günün, haftanın, ayın yoğunluğu; beynime yükleniyor.. Kimseye zaman ayıramıyorum.. Arabalar geçiyor yanımdan, insanlar, çocuklar.. Gözlerim yerde, öylece geçiyorum yanlarından.. Tüm kalabalığa inat görmemezlikten geliyorum.. Zira kafam o…

  • Sıçarken denizin içine, kirli bir mavilik çekiyordum içime.. KK

    Bir papatyanın üzerine çamurlu botlarınızla bastığınızdan beridir kirlidir yeryüzü.. Ve barış hayalleriyle yapılan tüm savaşlar kutsanmıştır.. Oysa barış, her yurttaşın doğumundan ölümüne kadar dinlemeye ve özlemeye muhtaç olduğu belki de tek hayaldir.. Köşe başlarını tutan o karanlık adamların bir eseridir dünya.. Ve yaratım süreci anlamsızdır.. Sınavlar ve kurallar.. Sadece müzik vardır, masmavi gökyüzündeki sonsuzluktur, yaşam…..