BİZİM ÇOCUKLUĞUMUZ

Dünya olanca pisliğiyle dönmeye devam ediyor.. Sistemler karmaşık, planlar adi.. İnsanlığa dair yakışmayan ne varsa bugün sokaklarda, dünyanın dört yanında kaydedicilerin gözleri önlerinde yapılmakta.. Ve aptal kutuları dünyayı sarmış, ağababalık sanalı hastalık haline gelmiş.. Süreçler çok daha hızlı işler hale gelmiş..

Bizim çocukluğumuz böyle değildi.. Bizler saf ve tertemiz duygularla büyüdük.. Bizim en büyük hayalimiz bir bisikletimizin olmasıydı.. Kumbaralarımızda öyle namuslu paralar biriktirirdik ki! Beş dakika daha fazla oynamak için, evin balkonuna hiç kafamızı kaldırmazdık, annemizle gözgöze gelmemek için.. Çok hırpalardı sokaklar bedenimizi.. Ama biz düşe kalka yaşamayı öğrendik.. Benim belki değildi ama bir çok arkadaşımın yamalı pantolonları vardı.. Biz markaya,cakaya,spor ayakkabısına önem vermezdik.. Bakmazdık üstünde ne var diye! Biz yüreğine bakardık dostlarımızın.. Sağlam, mangal gibi yüreği olan dostlarımız vardı bizim.. Misal Mardin’de 1.sınıfta iken.. Zeynel güçlüydü, döverdi beni.. Babası zengin Mardin Ağası! Kaç kere beni kollayan aynı sınıftaki ikiz kardeşlerdi.. Kaç kere yediler benim için dayak. Küçüktük, çocuktuk ama.. Ama o gün paraya pula tamah etmeyeceğimize yemini etmiştik. Etmedik de hiç! Etmeyecektik de!

Yüreğimizi pahalı bir markanın getireceği dostluklara kapalı tutmuştuk biz! Nerden geldiğimizi hiç unutmayacaktık! Biz onlar gibi olmayacaktık.. Sistemin paralı köpekleriydi onlar.. Kalpsiz çakallar! Timsahlar! Biz şerefli büyüdük, namusluyduk! Dini bütün değilim! Bunu inkar edecek de değilim! Ama çalmadım hiç, adi, şerefsiz olmadım! Olmayacağım.. Ölsem, ölümlere gitsem değişmem.. Biz böyle büyüdük, bizim sevdalarımıza markaların gösterişi bulaşmadı hiç.. Gülüşünü sevdik, gözlerini.. Hiç kıyafetiyle adam saymadık kimseyi.. Şerefin en büyüğünü çöp arabalarının arkasında olan çöpçülerde gördük biz.. Aslında kokan tertemiz şerefti..

Zengindi onlar evlat.. Cakalıydı.. Parfümünü satın alamazdın.. Çeşit çeşit kokuyordu.. Pırıl pırıldı elbiseleri, ütülü.. Yanlarına yaklaşılmıyordu havalarından.. Adam saydılar.. Bizim çocukluğumuz ekmeği bölümşmeyi öğretmişti, bencilliği onlarda gördük.. Kibirli suratları, aşağılayan bakışları vardı.. Evet zengindiler, emperyal şirketlerin logoları süslüyordu bedenlerini.. Biz logolara tamah etmeyecek kadar yürekliydik.. Bol sıfırlıydı cepleri.. Ama asıl sıfır olan kalpleriydi.. Görmediler…

Şimdinin çocukları da görmüyor işte.. Yüreksiz, şerefsiz ve adi bir hayatı, pohpohlayan ve benliklerinin içine kadar sokan bir ağ ile çevrililer.. Değer yargıları neredeyse hiç yok! Edebiyat, müzik, tarih ve dünya hakkında en ufak yorumları bile yok.. Kalıcılıktan öte, sanal yaşantılarına hapsolmuş, hayattan bir haber ve çok boktan yaşıyorlar.. Özellikle 95 ve sonrası doğumlular, bu dünyanın sonunu getirecek.. Bu dünyanın içine edecekler.. Çocukluklarını bile yaşayamadan büyüyen yada büyüdüğünü sanan bu nesil, ne yazık ki okumadan araştırmadan sorgulamadan yaşıyorlar.. Emekten, ahlaktan, bakış açılarından bi haber büyüyorlar.. Onlar için atlayacağı leveller, markaların logoları, popiler dünyanın getirileri, saç stilleri, cakaları, tavırları çok çok önemli.. Herşeyin en çoğunu isteyen ve kendilerinin bu dünyada vageçilmez olduğunu sanan egolarıyla, arkadaş ilişkilerinin yüzeyselliği ve iğrençleşen bir yılışık hali ve aile ilişkilerinin tamamıyla sorunlu olmasını da göz önüne alırsak, aslında bugünün çocuklarının yapayalnız kaldıklarını çok iyi anlayabiliyoruz..

İşte çarpık dünyanın, vurdumduymaz zenginlerinin yarattığı ve devam ettirdiği siktiriboktan-yavşak-maddiyatçı-ahlaksız-pis-kokuşmuş-robotlaştıran-sıradanlaştıran yönetim anlayışının meydana getirdiği; sinmiş,takıntılı, sorunlarla dolu,bilgisiz,cahil günümüz çocukları..!

Biz iyiki de bizim yaşadığımız çocukluğu yaşamışız, iyiki de o günleri görmüşüz, ulan tahtaya çaktığımız çivilerde para ile gol atıyorduk lan biz! Uzun bir sırığa at gibi üstüne binip mahalle mahalle geziyorduk! 9 kiremit vardı, hayatımızın ekşını.. Saklanbaç vazgeçilmez.. Tebeşirle çizdiğimiz kutularda seksek oynardık. Kızlar ip atlardı, ben beceremezdim, ama usul usul izlerdim, aşık olurdum.. Biz oyunlarda sevdik birbirimizi, hergün telaşla çıktık, akşamlara kadar boşuna mı eve gitmeyişimiz! Sevdik oyunları hep, oyunlardaki arkadaşlarımızı.. Biz iyiki de bizim yaşadığımız çocukluğu yaşamışız, iyiki de o günleri görmüşüz. Sıcak günlerdi ve sevgi kokardı sokaklar..

KorsanKalem 21.11/28.10.11

Benzer Yazılar

  • Yeni Kararlar..

    Nefesim kısıldı öylece, kelimeler boğazıma takıldı, gözlerim yaşardı ve beni ben yapan şeyin ne olduğunu sorgulamaya itti hayat bugün.. Ne amaçlar ve hayallerden sonra gelinen bir durak.. Bugün Yusuf bana “olum sen böyle çok yaşayamazsın” dedi.. Oysa ben şu kirli deniz için bile yaşayabilirdim koskoca hayatı.. Sadece kızgınlığım ve bocaladığım nokta bize, insanlara dikta ettirilenlerdi…..

  • “Gecenin tam üçünde..”

    “Düz değil düzen değil az değil ezen değilBoz değil bozan değilBir gül biter içimde içimde içimdeTam bildiğim biçimde biçimde biçimdeOy gecenin tam üçünde gecenin tam üçündeSevda gibi kanımda can verirken elimdePençe gibi düşümde uy değil uyku değilUy değil uyku değilBir gül biter içimdeGecenin tam üçünde Can değil canan değil er değil eren değilGeç değil erken…

  • Yoktan..

    Boş bir ekrana, bomboş gözlerle baktığım olur bazen.. Anlamsız ve bir o kadar uzun.. Anlamın ne olduğu konusunda şüphelerim var.. Yıldızların çokluğu ve parlaklaklığı ne kadar mana yüklüdür mesala? Ki ben yıldızları severim, çok bakarım göğe.. Görenler bir anlam veremez, ama görenler için yaşamadığım kesin.. Hiçbirşeyin umrumda olmadığı çok açık.. Sevginin harcandığı bir dünyayı kale…

  • Boşladım..

    Dün çok eğlendim, bir cafede deli gibi içilen biralar ve hep birlikte söylenen şarkılar.. Bazen hüzün bazen de sevinç dolu şeyler.. O gecenin anlatabilinecek tek güzel yeri oydu. Çok içtim.. Eve nasıl geldim nasıl yattım bilemedim,saat sabahın 4’ü olmuş.. İşe geciktim yine.. Sıkıldım.. KorsanKalem Görüntüleme: 350

  • Böyleyken böyle oldu…

    Amasra epey kalabalıktı bugün.. Kalabalığın içinde derin bir yalnızlık ve üşüyen bedenim.. Kafamın içinde tirilyon tane soru işareti. Anlamsızlaşan bakışlar, hafif dalgalı bir deniz.. Öğle vakti yaptım kahvaltımı.. Telefonuma anlamsız bakışlar atıyorum. Ama çalmıyor işte.. Annem bile aramıyor.. Denize kederli bir bakış atıyorum. Evet biliyorum, nefes almak huzur verici.. Sevmek de bir o kadar uzak…..

  • Greenpeace nükleer enerjiye neden karşı

    Nükleer enerji geçen 60 yılında hiçbir sorununa çözüm bulamadı. Güvenlik açıklarından, atık sorununa, artan maliyet ve inşaat sürelerine kadar pek çok konuda harcanan milyarlarca dolara rağmen nükleer enerji dünyamızın en kirli ve riskli enerji kaynağı olmaya devam ediyor. Aslında çoktan 20. yy’ın işe yaramaz teknolojileri arasında yerini alması gerekirken birileri bize tekrar tekrar nükleer enerjiyi…

One Comment

  1. Öfkeli ve samimi, “biz neymişiz be!” dedirtiyor şimdilerde…

Comments are closed.