Eskiler

  • Boşladım..

    Dün çok eğlendim, bir cafede deli gibi içilen biralar ve hep birlikte söylenen şarkılar.. Bazen hüzün bazen de sevinç dolu şeyler.. O gecenin anlatabilinecek tek güzel yeri oydu. Çok içtim.. Eve nasıl geldim nasıl yattım bilemedim,saat sabahın 4’ü olmuş.. İşe geciktim yine.. Sıkıldım.. KorsanKalem

  • İnsan..

    Şu yada bu sebeplerden dolayı bir süre yazı yazanadım, öncelikle bu yüzden affınıza sığınıyorum..  Ve hemen yazmalara koyuluyorum. İnsan.. Bu dünyaya insan olarak geldik.. Kendimize insan diyene kadar hep hayvanları taklit ettik. Sonra bir sıfatla üstünleştirdik kendimizi: Düşünen hayvandık hepimiz! Evet düşünüyorduk ve o halde vardık! Felsefe yaptık.. Ama etik anlayışımız biraz düşündürücüydü! Yargılar yetiştirdik….

  • Yazdım işte,öyle..

    Annem doğum günlerimize çok önem verirdi.. Hiç eksik etmedi yaş pastamızı. Her yaşgünümüzde pastayı keserken,mum üflerken, ilk lokmayı ağzımıza atarken çekildiğimiz fotoğraflar vardır.. Hersene aynıydı.. Sıkıcı gelirdi.. Ama beterin beteri varmış. Bu gün onu anladım. Sıkıcıydı ilk defa doğduğum gün..  Zaman geçmek bilmedi.. Yalnızlaştıkça yalınlaştım.. Askerler nöbet değiştikçe kutladılar doğum günümü telsizlerden.. Güzel bir hava…

  • Doğum günüm..

    Bir sene daha büyüdük, bugün 30 nisan.. Doğmuşum bir gece vakti. Açmışım gözlerimi şu koca dünyaya.. Zaman bildiğiniz üzre hızlı geçiyor. Büyüdük, koşturduk,yorulduk,aşık olduk.. İşimizi aldık elimize.. Günler öyle yada böyle geçiyor işte.. Dünya çocukluğumuzda i gibi değil ne yazık ki.. Herşey kötüleşti. Şimdi diyorum ki, keşke o günlere dönsem.. Oyunca arabalarımla koca bir dünyam…

  • Yorma beni..

    Yorma beni.. Henüz yeni duruldum, daha yeni nefes alabiliyorum doğru dürüst.. Yorma beni güzel kız, çık git odadan, kalbime telaş sarma, nafile bu heyecanlar, insanlar mutlu olamayacaklar! Daha yeni terim kurudu, git.. Mecalim yok artık koşturmaya, Yorma beni güzel kız.. Ben şimdi bacaklarımı uzatıp, Cem Baba dinleyeceğim, işim var, yemek yemeyeceğim! Günlerce odamdan çıkmaya niyetim yok! Takatim…

  • Çöp Kutusundaki Birikintiler ve Kafamın İçindeki Kelimeler..

    Ağababalık sanalında,  korsankalemin korsankelamları üzerine ve çöp kutusunun kenarında biriken, hiç alınamayan pislikler hakkında yazmak istiyorum. . Ne gereksiz ne mantıksız bir konu! Oysa yazılması gereken ne önemli şeyler var değil mi? Savaşlar hakkında yazılmalı mesela? Misal ülkemdeki yapılan usulsüz, adaletsiz sınavlar hakkında yazılabilir, ya da Başbakanın Çılgın Projesi hakkında çıldırın çıldırın İstanbul için çıldırın…

  • Böyleyken böyle oldu…

    Amasra epey kalabalıktı bugün.. Kalabalığın içinde derin bir yalnızlık ve üşüyen bedenim.. Kafamın içinde tirilyon tane soru işareti. Anlamsızlaşan bakışlar, hafif dalgalı bir deniz.. Öğle vakti yaptım kahvaltımı.. Telefonuma anlamsız bakışlar atıyorum. Ama çalmıyor işte.. Annem bile aramıyor.. Denize kederli bir bakış atıyorum. Evet biliyorum, nefes almak huzur verici.. Sevmek de bir o kadar uzak…..

  • Bizler..

    BİZLER Savaşın çocuklarıydık.  Bu yüzden hızlı yaşadık dünyayı..  Tattık ölümü,çabuk..  Tüm ekonomik krizlerin bedellerini ödedik! Tüm kavgaların tozunu çektik ciğerlerimize.  Biz yokolmuş şehirleri gördük, bombalanmıştı.. Koskoca gökdelenler yapmışlardı, Ve bir plan uğrunda vurmuşlardı bir eylül vakti! 12 sinde eylülün tersine dönmüştü yaşam! Eylüller fenaydı hep yani, Bir ideal uğruna çok dost yitirmiştik.. Çok küfür işitmiştik…

  • Şimdi..

    Yalın bir halde,Ahmed Arif dinlerken,Şimdi,düşeyazdı mısralar,aklıma takıldı…Askerler nöbet tutuyor,Hastalar ilaç alıyor,Sevgililer kur yapıyor,Şimdi akşam oluyor,Ölüler mezarlıklarda yatıyor!Bir adam vuruluyor,bir bebek doğuyor,Sevinç gözyaşları var hastahanede,hüzün gözyaşları da..Birileri benden bahsediyor,birileri gazel okuyor,Şimdi sıcak bir odada, delinin biri;şiir yazıyor,Yola çıkıyor yolcular,İstanbul’da bir trafik kazası oluyor,Trafik bu bildiğin gibi..İzmir’de yağmur yağıyor,Amasra üşüyor,Ankara pavyonları birer ikişer doluyor,Sokak çocukları bali parası…

  • Şimdi bana “A guzum” demeyecek misin?

    Uzun bir yolculuktu. Severdim aslında yolculukları. Ama bu kedere yolculuktu, ölümün hüznüne ortak oluş yolculuğuydu. O yüzdendir ki, anılar aklıma gelip durdu.. O eski güzel günleri düşündüm.. Her yaz giderdik köye, anneannelerin evine. Ben hep köy derim ama beldedir, Pelitköy.. Güzel,şirin bir belde. Dedem Mehmet, anneannem Mesiha. Ömürlerini mücadele etmekle geçirmiş, haramdan uzak, zeytinin nimetlerini…

  • Benden selam bekleyenlere!!

    Biz parayla pulla, makam ve rütbeyle değişecek insanlar değiliz! Selam vermediysek eğer, ölümün şaşkınlığındandır! Bana hesap sorma cesareti gösteren adam! Sen bana başsağlığı diledin mi ki? Ne zaman adam oldun, ne zaman selam bekler oldun! Bizim ne burnumuz havadadır ne de insanlara havadan bakarız. Sen ki yapmadığın adilik kalmamışken benden selam alabileceğini sanıyorsan ve göz…

  • Huzursuzluk..

    Bir çarşamba daha geçti.. Kısa süre önce çekilmezdi çarşambalar.. Cehennem azaplarıydı anlayacağınız! Ne acı vericiydi o günler. Ama geçiyor be vakit. Gidiyor günler birer ikişer.. Yaşanıyor öyle yada böyle günler. Nisan yağmurlu geçiyor. Hüzünlü soluk. İster istemez yüzümüze yansıyor. Ama biliyorum ki güneş doğacak, yakındır.. Gelse mi yaz bilemedim. Hani gülümseyebilecek miyim, deniz kenarında? Nasıl…

  • Meydan Okuyorum!!!

    boşvermişim dünyayı hoşgelmişim dünyaya bir nefes almışım hayattan başım dönmüş.. hiç olmamıştım böyle, şimdi dimdiğim! Yıldırımlar düşerdi bendenime, adeta yiğit bir paratöner gibiyim! Yitip gidenlerin yasını tuttum bu zamana, şimdi filizleniyorum, yeni bir ben, yine bir ben oluyorum! Şimdi genelin içinde özelim; özelin içinde ise genel! Saftım,sustum,sindim; yada öyle gibiydim! yüreğimi serdim, size! çiğnediniz! şimdi…

  • Susam..

    Bir saattir ekran açık öylece bakıyorum.. Ne yazmalı diye. İlk olarak sağlıktan falan bahsetmeyi düşündüm sıkıcı geldi. Zira her sabah evlerimize saçma kutulardan sağlıklı yaşam önerileri sunuyor, yetkililer.. Aşktan da bahsetmiyeceğim. Sıradanlıktan uzak yazmak istiyorum bugün.. Nisan vasat geçiyor, yazınsal olarak.. Ama bir yazar daha katıldı sitemize. Madam Hale.. Güzel şeyler bekliyorum. Bakalım merakla köşesindeki…

  • Bir yazı..

    İşe verdim kendimi bugün, yordum bedenimi; dikenlere savurdum orağı.. Düşünmüyorsun böyle yaparak. Ama güzel oluyor, inanın bana. Toprağa elin değdimi bir parçası oluveriyorsun. Sonra zaman geçiyor. Dünya dönüyor.. Yeşermişti heryer, bahar kokuyordu, toprak kokuyordu. İster istemez yüzüm gülüyordu. Bizim çocuklar durmadan kavga ediyordu. Onları yönetmek gayet zor. Hamza var bir tane. Gülüyor adam sürekli. Çok…

  • Boşveriş…

    Boşvermişlikten öte, bişey düşünmüyorum şuan.. Boşverdim yani. Hani büyük idealler falan! Kim için? Ne için? Neden? Sokakta dilenen bir çocuğa neden dönüp bakayım ki! Neden üzüleyim Libya’ya, Irak’a, Filistin’e? Kılım neden kıpırdasın yani! Boşuna boşverdiğimi biliyorum. Yapamıyorum işte, acıyor içim! Herkez gibi değilim napayım.. Yoruldum ama artık, hani boşverdiklerim var, evet.. Gözgöze gelmiyorum artık.. Gözlerim…

  • Ölüm Ölüm Dediğin..

    Baş ağrılarım yeni yeni belirdi daha, oysa ben kalp ağrılarından sakınmıştım. Hastalıklar bulaşmıştı bedenime, böbreklerim sancılanmıştı.. Yapayalnız bir odada yediğim bisküvilerin şişkinliğini taşıyordum. VE Amasra’ya çökmüş sisin gizemini.. Kaç kere not defterini açtım-kapadım. Yazasım gelmedi. Fena bir durum! Verimliliğim düşmekte.Aslında doğal bir durum bu, zira İzmir’den Bartın’a uzunca bir yoldan geldim, ve nöbetteyim.. Uzun süre…

  • Kadın ERKEK eşitliği!! (Şuraya otur!)

    Erkek oturacağı yeri gösterir “Geç şuraya otur!” Kadın dolmuşun içindekilere sapıkmış gibi bakıp, adamın gösterdiği yere oturur! Bu bir gözlemdi. Bana ait bir gözlem. Gayet açık ve netti! Üzerine yazılacak da birşey yoktu aslında! Erkekler çok güçlüydü ve kadınlara itaat etmeleri söylendi! Yazıyordu ama yasada eşitsiniz siz! Eşit olsalardı, gösterir miydi erkek kadına oturacağı yeri?…

  • Bu düzen beyler düzeni imiş…

    Bunlar Bunlar tatlı-tatsız yorgunluklar, tatlı-tatsız koşuşturmacalar; bunlar yarının telaşı, sevdanın aceleciliği bunlar; göz yaşının gülümsemeyle mücadelesi! Bunlar safsata, bunlar bir savaş bir mücadele! Yolllara, yolculuklara çıkma davası! Direnip, boyun eğmeme davası bunlar! Bunlar yalan dolan, bunlar yanlış doğru kavgası, ve ünlem nokta münasebeti… Yitirelen sadece dünya değildi.. İnsanlar insanlıklarını , sevdalar sevdalıklarını yitirmişti.. Dolmuştu ciğerlerimiz…

  • Yaşıyoruz Herşeye Rağmen..

    Alkolin bedenime verdiği uyuşukluktan ötürü,mantıklı düşünme yetimi bir süre önce yitirdim. Yarın bir otobüs yolculuğuna çıkacağım. Yol uzun.. Ne yazayım işte, bilemedim.. Hiç havam yok bugün! Her zamanki monotonluk.. Yaralayıcı bir yalnızlık. Mal mal telefona bakmanın hüznünü yaşamak fena be. Yalnız olduğunu hissettiriyor çalmayan telefonlar.. Tek telefonlar da değil.. Aman salla gitsin, iyiyiz işte. Ölmedik…