edebiyat

  • Hayat Bayram Olsa…

    Hani bir şarkı var ya: Şu dünyadaki en mutlu kişi Mutluluk verendir Şu dünyadaki sevilen kişi Sevmeyi bilendir Şu dünyadaki en bilge kişi Kendini bilendir Şu dünyadaki en soylu kişi İnsafa gelendir Bütün dünya buna inansa Bir inansa hayat bayram olsa İnsanlar el ele tutuşsa Birlik olsa Uzansak sonsuza Keşke bu şarkıdaki gibi bir bayram…

  • Yalnız gidersin eve

    Yalnız gidersin eve, Ve yalnız geldiğini hatırlarsın bu dünyaya Işıklı sokaklardan geçerken, Nöbetçi eczanedeki kalfa uyuklamaktadır. Oturduğun rakı masalarında yine aynı hikâyeler anlatılmıştır Ve sen de yine aynı hikâyeni anlatmışsındır ilk günkü gibi Hikâyeler bir süre sonra sıradanlaşır Ve ilk defa dinliyormuş gibi yapılır, çaktırma! Yalnız gidersin eve, Yanılmışsındır çünkü, Sana sunulanla Senin istediklerin arasında…

  • Geceye Düşülen Notlar-29

    Geceye Düşülen Notlar-29 (Bu şarkıyla okursanız sevinirim) Yıldızlar kadar güzeldi yüzü… Ben hiçbir yıldızı yakından görmedim. Teleskopla da bakmadım hiç. Kavrayamadım gerçekliğini. Uzmanlara göre bundan yıllar yıllar öncesinin yansımalarını görüyormuşuz hala. Yani demek oluyor ki belki gökyüzü sandığımız kadar parlak değil. Belki gördüğüm yüz, sandığım kadar güzel değil. Ama inanmak istiyor insan. Sarsılırken hayata karşı…

  • Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

    Boş bir sayfaya bakıyorum bir saattir. Solitare oynadım, ardından Freecel… Neden yapıyorum bunu bilmiyorum. Zamanımı bu iki oyunla baya harcadığımı düşünüyorum. Ya da zaman öyle ya da böyle geçiyor işte. Durduğunu gören oldu mu bilmiyorum. Gelip geçici yaşanmışlıklar üzerine kurulu bir sistem nihayetinde! Bir süredir tek bir cümle bile kurmadım hayata dair. Dergiyle uğraştım. Epey…

  • Keşke olmasaydı bu şarkılar

    Bir dağın zirvesi, Bir düşün kırığı, Bir yangının alevi, Kaldı elimizde… Yaşadıklarımızı düşünüyorum da, Ne düşkünmüşüz birbirimize.. Parmak uçlarına bile anlamlar yüklemişim! Keşke diyorum, Keşke bu şarkılar olmasaymış! Bir çölde doğsaymışım mesela; Seraplarla bezeli bir ömürde, Kendimi şeyh ilan etseymişim.. Nasıl bir çağda yaşıyoruz bir düşün, Utanmıyor musun sen de gördüklerinden? Tanık olmak en büyük…

  • Bir nehir kana bulanır

    İçinden şiirler akan bir nehirim ben, Apansız ölüp giden bir mısrayım. Tutuşmuş evim, yanmışım. Amansız bir kavgaya kapılmışım. Oyuncağı kırılmış bir çocuğum ben, yitip gitmiş oyunlarım eski bir mahalle kahvesinde. Küçük bir kıza tutulmuş, ve kocaman bir adam olmuşum bir günde… Kırık dökük ne varsa midemde, gönlümde ve gözümde, bir başıma bu yalnız, bu karanlık…

  • Sokak Aralarında Yağmura Yakalandık

    Ve evet yağmurlar yağıyordu Bir düş kuruyordu adam Kadın uyuyordu En gerekliyken yıldızlar kayboluyordu Bir köpek ulumasıydı beni buraya getiren Bir kuşa özlemdi belki de Umutsuzluğa düşüyordu insan Yağmura kanıyordu Mutluluk şimdi, Karanlık odalarda Koca bir rüya görüyordu..                                  …

  • Gökçe tabi, başka ne olabilir ki?

    Bu şarkı eşliğinde okumanız dileğiyle : Beni Vur Oysa ben bu gece, tüm her şeyi bir kenara bırakıp sana seni anlatacaktım. Ama sen, benim gözümden hiç görmedin ki kendini… Uydurma davaların, uydurma hâkimlerinin yargılarına kandın. Oysa komplonun kralı, bana kurulmuştu bu puşt hikâyede. Oysa ben valizimi toplarken, senin tüm çürümüş sevgilerinden sevgi beğeniyordum ve bir…

  • Değişir Dünya…

      Ve ben tüm bu çaresizliğe rağmen, bir çocuk gibi koca bir umut büyütüyorum bu dünyaya dair. Geçen her gün, yiten tüm insanlar ve olan tüm kötü olaylara rağmen hem de… Kırık bir şarkıya sığınıyorum tüm bu günahlardan. Kaldırımlardan aşağıya düşüyor gençliğim ve kimi zaman dizlerim kanıyor. Ama hiç önemsemedim ki bu yaraları ben.. Ama…

  • Sımsıkı Sarıldığım

    Ekmek kırıntılarını taşıyordu karıncalar Ve kırık döküktü sevdalar Aşklar da yarım yamalaktı işte Sokağın hüznüne mi dalmalıydı? Yoksa, yine aynı evlerin karanlığında mı son bulmalıydı gece? Oysa ağzımızda heceleyemediğimiz sözcükler barınmaktaydı, Dokunamadığımız ellere inat hem de! Sevda güzel bir kadın adıydı bu mertebede… İnsanlar bir gün daha mutsuz kılınıyordu semtin her köşesinde! Kaldırım hüznüydü bu,…

  • Şemsiyelere de lanet olsun şu hayatta!

    Aynı şemsiyenin altında, ıslanmıyorduk. Ama ben ıslanmak istiyordum. Güneşin bulutlar ardına gizlendiği her gün ıslanma taraftarıydım. Şemsiyelere o yüzden karşıydım. Islanmaktan korkuyordu. Sanki eriyecekti hanımefendi. Sonra ben durduğumuz yerden uzaklaştım. Yağmurun içine doğru… Sokağın birinde ıslanıyordum. Mesaj attı. “Nereye gittin be adam?” yazmış. Cevap yazamadım. Dokunmatik ekranların en büyük gazabından biri bu… Islanınca yazamıyorsun.  Yazamayınca…

  • Ben payıma düşen her şeyi kabul ettim…

    Bir süre sonra, hepsinden, her şeyden, onlardan, bunlardan yoruluyorsun. Yüzüne baktığın kim varsa mutsuz. Elini tuttuğun kim varsa kırılmış dört yanından… Her gün umutsuzca nihayete eriyor. Neyi bekliyorum, niye bekliyorum bilmeden… Bilmemek en acı verici şey aslında. İnsan bilmeyince içinde hep karanlık bir yerler kalıyor. Bir süre sonra bilinmeyen arttığından, haliyle o karanlık da artıyor….

  • Dostlar biriktirdim; ince, zarif, tertemiz yürekli…

    Günler saman alevi gibi geçmekte. Geriye bakınca ne çok hikaye yitmiş ya da içimizde bir yerlerde kalmış, biriktirmişiz eski hikayeleri… Dünya dönüyor, yazma ve yaşama telaşlarımız içinde bir sürü dost ediniyoruz. Eski dostlukların o tatlı nüanslarını yakalamak belki güç. Belki çok uzağız birbirimizden. Ama insan attığı adımların sorumluluğunu bildiği takdirde; yani insan olmanın bir sorumluluk…

  • Belaların boyunduruğu altında..

    İnsan kendi ittiği bir insanı düştü diye sorguluyorsa, büyük bir yanılgı vardır ortada. Ben tüm yalınlığımla kalbimi açtım ve sonuçta sevgisiz bırakıldım. Ama benim bundan sonra yaşadığım hiçbir şeyi sorgulanmaz kıldı bu durum. Yani artık bir kuştan daha da özgürdüm. Ve özgür olacağım… İnsanlar basit ve sıradan. Bu yüzden çok kolay sorguluyorlar kendilerinden olmayanları… Oysa…

  • Biz dağ adamları; çok yorulduk!

              Ruhundan orospu çıkan bir güruhtuk Şapkadan tavşan çıkaran zihniyete inat Deştiğimiz her toprak parçasından kemik parçaları çıkıyordu Çaresiz eşlik ediyordu rakımıza sigara hazretleri Bir gün daha nihayete ererken, Kaç kadının canına mal oluyordu erkekleri? Ve tüm bu erkekler, öldürdüklerine inat bir kadın tarafından dünyaya getiriliyordu… Adını bilmediğimiz ülkelerde insanlar, insanca…

  • İzmarit yanıkları

    Usul usul yürüyorsun. Elindeki siyah poşetin içindeki şişeler birbirine vuruyor inadına. Sanki sokaktaki tüm pencereler senin aciz bedenini izliyor. Ve şişeler birbirine her vuruşunda sanki belediye, halka sokağa bakması için baskı yapıyor! Sense heybetli apartmanların yanında kendini daha bir ezik hissediyorsun. Yol uzuyor, sen kısalıyorsun ve yağmur hep, böyle olmadık zamanlarda yağmaya başlıyor. Yazdıklarının en…

  • Bir kadın

            Bir kadın var, uzakta ve yakın bildiğim kederimle eş bir durakta Gökyüzü maviliği, Gecenin karanlığı Gün yüzü boşlukları ve sahte bir gülümsemenin acı ama gerçek hüznü Kederimin iç sesi, sırdaşı, dert ortağı uzağı yakın eden, bir kadın var ve bildiğim bir gülümsemesi beni, onu, bizi var eden; gerçek.. KorsanKalem 11.11.2014 23.20…

  • Konuşan ben değildim ve dublörüm henüz daha bir çocuktu…

    Öyle kederli bir tutarlılıkla izlerken denizi; ki ben tutarlı bakarım genellikle, tutarsızlığım bizzat kendi küçük hikayemdedir. Denize ve gökyüzüne baktığımda gördüklerim; bulutların ve sert dalgaların dışında, insanlığın bu değerli şeyleri nasıl olup da paylaşamadığını sorgulamama neden olur. Hiç bir sorgunun ardından bir yargıya ulaşamam genellikle… Ve genel geçer fikir akımlarının çöplüğüne dönmüş bu gezegende edebiyattan…

  • 1 Eylül-Dünya Barış Günü

    Olmayan her şeyin bayramı var ne garip.. Bugün barış günüymüş dünyanın.. Barışalım o vakit.. Bir adam selfie çetkiyor köprüde, Hemen ardında, birazdan intihar edecek adamla birlikte Barış diyorduk değil mi? Barışalım.. Manşetler iç açıcı olmayabilir.. Misal bir adam eşini bilmem kaç yerinden bıçaklasa da bugün 1 Eylül? Barışacağız! Türlü dolaplar dönüyor, döndürülüyor; Türlü aldatmacalarla kandırılıyor…

  • Göz yaşları..

    Ayak bileğinde ufak bir kesik vardı ve nefes kesen bir de halhal.. Hiç öyle gülmemişti kimse yüzüme.. Ve hiç güneş bu kadar ısıtmamıştı bedenimi.. Binlerce dize vardı aklımda.. Ve yeniden şekillenmiş yüzlerce şiir. Ama o an her birisi birbirine girdi. Kayboldu sözcükler ve ilk o gün kekeledim konuşurken. Belki beni hep böyle hatırlayacaktı, belki de…